Hollanda’nın yeni MVV uygulaması binlerce Türk vatandaşının planlarını altüst etti; mağdurlar seslerini Avrupa’ya duyurmak için birleşiyor...
Bir Güne Sığdırılan Hayat: Ankara Anlaşması İhlali Mağdurlarının İsyanı
Hollanda’nın yeni MVV uygulaması binlerce Türk vatandaşının planlarını altüst etti; mağdurlar seslerini Avrupa’ya duyurmak için birleşiyor.
“Bir gecede her şey değişti”
Hollanda’da kendi kuaför salonunu açmak için iki yıldır hazırlık yapan Gülseren K., 9 Temmuz sabahı aldığı e-posta ile hayatının en uzun gününe uyandığını söylüyor.
“Başvurum reddedildi. Otomatik. Sebep MVV. Yani aslında başvuru hiç değerlendirilmedi… Bir tıkla hayallerim çöpe gitti.”
Gülseren’in anlattıkları, son haftalarda aynı gerekçeyle reddedilen yüzlerce başvurudan sadece biri. Hollanda’nın Ankara Anlaşması kapsamındaki oturum taleplerini “MVV zorunluluğu” gerekçesiyle otomatik reddetmesi, birçok Türk girişimcinin planlarını durdurdu.
“Başvurun incelenmedi bile,” diyor Gülseren, “kalbim sıkışıyor.”
“Evimi kiraya verdim, şirketimi açtım… Şimdi ne olacak?”
Bir başka görüşmeci, 36 yaşındaki yazılımcı Mehmet D., Hollanda’da teknoloji danışmanlığı şirketi kurmak için Türkiye’deki evini kiraya vermiş, müşterileriyle görüşmelere başlamış.
“Hollanda’ya iş kurmaya değil, hayat kurmaya gidiyordum,” diyor.
“Ama devlet bana diyor ki: ‘Geri dön, başvurunu Türkiye’den yap.’ Peki benim burada kurduğum işletme ne olacak? Müşteriler ne olacak?”
Mehmet, kararın yalnızca hukuki bir sorun olmadığını, aynı zamanda insanca yaşama hakkına bir müdahale olduğunu savunuyor:
“İnsanların hayatı dosya numarası değil. Bu kadar basit olamaz.”
Aileler ayrılıyor: “Oğlum her gece ağlıyor”
Röportaj yaptığımız isimlerin çoğu yalnız değil; ardında eş ve çocuklar var.
Hollanda’da yaşayan 9 yaşındaki oğlu ile haftalardır ayrı kalan Neslihan T., bunun sadece bir idari karar olmadığını vurguluyor:
“Çocuklar ayrılığı anlamaz. ‘Anne ne zaman geleceksin?’ diye soruyor. ‘Bilmiyorum’ diyemiyorum.”
Hukuki Belirsizlik: “Bu karar anlaşmayı fiilen işlevsiz kılıyor”
Göç hukuku alanında uzman bir avukatla görüşüyoruz. İsmini vermek istemiyor, ancak tabloyu şöyle özetliyor:
“Ankara Anlaşması’nın amacı, Türk vatandaşlarına iş kurma ve serbest dolaşım alanında kolaylık sağlamaktı. Hollanda’nın uygulaması bu amacı fiilen ortadan kaldırıyor. Otomatik ret, bireysel inceleme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir.”
Avukata göre bu durum yalnızca hukuki değil, diplomatik sonuçları da olan “sessiz bir kriz”.
İmza Kampanyasının Ardındaki İnsanlar
9 Temmuz’dan bu yana yaşananlara tepki olarak başlatılan imza kampanyası, kısa sürede binlerce kişiye ulaştı. Kampanyanın gönüllü sözcüsü Ayhan S. ile konuşuyoruz:
“Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Çalışmak, üretmek, vergi vermek istiyoruz. Bunun için Avrupa Komisyonu’na gidiyoruz. Bu artık kişisel değil; bir topluluğun onur meselesi.”
Ayhan, kampanyanın amacını şöyle anlatıyor:
“Bu ses duyulmazsa, yarın başka bir hakkımız yine sessizce elimizden alınabilir.”
“Bir İmza, Bir Ses”
Mağdurların ortaklaştığı nokta şu: Hayatları bir kararla askıya alınmış durumda. Kimi çocuğundan ayrılmış, kimi işinden, kimi kurduğu işletmeden…
Bu sessiz hikâyelerin ardında tek bir talep var:
Adalet. Kampanyayı başlatanların sıkça tekrar ettiği cümle ise şöyle:
“Bir imza, bir ses… Bir ses, bir hakkın geri kazanılmasıdır.”
Destek vermek isteyenler için imza kampanyası hâlâ açık:
Haber: Tarık OKAN