Hollanda Diyanet Vakfı (HDV), Hollanda’daki Müslüman toplumu yakından ilgilendiren önemli bir adım attı...
HDV’den Hollanda’da Bir İlk: Arnhem’de Müslüman Mezarlığı Açıldı
ARNHEM – Hollanda Diyanet Vakfı (HDV), Hollanda’daki Müslüman toplumu yakından ilgilendiren önemli bir adım attı. Arnhem kentinde, ülke genelinde bir ilk olma özelliği taşıyan Müslüman mezarlığı hizmete açıldı. Yeni mezarlık, İslam inancına uygun defin imkânı sunarken, Hollanda’da yaşayan binlerce Müslüman aileye sevdiklerine yakın bir istirahat alanı kazandırıyor.

Müslümanlar için defin, yalnızca bir gelenek değil; aynı zamanda dinî bir vecibe olarak görülüyor.

Vefat eden kişinin tabutsuz, sade bir kefenle ve yüzü Kâbe’ye dönük olarak toprağa verilmesi, İslam’ın eşitlik ve tevazu anlayışını yansıtıyor. Ancak Avrupa genelinde bu inanca uygun ebedî mezar bulmak uzun süredir zorluk teşkil ediyordu.

HDV’nin Arnhem’de hayata geçirdiği yeni mezarlık projesi, bu eksikliği gidermeyi hedefliyor.

HDV Başkanı Servet Tiryaki, açılış töreninde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bu mezarlık, sadece bir defin alanı değil; inanç, aidiyet ve insan onurunun bir tezahürüdür. Müslümanlar artık Hollanda’da, yani kendi ülkelerinde, dinlerinin gerektirdiği şekilde huzurla defnedilebilecekler. Bu, hem inancımıza hem de bu topluma olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesidir.”

Son yıllarda Hollanda’daki Müslümanlar arasında, memleketlerine götürülmek yerine yaşadıkları ülkede, sevdiklerinin yanında defnedilme isteği artıyor.

Arnhem’deki Müslüman mezarlığı, bu ihtiyaca hem yasal hem de dinî açıdan uygun bir çözüm sunuyor.

Mezarlık, mezhep ve köken ayrımı gözetmeksizin Hollanda’daki tüm Müslümanlara açık olacak.

Yaklaşık 2.000 kişilik kapasiteye sahip olan mezarlığın, gelecek yıllarda birçok Müslüman aileye kalıcı istirahat yerleri sağlayacağı belirtiliyor.

HDV yetkilileri, bu projenin diğer şehirlerde de benzer mezarlıkların kurulmasına öncülük edeceğini ifade ediyor.

HDV’nin bu girişimi, yalnızca bir hizmet değil; aynı zamanda Hollanda’daki Müslüman varlığının kökleştiğini ve yaşamın her evresinde inançla bütünleşen bir varoluşun mümkün olduğunu simgeliyor.

