GURBETÇİ DÖNEMİ BİTTİ, "HAVERMELKELİTE" BAŞLADI


  • Kayıt: 27.06.2026 20:31:05 Güncelleme: 27.06.2026 20:33:13

GURBETÇİ DÖNEMİ BİTTİ, "HAVERMELKELİTE" BAŞLADI

Geçmiş yıllarda Türk toplumunu; hep birlikte aynı düşünen, aynı inanan ve aynı yaşayan tek tip bir kitle olarak gördük ve öyle kalmasını istedik. Ancak bugün karşımızda bambaşka bir realite var. Zamanla bizim düşüncelerimiz mi değişti, yoksa bilinmeyen bir selin önüne kapılıp giden bir "Hollanda-Türk toplumu" gerçeğiyle mi karşı karşıyayız?

Gerçekleri görme ve yüksek sesle dile getirme zamanı geldi. Son yıllarda Hollanda toplumuna uyumun getirdiği hızlı değişimle, çok farklı düşünen, yaşayan ve yepyeni yargı değerlerine sahip olan bir Türk göçmen katmanı oluştu.

Eğitimli, iş ve gelir düzeyi yüksek olan bu yeni nesle Hollandalılar "Havermelkelite" diyor.

Platform Dergisi notu (Havermelkelite Nedir?): Kelime anlamı tam olarak "Yulaf Sütü Eliti" demek. Hollanda'da büyük şehirlerde yaşayan, iyi eğitimli, yüksek gelirli, trendleri takip eden, sol-liberal eğilimli, sürdürülebilirliğe önem veren ve kafelerde inek sütü yerine "yulaf sütüyle" yapılmış kahveler içmeyi tercih eden yeni nesil kentli elitleri tanımlamak için kullanılan sosyolojik bir kavram.

SOSYOLOJİK DEĞİŞİM: HOLLANDA ORTALAMASINI YAKALADIK

Bulunan tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok; ancak yeni, dinamik ve değişken bir neslin geldiği de ortada. Kendi aralarında inanç, yaşam ve gelenek yönünden tamamen farklılaşan bu elit Hollandalı-Müslüman Türk grubu, toplumsal alışkanlıklarda da köklü bir dönüşüm yaşıyor.

Öyle ki; doğum, evlilik ve hatta boşanma oranlarında bile geleneksel kalıplardan sıyrılıp Hollandalı emsalleriyle tamamen eşitlendiler. Yaşanan bu durum bir övünç kaynağı değil, toplumsal yapının ve aile bağlarının ne kadar hızlı sekülerleştiğini ve "Hollandalılaştığını" gösteren çarpıcı bir sosyolojik veri.

Üstelik bu yeni nesil, inanç alanında da daha bireysel bir çizgiye kaydı. Hollanda’da vakıf olarak örgütlenen inanç grupları, yasalar çerçevesinde bağımsız ve özgürce çalışıyor. Yasalar önünde kimsenin kimseye üstünlüğü yok. Geleceğin entelektüel birikimi de tam olarak bu bireysel özgürlüğün, birbirine saygı ve tolerans gösteren bir toplumsallığa dönüştüğü an gerçekleşecek.

AMATÖR KULÜPLE SÜPER LİG'DE TOP KOŞMAZ!

Ancak bu dönüşümün önünde büyük bir engel var: Eski kafa dernekçilik.

Türk nüfusunun yoğun olduğu Hollanda şehirlerinde mantar gibi türeyen yüzlerce vakıf, dernek ve federasyon kurduk. Bölük pörçük örgütlenerek enerjimizi tükettik. Yılların emeğiyle milyonlarca avroluk mal varlıkları, binalar edinildi ama bu kurumlar amatör yönetim kültüründen profesyonel yönetimlere bir türlü geçemedi. Her küçük derneğin veya inanç grubunun kendini diğerinden daha üstün ve kıymetli görme hastalığı, ortak hareket etme vizyonunu baltalıyor.

Amatör bir spor kulübüyle Hollanda Birinci Ligi’nde (Eredivisie) ya da Süper Lig'de top koşturmak nasıl mümkün değilse; bu tabela derneği zihniyetiyle post-modern Hollanda-Türk toplumuna liderlik etmeye çalışmak da ayakları yere basmayan bir hayalden öteye geçemez.

Gurbetçilik bitti, "Yulaf Sütü Eliti" sahada... Ama onları anlayacak, modern sosyolojiyi doğru okuyacak ve profesyonelce yönetecek bir vizyon hala ortada yok!