2013 yılı Hollanda'da acı ve tatlı şekilde hayatımızı etkileyen bir takım olayların yaşandığı bir yıl olarak geride kaldı.
2013 yılı Hollanda'da acı ve tatlı şekilde hayatımızı etkileyen bir takım olayların yaşandığı bir yıl olarak geride kaldı.
İlk olarak 2013 yılı başlangıcıyla beraber işsizlik % 7'nin üzerine çıkarak tarihi rekor seviyesine ulaştı. Bilhassa yabancı gençler arasındaki işsizlik Hollandalı gençlere göre kat kat fazla oldu. Buna paralel olarak 2014 yılının girmesiyle Bulgaristan ve Romanya vatandaşları, çalışma izni olmadan Hollanda'da çalışmaya başlayabilecek. Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu'nun (SCP) yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, birçok Hollandalı bu gelişmeden dolayı büyük endişe duyuyor. En büyük kaygı, iş imkanlarının azalması ve suç oranlarının artması konusunda olmaktadır.
Ayrımcılığın da her alanda devam ettiği gibi, ırkçılıkta sistematik olarak mücadele edilmesi gereken bir suç olarak hayatımızı işgal etti. Örneğin NCRV Televizyonu bir programında gündeme getirdiği üzere ve polis verilerine dayanılarak yapılan habere göre, Hollanda´da ırkçı şiddet olaylarında büyük bir artış gözlendi.
Bu meyanda ekonomide yaşanan krizden dolayı yıl boyunca her ay yüzlerce ve binlerce tabir edebileceğimiz şirket iflas bayrağını çekerek 2013 yılında kapılarına kilit vurmak zorunda kaldı.
Bütçe açığını Avrupa Birliği’nin öngördüğü gayri safi yurtiçi hasılatın (GSYH) %3’ü sınırında tutmak için Hollanda'daki birçok kesim kemer sıkma politikasının gerekli olduğuna inancıyla ve euro’nun istikrarını sürdürmesini güvence altına alınmasını istedi.
Hükümetin tasarruf tedbirlerinin kısa vadede ekonomik büyümeye olumsuz yansıdığından, ekonomideki küçülme kısmen de olsa, hükümetin kemer sıkma politikasıyla ilişkilendirildi..
KDV % 19’dan % 21’e yükseltildi. Enflasyonun artışı ve 2013 yılında hane başına düşen harcanabilir gelirinin "önemli bir" ölçüde azalmasına neden oldu.
Hollandalıların alım gücü, I. Rutte Kabinesi krizi başlamadan önce de hükümetin gündemindeydi. II. Rutte Kabinesi’nin getirdiği gelire bağlı sağlık sigortası primi uygulaması, özellikle orta sınıfın alım gücünü düşürdüğü için kaldırıldı.
Bu uygulamanın kaldırılmasına rağmen, halkın satın alma gücü maksimum % 2,9 oranında geriledi. Sağlıkta kişiye özel sorumluluk ve risk katkı payı 220,- euro’dan 350,- euro’ya çıkartıldı.
Tüketicinin ekonomiye olan güveninin yeniden sağlanması, Avrupa'daki borç krizinin daha ne kadar süreceğine bağlı olacağına benziyor.
Önemli olaylardan biri de, gerek Hollanda Çocuk Esirgeme (RvK) ve gerekse Gençlik Daireleri (BJZ) tarafından ailelerinden koparıtılan ve toplumun her kesiminden şiddetle eleştirilen uygulamalar, 2013 yılında basın ve yayında büyük yer işgal etti.
2013 yılı başında kurulan Umut Yıldızı Vakfı, konunun önemine binaen, 7 Haziran’da bir konferans organize ederek, konudaki çarpıklıkları kamuoyunun gözü önüne serdi. Konferansta Hollandalı yetkililer, ailelerinden alınan çocukların gerek prosedürlerde ve gerekse memur hatalarında olduğunu ilk kez kabul ederek bu eksiklikleri Umut Yıldızı Vakfı ve bu alanda hizmet vermeye çalışan diğer STK’ larla birlikte hareket etmeye hazır olduklarını deklare ettiler. Umut Yıldızı Vakfı ilgili kurumlarla görüşmelerini sürdürmekte ve çalışmalarını yetkilendirilmiş bilirkişi merkezi olma yolunda devam ettirmektedir. Bazı sosyal medyada bu alandaki çalışmaların azaldığı ve neler olduğu merak konusu olarak yazılıp çizilmekte olduğunu görmekteyiz. Bu serzenişler gerçeği yansıtmamaktadır.
Yakında Umut Yıldızı Vakfı’nın yenilenmiş vizyonuyla çalışmalarına şahit olacağız.
Gelecek yazılarımızla güncel gelişmeleri analiz ederek kamuoyuyla paylaşacağız.`