Hollanda’da 432 Avukattan Gazze Çağrısı: Barolar Birliği Soykırıma Sessiz Kalmamalı
Hollanda Barolar Birliği’ne (NOvA) bağlı farklı etnik, dini ve politik arka planlara sahip 432 avukat, Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı meslek örgütlerinin sessizliğini sert bir dille eleştiren tarihi bir açık mektuba imza attı. Söz konusu mektup, baro başkanına e-posta yoluyla iletildi. Avukatlar, uluslararası hukukun ve evrensel insan haklarının ciddi biçimde ihlal edildiği bu süreçte, NOvA’nın suskunluğunu eleştirerek harekete geçme çağrısında bulundu.
Bu çağrının içinde, Hollanda’daki Türk toplumunun yakından tanıdığı avukatların da yer aldığı bildirildi. Konuyla ilgili olarak dergimize özel açıklamada bulunan Av. İbrahim Yıldırım, bu mektubun sadece hukuki bir tepki değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir duruşun yansıması olduğunu ifade etti.
“Gazze’de Hukuk Ayaklar Altında, NOvA Sessiz Kalmamalı”
Avukatlar, NOvA’nın geçmişte Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı hukuk dışı uygulamalara karşı net ve sert açıklamalar yaptığına dikkat çekerek, Gazze’deki soykırıma ilişkin sessizliğin çifte standart anlamına geldiğini belirtti. Mektupta, İsrail’in Filistin halkına yönelik sürdürdüğü saldırılar, altyapıların kasti olarak yok edilmesi, sivil halkın açlığa mahkûm edilmesi ve insani yardımların engellenmesinin uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.
“Barolar Susarsa, Hukuk da Susar”
Mektupta yer verilen ifadeler oldukça çarpıcıydı:
“Bugün Gazze için konuşmayan bir baro, yarın başka bir hukuk ihlali karşısında da sessiz kalmaya mahkûmdur.”
Avukatlar, Gazze’de yaşananların yalnızca bir savaş değil, sistematik bir etnik temizlik ve soykırım olduğuna dair güçlü delillerin ortaya çıktığını belirtti. Bu çerçevede, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler raportörleri, Human Rights Watch ve Amnesty International gibi kuruluşların da benzer tespitlerde bulunduğuna dikkat çekildi.
“İsrail’in Uygulamaları Uluslararası Hukukun İhlalidir”
Avukatlar, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana yürüttüğü askeri operasyonun, sadece sivilleri hedef almakla kalmadığını; aynı zamanda hukuk sistemini, mahkemeleri, avukatlık ofislerini ve tüm adalet altyapısını da yerle bir ettiğini vurguladı. Mektupta şu ifadeye yer verildi:
“Gazze’de avukatlık mesleğini icra etmek imkânsız hale gelmiştir. Hukuki ve insani altyapı tamamen yok edilmiştir. Bu, uluslararası hukukun apaçık bir ihlalidir.”
“Sessizlik, Vicdanları Yaralıyor”
Hollanda hükümetinin ve müttefiklerinin sessizliğine de dikkat çekilen mektupta, “Bu sessizlik, hukuk camiasının vicdanını derinden yaralamaktadır,” denildi. Ayrıca Hollanda Anayasası’nın 90. maddesinde yer alan “uluslararası hukukun teşviki” ilkesine atıfta bulunularak, devletin bu sorumluluğu yerine getirmemesi eleştirildi.
“NOvA’yı Diyaloğa ve Adalete Davet Ediyoruz”
432 avukat, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir yükümlülükle bu mektuba imza attıklarını vurgulayarak, Hollanda Barolar Birliği’ni şu adımları atmaya davet etti:
“Adaletin Sesi Susmamalı”
Avukatlar, Gazze’de yaşananların uluslararası kamuoyunun gözleri önünde cereyan ettiğini, artık “yorum yapmamak” ya da “tarafsız kalmak” gibi bir lüksün bulunmadığını ifade etti. “Adaletin sesi susmamalı” çağrısıyla bitirilen mektup, yalnızca Hollanda’da değil, Avrupa genelinde de yankı uyandırmaya aday görünüyor.
Av. İbrahim Yıldırım: Bugün Gazze için konuşmayan bir baro, yarın başka bir hukuk ihlali karşısında da sessiz kalmaya mahkûmdur
21 Mayıs 2025 tarihinde, Hollanda Barolar Birliği’ne (NOvA) hitaben kaleme alınan ve 432 avukatın imzasını taşıyan açık mektup, hukukun evrensel değerleri adına önemli bir çağrı niteliği taşıyor. Mektupta, Gazze’de yaşanan ve insanlık vicdanını derinden yaralayan soykırıma karşı NOvA’nın sessiz kalması sert bir dille eleştiriliyor.
Avukatlar, NOvA’nın geçmişte Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’deki hukuki gelişmeler konusunda net tavır aldığını hatırlatarak, Gazze’deki vahim duruma karşı sürdürülen sessizliği çifte standart olarak değerlendiriyor. Mektupta, İsrail’in sivil halka yönelik saldırıları, sağlık ve adalet altyapısının kasıtlı olarak yok edilmesi, insani yardımların engellenmesi gibi eylemlerin uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulanıyor.
Birçok ülkenin barosu, bu süreçte baro olmanın asli sorumluluğunu yerine getirerek Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuş, hukuki sürecin işlemesini sağlamıştır. NOvA gibi, hukukun beşiği olarak görülen bir ülkedeki meslek örgütünün, dünyada benzeri görülmemiş bu soykırıma karşı elindeki hukuki araçları kullanmaması, hem baroların kuruluş amacına hem de hukukun evrensel değerlerine terstir.
Bu çerçevede, farklı etnik, dini ve politik arka planlara sahip 432 avukat, yalnızca meslek etiğinin değil, insanlığın gereği olarak inisiyatif almış, NOvA’yı bu tarihsel suskunluğunu bozarak harekete geçmeye davet etmiştir. Zira avukatlık mesleği yalnızca bireysel savunma değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu koruma görevini taşır.
Bugün Gazze için konuşmayan bir baro, yarın başka bir hukuk ihlali karşısında da sessiz kalmaya mahkûmdur. NOvA’nın, uluslararası ve evrensel hukuka bağlılığını gösterecek şekilde, bu çağrıya kulak vereceğine dair umudumuzu koruyoruz.
Tarihsel ve Hukuki Arka Plan
- NOvA'nın Yapısı: Hollanda Barolar Birliği, 1952'de kurulan ve 18.513 avukatı temsil eden bağımsız bir meslek örgütü. Uluslararası alanda IBA ve CCBE üyesi olarak etkin rol oynuyor.
- Benzer Tutumlar: TBB, 2016'da Alman Barolar Birliği'ne yazdığı mektupta, tarihsel meselelerin siyasetçiler değil tarihçiler tarafından ele alınması gerektiğini savunmuştu. Bu durum, baroların evrensel hukuk ilkelerine bağlılığının önemini gösteriyor.
- AB'nin Rolü : AB'nin yeni sığınma kurallarında Türkiye'nin "güvenli ülke" listesinde yer almasına rağmen, insan hakları ihlalleri nedeniyle bu statüsü tartışmalı hale gelmişti.
Amsterdam / Ebubekir TURGUT