Barış Manço (1943 - 1999)


  • Kayıt: 26.08.2018 23:21:00 Güncelleme: 20.12.2020 13:06:11

Barış Manço (1943 - 1999)


 Küçüklüğümden beri her bayram sabahı senin o güzel parçanla uyandım. “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar.” İnan artık sen bu dünyada olmasan da, ben yine her bayram sabahı seninle uyanacagım. TV programı için 150 degisik ülkeye giden Barış MANÇO, gittigi her ülkede sevildi. Biz de her hafta 150 degisik ülkeye gittik televizyonlarımızın başında.“Adam olacak çocukları” vardı Barış MANÇO’nun.

 

 

Adam gibi adamları vardı.O küçücük çocuklara anne ve babalarının yediremediği ıspanağı, içiremediği sütü, onların o minicik akıllarına girerek yedirdi ve içirdi.Pazarları kalktığımda, ilk senin sesini duydum. Senin deyişinle biz ‘yarınların adam olacak çocuklarıydık’. Yine ilk seninle öğrendik ağlamayı, belki bir 2 Gülpembe’yle, Daglar Daglar’la, ‘Kol Düğmeleri’yle, ‘Unutamadım’la. ‘Kara Sevda’landık seninle. Ne ‘Nane Limon Kabuğu’ kaynatmadığımız, ne de ‘Domates Biber Patlıcan’ yemediğimiz kaldı seninle. Eşeklerle, ayılarla arkadaş olduk en çok.

 

 

Senin her kasetin var bende, fakat şu sıralar duyduğum tüm parçalarında, meğer ne çok anım varmış seninle.  ‘Güle Güle Oğlum’la ortaokuldaki ilk anım, ‘Kol Dügmeleri’ ilk çaldığım parça, ‘Hatırlasana’ ile ilk aşk acım …” “Senden ögrendim çocukları sevmeyi, onlara yaklaşmayı. Senin dilinden konuştum onlarla .  “Bir musibet bin nasihatten yeğdir.” Bu atasözü pek çok masalın ana fikri olarak kabul edilebilir. Ana fikirler esas alındığında masallar âdeta nasihatin musibetle verilmeye çalışıldığı anlatım türleri gibidirler. Biraz ayrıntıya girilirse masalların‘kıssadan hisse’ bölümünü bütün bir masal için geçerli saymak ve burada geçen kelimeleri ‘musibet’ ve ‘nasihat’ şeklinde okumak da mümkündür. Masalların sadece bu son bölümüne bakarak bile onlara niçin milletlerin çocukluk dönemi ürünleri dendiği kolaylıkla anlaşılabilir. Yine aynı şekilde çocuklukta öğrenmenin büyük ölçüde tecrübeye dayandığı fikri en güzel ifadesini masalda bulur.Vedasını etmeden gitmek yakışmazdı Barış Çelebi’ye. Bu yüzden olsa gerek “elveda” dedi ve kış yağmurlarıyla bir gün göçtü gitti… En uzun yolculuğuna… Barışa hasret zamanlarda “Barış” adıyla İstanbul Moda’da başladığı dünya yolculuğunu tamamlayıp bizlere elveda derken artık o uzun saçlı, uzun bıyıklı görünümü ile gönüllerimize yerleşmiş adam gibi bir adamdı. Barış ağabeydi, Barış kardeşti, gönül köprüleri kurmuş “Barış Elçisi”ydi, Barış Çelebi’ydi…Dolu dolu geçen elli altı yıllık bir ömür… Bir röportajda, üç cümleyle özetleyecek olsanız Barış Manço kimdir, şeklinde yöneltilen bir soruya “Özetleyemem ama gerekiyorsa Barış Manço şarkı söyler, ikincisi çocuk programı yapar, üçüncüsü dünyayı gezer.” diyerek yanıtlar. Evet, bu adam bunları yapar ama nasıl yapar? Özetlenemeyecek nokta tam da burası. Kolay değildir gönüllere girip tebessümle yâd edilmek. Ne yaptı bu adam ki çokların “Barış abisi” oluverdi? Şöyle ifade eder kendini Barış Manço “Ben taraf olmadım ya da taraf olduysam da sadece ‘insanın’ tarafında oldum. 7’den 77’ye bu ülkenin tüm insanlarına aynı gözle baktım ve hepsini sevdim. Hep sizin şarkınızı söyledim.” Evet, onun anahtarı sevgiydi.

