HOLLANDA KURUYOR: TROPİK SICAKLAR VE SU KAZANLARINDAKİ DÜŞÜŞ
Yüzyıllardır denizden toprak çalarak var olan, "bataklıklar ve kurbağalar ülkesi" (Kikkerland) olarak bilinen Hollanda, tarihinin en büyük ironisiyle karşı karşıya. Yıllarca suyu tahliye etmekle övünen Kuzey Denizi’nin kıyısındaki dev devlet, şimdi göz göre göre kuruyor.
Platform Dergisi, Hollanda’da yaşanan su krizini, kuraklığın tarıma darbesini ve yaklaşan tehlikeyi mercek altına aldı: Kuzeyin göbeğinde yükselen "Su Kıtlığı" (Waterarmoede) ve kuruyan toprakların anatomisi.
Son 10 yıldır Hollanda’da ezber bozan bir "tropik iklim" rüzgarı esiyor. Termometrelerin 40 dereceye dayandığı ülkede, alışılagelmiş yağış rejimi tamamen altüst olmuş durumda. Yeterli yağış alamayan ülkede su kaynakları hızla tükeniyor.
LİTERATÜRE GİREN YENİ KAVRAM: "SU KITLIĞI" (WATERARMOEDE)
Su seviyelerinin düşmesiyle birlikte Hollanda devleti ve ülkedeki 21 Bölge Su İdaresi (Waterschappen) alarm durumuna geçti. Ancak suyun olmadığı bir denklemde, idari tedbirler yetersiz kalıyor.
"Yağmurun Olmadığı Yerde Tedbir İşe Yaramıyor" Hollanda terimlerine girmesi daha önce hiç düşünülmeyen "Su Kıtlığı" (Waterarmoede / Tekort aan het water), artık ülkenin kaçınılmaz bir gerçeği. Suyun ve yağmurun bittiği yerde, alınan bürokratik önlemler var olan kuraklığı engellemeye yetmiyor.
SULU DENİZDEN KAZANILAN TOPRAKLAR SUYA HASRET
Karaman ili büyüklüğündeki (yaklaşık 41 bin kilometrekare) yüzölçümüyle Hollanda, yüzyıllar boyunca denizden su tahliye ederek ve "Polder" çalışmalarıyla toprak kazanarak bugünlerine geldi.
Zwolle’den Amsterdam’a uzanan hatta, Flevoland eyaletinin yeşil düzlüklerinde yaratılan mühendislik harikası, bugün doğrudan su krizinin hedefinde. Yıllarca suyla mücadele edip toprağı sudan arındıran ülke, şimdi kuruyan yeraltı su kaynaklarını geri getiremiyor.
"SU VE SEVGİ OLMADAN ÜRÜN OLMAZ"
İnsanlığın doğaya ve su kaynaklarına verdiği zararın bedeli ağır oluyor. Üretimin ve yaşamın temel kaynağı olan suyun tükenmesi, sadece tarımı değil, doğrudan evrenin doğal dengesini tehdit ediyor.
"Doğal Balansa İhanet Ettik" Bizler daha çok üreterek evrenin doğal dengesine ve su döngüsüne ihanet ettik. Ekmeği, suyu ve geleceği olmayan binaların, taş yığınlarının hiçbir anlamı yok. Yaşamın en temel gereksinimi olan su kaynakları tükenirken, insanlık kendi yarattığı susuzluk krizinin bedelini ödemeye hazırlanıyor.
Haber: Mustafa Nejat SUCU