Siyaset halkɪn hizmetinde olmalɪdɪr


  • Kayıt: 29.04.2014 10:38:00 Güncelleme: 29.04.2014 10:38:00

2014 Mart ayɪ içinde hem Hollanda da hem de Türkiye de yerel seçimler yapɪldɪ. Hollanda da yapɪlan seçim ile Türkiye deki seçim arasɪnda dağlar kadar fark vardɪ dersek yanɪlmɪș olmayɪz. En önemli fark seçim döneminde yapɪlan konușmalar ve propagandalar. Hollanda da adaylar çok daha ‘medeni’ bir șekilde seçim propagandasɪ yapɪyorlar. Düzeyli tartɪșmalar daha dar dairede ve televizyonlarda yapɪlɪyor. Sonrasɪnda hiçbir yerde ‘elektrik kesintisi’ olmadan ve büyük olaylar yașanmadan seçim sonuçlarɪ açɪklanɪyor. Sonuçlara herkes sayğɪlɪ ve kazanamayan kazananɪ kutluyor. Ertesi gün hayat olagan șekliyle devam ediyor. Türkiye’de ise büyük meydanlarda ‘ötekileștirme’ üzerine ‘kara propaganda’ genel geçer bir seçim stratejisi. Genel itibari ile hep böyle ‘çekișmeli’, ‘heyecanlɪ’, ‘ya hep ya hiç modunda’ ve kimi zaman malesef seçime ‘kan’ bile bulașabiliyor. Düșünebiliyor musunuz ki yerel bir seçimde, muhtarlɪk için insanlar birbirine giriyor ve Șanlıurfa, Hatay ve Gaziantep'te sandık başında kan akɪyor. Hilvan'da muhtarlık kavgasında 6 kişi hayatını kaybediyor. Hatay'da da aynı nedenle 2 kişi ölüyor ve 9 kişi yaralanɪyor. Gaziantep'te ise bir madde bağımlısı 4 kişiyi bıçaklɪyor. Bu olaylarɪn olduğu güzel ülkemde insan hayatɪnɪn çokta önemsenmediğini, bu olaylarla ilgili verilen haberlerin azlɪğɪndan ve veriliș șeklinden çɪkartabiliyorum. Sekiz kiși hayata gözlerini kapatɪyor ve onüç kiși yaralanɪyor ama bu gerekli ilgi ve alakayɪ malesef göremiyor. Seçim sonuçlarɪ sayɪlɪrken ve açɪklanɪrken Türkiye genelinde kimi șehirlerde elektrik kesintilerinin olmasɪ ve farklɪ partilerin oylarɪn % 10 gibi bir oranɪ açɪklandɪğɪ halde kazandɪklarɪnɪ açɪklamalarɪ ise ayrɪ bir garabet. Inanɪlɪr gibi değil. Ne kadar emin konușuyor parti temsilcileri. üzüntü verici bir durum ki Türkiye Avrupa liginde top koșturan, tam üyelik görüșmeleri yapan bir ülke iken bu gibi olaylar yașanɪyor. Bu seçim Hollanda yerel seçimleriyle kɪyaslandɪğɪnda, demokrasi ayɪbɪ diye nitelendirilecek bir durumda.

 

Nedir muhtarlɪk, belediye bașkanlɪğɪ veya belediye meclis üyeliği? Bunun bu kadar abartɪlmasɪ ve yolunda insanlarɪn hayatɪnɪ kaybetmesi doğru mudur? Bu, üzerinde öncelikle düșünülmesi gereken bir durum. Insanlar ‘halka hizmet vermek’ için muhtar veya belediye bașkanɪ olmak istiyorlar ama bu uğurda kan bile dökülebiliyor. Bu çok manidar değil mi?

 

Seçimlere ve vazifelere yüklenen ‘așɪrɪ değer’ bunu bereberinde getiriyor diye düșünüyorum. Aslolan șu olmalɪ değil midir? Insanlar bu vazifeleri ‘sadece ve sadece’ halka hizmet vermek için yapmak durumunda olmalɪlar ve bɪrakɪn bu konuda kan akmasɪnɪ ‘çekinerek’ vazifeyi üstlenmeliler. Seçime giren her parti șapkasɪnɪ önüne koyup bir düșünmeli ki bundan sonraki seçimlerde bu gibi ulumsuzluklar ya hiç yașanmasɪn ya da en az düzeyde yașansɪn.

 

Birgün șunuda görebilir miyiz diye düșünmeden edemiyorum. Bașbakanɪn veya bakanlarɪn bisikletleriyle veya toplu tașɪma araçlarɪyla ișe gelmelerini. Bunu șunun için yazɪyorum. Geçen hafta Nükleer Güvenlik Zirvesi toplantısı Hollanda'da yapɪldɪ. ABD bașkanɪ Obama yanɪnda büyük bir koruma ordusu olduğu halde Helikopter ile çalɪșma yapɪlacak yere geldi. Yollar kapandɪ ve kimi zaman trafik kilitlendi. Bunun yanɪnda bizim Hollanda’da alɪșɪk olduğumuz bir tablo var. Bașbakan veya bakanlar bisikletlerine binip, halkɪn arasɪna katɪlɪyor ve insanlar içinde bir insan gibi hareket edebiliyorlar. Bu, harbiden çok güzel bir tablo ve bu siyasete gereğinden fazla ‘değer’ vermeme durumudur. Umarɪm bu tablo çok değișmez ve bașka ülkeler bunu örnek alɪrlar. Siyaset halkɪn hizmetinde olmalɪ ve ‘kan’ dökülecek kadar cazip olmamalɪdɪr.

 

Mesut Dişli