 

 

İnsanı sevmek… Ayırmadan, sınıflandırmadan, gencinden yaşlısına, Türkiye’den Japonya’ya herkesi kucaklayabilmesiydi onun farkı.Barış Manço’yu müziğinden ve sanatından ayırarak anlatmak mümkün değil. Dönemin Türk sanat müziği sanatçısı olan annesi Rikkat Uyanık’ın etkisiyle olsa gerek, henüz iki yaşındayken başlar şarkı söylemeye küçük Barış. 15 yaşında ise amatör olarak müzik hayatı başlar. Galatasaray Lisesinde kurduğu “Kafadarlar” grubu, sonrasında Harmoniler ve çıkarılan üç kırkbeşlik… Böylece girdiği müzik yaşamı ve Mançolu zamanlar… 1963’te üniversite eğitimi için gittiği Belçika’dan 70’lerin başında dönüş yapar ve Fuat Güner, Mazhar Alanson ile “Kaygısızlar” adlı müzik gurubunu kurar.

 

 

Uzun saçları, uzun bıyıkları, yüzükleri ve otantik kıyafetleri ile hafızalarımızda yaşayan “Barış Ağabey” haliyle çıkar karşımıza. Kimine göre bu görünümü tercih etmesinin sebebi Belçika’dayken geçirdiği trafik kazasının izlerini yok etmek, kimine göre o yıllarda uzun saçlı olan Erkin Koray hayranlığı, kimine göre de sadece kendi isteğiydi. Bunlar bir yana, onu şahsına münhasır haliyle tanıdık, sevdik.  Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve Hakkı Manço çiftinin dördüncü çocukları olarak Moda’da dünyaya geldi. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle özellikle ortaokul öğrenimini aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. Lise yılları Galatasaray Lisesi’nde başladı.Müzik hayatına Galatasaray Lisesi’nde adım atan Barış Manço’nun arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ilk grubun adı “Kafadarlar”, ikincisi ise “Harmoniler”di. Daha sonra Şişli Terakki Lisesi’ne geçiş yaptı.Lise yılları bittiğinde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1963- 1971 yılları arasında resim, grafik ve iç mimari eğitimi aldı. Belçika’da “Lemistgrees” adında, Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bir grupta yer aldı. “Lemistgrees”le çalışmalarının sürdüğü iki yıl içerisinde Paris Olympia’da konser verdi. 1966 yılında Paris’te iki 45’lik plak çıkardı.1970 yılında Türkiye’ye döndüğünde Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte “Kaygısızlar” adlı grubu kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu’dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı. Onuncu plağı “Dağlar Dağlar” ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. “Dağlar Dağlar” çalışması, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Aynı yıl Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini 1973’te, “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı. 1978'de Lale Manço ile evlendi, Doğukan ve Batıkan adında iki erkek çocuğu oldu.1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede koserler verdi.


 

1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı, ancak elendi.1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7’den 77’ye” , 1998 Haziran ayında 370. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekora imza attı. “Ekvatordan Kutuplar’a” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti.Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm/ kaset ödülü kazandırırken, bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve lemenkçe olarak yorumlandı. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço’nun 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.Barış Manço, 1 Şubat 1999 tarihinde Moda’da vefat etti.

 


 Barış Manço için müzik birinci planda değildi. Birinci planda dünyaya geliş amacı saydığı düsünce aktarma işi vardı: “Bu dünyaya şarkıcı olarak gelmedim. Ben, düşüncelerimi aktarmak için bu dünyaya geldiğime inanıyorum. Bu düşünceler, bazen müzik eşliğinde daha güzel, daha şirin, daha hoş algılanıyor. Onun için bana verilen bu nimeti kullandım. Ben her şeyi gayet güzel anlattığıma inanıyorum. Bunun yanında her şeyin de gayet güzel algılandığına inanıyorum. ‘Acaba şunu anlatamadım mı?’ diye kendimi hiç sınırlamadım. Kendimi sınırlamadığım gibi, dünyanın en iyi anlatım dilinin de kendi anadilim olduğuna inanıyorum. Türkçenin çok muazzam bir esnekliği olduğunu düsünüyorum. 2,5 yasındaki çocuğun anlayabileceği şekilde de anlatıyorum şarkılarımı. Kırk yıl kafasını çalıstırsa da ‘Bu adam ne demek istiyor?’ diye zorlayacak şekilde de anlatıyorum.”


                                   Çoktan uçmuş güvercin


                                   Tahta masam devrilmiş


                                   Can dostum Çoban uykuda


                                   Tatlı komşu Ayşe teyze


                                   Emekli Salih öğretmen


                                   Hepinize, hepinize elveda…


            Gözlerim kurşun gibi ağır ağır kapanacak bu gece.


                                         Elveda…

 

                                  ATALAY KIZILAY