Reng-i Su ile ebruya başka bir pencere aralayan Burhan Ersan ile ebru üzerine söyleşi
“Her başarılı sanat yapıtı, gelecek bir başka sanat yapıtının yolunu açar. Bu açıdan batılı sanatçıların bu çalışmalarını değerli ve başarılı buluyorum”
Batı’da yayın yapan bir basın kuruluşu olarak özellikle bir sorum olacak; Batılı sanatçıların ebru yorumlarını takip ediyor musunuz? Takip ediyorsanız, bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Batılı ebru sanatçılarının çalışmalarını teknik anlamda değerlendirdiğimde başarılı buluyorum. Büyük boyutlu çalışmaların kaynağında batılı sanatçılar var. Dekoratif unsurlar anlamında da çok ilginç sonuçlar elde etmişler. Ancak batılı sanatçıların yaptığı ebruda dikkatimi çeken en temel öğe, fırça ile atma yerine damlatma yöntemini yeğlemeleri oldu. Bunun da, aslında benim ebru geleneğinin özü diye söz ettiğim, zihnin durdurulması ediminden uzaklaşmak olduğunu söyleyebilirim. Elbette bütün batılı sanatçılar böyle çalışmıyor, ama bu farkı çok önemsediğim için söz ettim. Tekneye fırçayla boyaları atmak zihni durdurmaktır. Çünkü bu gün ebruyla hiç karşılaşmamış bir kişiyi tekne başına geçirdiğinizde, ilk eylemi boyaları “biz”le damlatmaktır. Çünkü zihnimiz elin böyle kullanımını üzerine bizi eğitmiştir. Bu batılı sanatçılarda çok sık olan bir durum. Ancak bunun yanında çeşitli resim teknikleriyle, ebru çalışmalarını birleştiren yeni yorumlar yapan sanatçılarla da sık sık karşılaşmaktayız. Bu noktada başarılı bulduğumu söylemeliyim. Her başarılı sanat yapıtı gelecek bir başka sanat yapıtının yolunu açar. Bu açıdan batılı sanatçıların bu çalışmalarını değerli ve başarılı buluyorum.

Ebruda gelenekli yorumun dışında modern sanat eğitimi almış sanatçılar tarafından farklı yorumlar getiriliyor. Sizce bu durumu nasıl yorumluyorsunuz, bu bir ihanet midir?
Ebruyu farklı yorumlamak, sadece modern sanat eğitimi almış olanlar değil, benim gibi bir biçimde geleneksel eğitim almamış, alamamış olanlar için de geçerlidir. İhanet sözcüğü, özellikle sanat dünyası için oldukça sert bir sözcük. Sanatta ihanet edeceğiniz bir şey yoktur. Yaptığınız sanattır ya da değildir. Sorun buna kimin karar vereceğidir. Buna karar verecek olan yaşamın ta kendisidir. Bu dünyadan yüz binlerce sanatçı geldi geçti. Döneminde çok ünlü olup ardından hemen unutulan ve eserleri önemini hızla yitiren sanatçılar olduğu gibi, döneminde önemsenmeyen, ardından sanat dünyasını ve bakışını değiştiren sanatçılar oldu. Yüzlerce yıldır değerini hep aynı biçimde koruyan sanatçılar da oldu. Sanat, özellikle günümüz sanatı, tamamen sanatçı odaklıdır; sanat sanatçının yaptığıdır. Bu noktada sanatçının yaptığı işin tekniklerini, sanatçının hedeflediği algıdan ayrı değerlendirmek olası değildir. Ebru söz konusu olduğunda, zanaat olarak ulaşmış olduğu zirvenin ve bunun teknik olarak karşılığının aşılması söz konusu değildir. Bu noktada artık ebrunun özünün ve görselliğinin, yeni bir dil, yeni bir ifade için kullanım çabalarından söz edilebilir. Bu da ebru kaynaklı sanatçıların, tüm dünya sanatına, evrensel sanata katkılarıyla mümkündür. Burada tek ölçüt, sanatçı olanlar ve olmayanlardır.


Okan Akın / Amsterdam