Hollanda’da nadir olan yazarlarımızdan Vedat Gök bey ile yaptığımız röportajı beğeni ile okuyacaksınız.
Hollandaca 2 kitap yazdınız. 'De Ommekeer' (Geri dönüş) ilk kitabınız ve sonra da De Verloren Strijders (Kaybeden Mücadeleciler). İlki ile başlamak gerekirse. Kısaca neyin hikayesi bu?
'De Ommekeer' muhafazakar bir ortamda büyümüş ve daha sonra o ortamdan git gide ayrılan bir gencin öyküsü anlatılıyor. Bu kopuş kızkardeşinin hastalanıp ölümün den sonra başlar. Ve tabiki ana karakterin doğup büyüdüğü Hollanda’da ki örf ve adetlerin yani kültürün bir bütünü ile Türk kültürünün arasın da ki farklılıklar ın yaşantısının bazı kişilerde ki esrarengiz gelişimini ele alır.
Ne kadar sürede yazdınız kitaplarınızı?



Bu 2 kitabı bir arada yazdım. Bazen birini bırakıp bir diğeri ile devam ederdim. Toplam aşağı yukarı altı ay çalıştım bunlara. Sabah erkenden kalkıp yoğun bir çalışma temposu ile bitirdim.
2. Kitabın tercümesi ise Kaybeden Mücadeleciler. Kısaca neyin mücadelesini veriyor anakarakterler?
'De Verloren Strijders' ın ana teması sevgidir. Başta çıkar ve menfaat üzerine kurulan bir düzen de iki gencin birbirine hissettiği inanılmaz sevgiyi dile getirir! Bence hayat mücadelesiz olmaz. Mutlaka bir hedefin ve mücadelen olmalı.
Gelecekte yazmak istediğiniz konular nedir? ‘Kulis’ bilgisi olarak bana gelen bir büyük kahraman karakteri yazmak istiyormuşsunuz ileriki yıllarda.
Benim yazdığım ve yazacaklarım genelde sosyal içerikli hikayeler. Evet doğru bir kulis bilgisi almışsınız tebrik ederim sizi! ilerde öyle bir öykü yazmak istiyorum. Bu dünyanın gidişatına DUR(!) diyebilecek bir kahramanın öyküsü olabilir mesela. Bunu yazarsam sanırım en büyük eserlemin den biri olur kuşkusuz. Ne demişler...? Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.
Çocuk iken ileri de ne olmak isterdiniz? Yazar olmak da varmıydı?
Hayır, çocuk iken bir kitap yazacağım aklımın ucundan bile geçmedi. Ben daha çok artist olmayı hayal ederdim.
Hayalinizi gerçekleştirdinizmi?
Gerçekten bu dünyaya bir insan olarak güzel bir etki ve katkı bırakırsan, ben bunu başarı olarak nitelerim. Ve bunu henüz yeterInce başardığımı söyleyemem. Ama henüz orta yaştayım. Ömrüm yettiğince bu yola devam edeceğim.
Avrupa’da ki Türklerin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Müthiş bir kutuplaşma var. Bu git gide daha da artacak maalesef.
Hollanda’ya geleli yarım asır oldu.Şu ana kadar ne kayıp ettik ne kazandık?
Hem maddi hem manevi yönden katkıları oldu. Modern ve çağdaş hayat la böylece tanışmış oldular. Tabii gelenlerin bir kısmı Avrupa’nın yaşam şartlarına ve koşullarına ayak uyduramadı veya bunu istemedi. Avrupa da sayemizde kalkındı. Pis ve ağır işlerini bizlere yaptırdılar.
Geert Wilders hakkında fikriniz nedir?
Aşrı sağ görüşlü olması toplumu ancak daha da kutuplaşmaya itecektir.
AB’nin çökeceğine inanıyorumusunuz?
AB’nin çökeceğini zannetmiyorum ki çöker ise zaten müthiş bir kaos ortamı oluşur. Mültecilerin çoğunu sırf Türkiye’nin başına sarmalarını doğru bulmuyorum. Çünkü bu bir ortak sorundur. Avrupa bu konuda daha sorumlu olmalı ve sorumlulukların dan yine kaçmamalı ve yükü ortak ve adil taşımalı. Avrupan’nın normları ve değerleri külfeti biran evvel başkalarına
yüklemek olmamalı.
Röportaj: Imdat Kaymaz