Amsterdam- 19 mart 2014 tarihinde Hollanda’da yerel seçimlerin yapılacağı önemli bir gün olcak. Avrupalı Türkler olarak; yaşadığımız ülkelerde halen daha seçme ve seçilme hakkının ne kadar önemli olduğunun bilincine tam olarak varamadığımızı müşahede etmekteyiz.İlk olarak 1986 yılında belediye meclisi seçimlerinde Hollanda vatandaşı olmayanlarda seçimlere katılma hakkı kazanmıştı. Oysaki bu hakları elde etmek için ne kadar mücadeleler verdik. Seçimlerde oy kullanmamız vatandaşlık görevimizin yanında bulunmaz bir fırsattır. Hatta yalnız seçimlerde oy kullanmanın ötesinde, siyasi partilere üye olmak, yerleşik demokratik parti yönetim kurullarında yer almak,partilerin seçim programları yazılırken; bizler için önemli gördüğümüz konuları programlara aldırmak, partilerin etkin pozisyonlarında yer almak misyonumuzun bir parçası olmalıdır. Çoğulcu ve katılımcı demokrasilerde seçmen statüsünde olanların top yekün sandığa gitmeleri demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından kaçınılmazdır.
Hollandanın sosyal,siyasal,kültürel gibi olgularının gelişebilmesi ancak demokratik katılımımızla paralellik gösterebilir. Benim bir oyumla ne olur diye sandığa gitmemek mazeret olarak görenler; hem kendine hem yaşadığı topluma karşı görevini yapmamış olur. Geçtiğimiz yıllarda seçimlere katılım oranı %80 lerin üzerine çıkarken şimdiyse bu oran %50 lerin altına gerilemiş durumda. Siyasi partiler bizler için amaç değil birer araçtır. Yani hizmetlere ulaşmada amaçlarımıza ulaşmak için birer vasıtadır.
Mart ayı gündemimizin ağırlık konusunu 19 mart yerel seçimler oluşturacak ve bu meyanda biz batı Avrupalı Türklerin sandık başına ne oranda gideceği ve belediye meclislerinde sandalye dağılımını nasıl etkiliyebilcekleridir. Politikada damgasını vuramayan bizlerin nüfus yoğunluğu hiç bir şeyi ifade etmeyecektir. Bunuda ancak sandık başına giderek oyumuzu kullanarak başarabiliriz.
Seçim dönemlerinde sandığa gitmek, oy kullanmak, bir hak olduğu kadar ciddi bir sorumluluktur. Kimse bu sorumluluktan kaçınmamalıdır" Hollandada ırkçılığın ve İslamafobinin yükselişte olduğu bu dönemde bizleri yönetecek kadroları kendimiz belirlemeliyiz. Ayrımcılık,ırkçılık ve İslamafobiyle mücadele etmek ancak siyasetle mümkündür.
Bizler Türkiye kökenli Hollandalılar olarak Eğitimde ve iş pazarında ayrımcılığa maruz kalıyoruz.Gençlerimiz staj yeri bulmada zorlanıyor ve ayrımcılıktan dolayı uygun staj yeri bulamadıkları için eğitimlerini tamamlıyamıyorlar. Hal böyleyken halen daha sandığa gidip oylarını kullanmayan vatandaşlarımız olursa kendi bindikleri dalı keseceklerinden kuşku duymasınlar. Çok ünemli bir konuysa; Bureau Jeugzorg (geclik dairelerinin) yetkileri 1 ocak 2015 tarihinden itibaren belediyelere devrediliyor. Yani evlerinden,anne babalarından koparılan çocukların geleceği belediyelerin elinde olacak. İşte tam zamanı.. belediye seçimlerinde sandığa gitmezsek bizde varız demezsek sonradan konuşmayada hakkımız olmaz. Yani ciddiye alınmayız.Bu cümleden olarak eğer yarınlarımıza sahip çıkmak istiyorsak 19 martta top yekün haydi sandık başına.....