"Hollanda’yı Özlüyoruz"


  • Kayıt: 29.04.2014 11:04:00 Güncelleme: 29.04.2014 11:04:00

Son yıllarda Hollanda genelinde gerek siyasette gerekse toplumun refah düzeyinde meydana gelen olumsuz gelişmeler, başta yabancı kökenliler olmak üzere dar gelirlileri mağdur etmeye devam ediyor. Başta ipotek faizleri olmak üzere pahalanan hayat şartları, insanları bu ülkeden göç ettirme psikolojisine sokmaya başladı.
70’li, 80’li 90’lı yıllarda dünyanın en refah ülkelerinden biri olan Hollanda'da, ev satın almış vatandaşların taksitlerini ödeyemez duruma gelmeleri ve BKR kayıt verilerine göre yüzde 25 civarında ipotek sahiplerinin taksitlerini ödeyemez durumda oldukları ortaya çıktı. İşsizliğin daha artmasıyla ipotek ödemelerinin daha da çetrefilli hale gelmesi kaçılmaz gözüküyor.
Bütün bu sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalan düşük gelir gurubu yabancılar, bir de ekstrem söylemleriyle toplumu geren siyasilerle mücadele etmek zorunda kalıyor.
19 Mart 2014 Hollanda'da yerel seçimler arifesinde söylediği sözlerle başta Faslıları ve yabancıları isyan ettiren PVV Lideri Wilders hakkında yapılan suç duyuruları 5000’i aştı.
En üzücü tarafı ise, oy uğruna Wilders'ın söylemlerinin prim yaptığını gören yerleşik merkez partiler de, gerek Wilders’in söylemlerine kulak tıkama, gerekse aynı ağızla konuşarak bir nevi ayrımcılığa ve ırkçılığa çanak tutmaktadırlar. Bu tehlikeli bir gelişmedir ve yaşlanan Hollandada iş ve beyin gücünün bu ülkeden kaçmasına sebebiyet vermektedir.
Her ne kadar Bakan Asscher: Wilders zehirliyor, dediyse de, atı alan Üsküdar’ı geçiyor. PvdA’lı Başbakan Yardımcısı Asscher, PVV- Lideri Wilders’ın Faslılar hakkında sarf ettiği cümleyi “gif voor de samenleving” toplum için zehir olarak niteledi. Asscher, görüntüye iğrenerek baktığını belirtti. Asscher, hukuk devletinde kökenine bakılmaksızın herkesin eşit konumda olduğunu söylese de, teorik olarak söylenenler pratik hayatta maalesef yerini bulamıyor.
Hollanda'da ayrımcılığın önüne geçilmezse toplum kesitlerinin katılımcı olmaları da bir nevi engellenecektir. Hollanda’da bir mentalite değişikliğine ihtiyaç vardır. Bilhassa bürokraside, yazılı basında ve görsel medyada gerek planlamada, gerekse uygulamalarda yabancılara daha fazla yer verilmelidir.
Hollanda toplumundaki dini çeşitliliğin ve sekülerizmin yukarıdaki bahsettiğim alanlarda teğet geçtiğini görmekteyiz. Hollanda Radyo ve Televizyon üst kurullarında yabancı ve
müslüman kökenli kalifiye insanların da istihdam edilmesi gerekir. RTÜK kurullarında hümanizmin ve kiliseler arasındaki dengenin gözetildiği tipik asimetrenin var oluşunu görüyoruz. Bu Hollanda tarihi açısından anlaşılır bir şey; ancak bu günümüzün dini açıdan çeşitlilik arzeden toplumunda büyük dini kiliselerin öncelikli hale getirilmesini beraberinde getiren bir durum var.
Hollanda'da en büyük dini azınlığı temsil eden Müslümanlar bu durumdan zarar görmektedir.
Ayrımcılığı ve ırkçılığı önleyemediğimiz taktirde; Hollanda'nın geleceğinde hayati rol oynayacak gençler ve beyin gücü gerek aidiyet konusunda, gerekse iş pazarında istenilen katkıyı yapamayacaklar ve toplumda belki de istenmeden bir kambur yaratılacaktır.
Hollanda’da geriye giden bir olgu da, çok kültürlülüğün içselleştirlmesinde isteksiz davranılmasıdır.
Toplumlarımızı kaynaştırmamız açısından Türkler ve Hollandalılar arasında eğitim, sosyal, kültürel ve sanatsal alanda sürdürülebilir ortaklıklar kurarak dostluk köprüleri inşa edilmesi gerektiği gibi, akademik alanda da bunlar desteklenmeli.Aksi taktirde ekonomik kriz devam ettikçe, toplumlar arası polarizasyon daha da artacak ve beraberinde ayrımcılık ve ırkçılığı körükleyecektir.
Toplum eski Hollandayı özlüyor ve geri kazanma adına acı reçeteleri yutmaya hazır olduğunu ifade ediyor. Ey siyasiler bırakın popülist söylemleri ve günübirlik siyaseti de, siyaset toplum el ele ülkemizi yeniden eski nüfuzuna ve ekonomik gücüne kavuşturalım.

 

Kasım Akdemir
akdemir75@hotmail.com