Şikayet Kültüründen, Ortaklık Toplumuna Giden Yol
Ben son günlerde bile, her türlü şartlarda mücadeleyi bir gereç ve yeni hedefleri yaşamın bir parçası kabul ederek Hollanda’da var olan “Toplumsal Türk şikayet korosuna katılmıyorum “
Katılmamakla birlikte, aynı zamanda sorunlarımızın olduğunu ve çözüm olabilecek önergelerimi de dile getirmeme rağmen, Türk toplumu dilsiz ve vurdumduymaz bir rüya aleminde sanki.
Ben yine olumlu katkım olsun isterim. Hollanda’da 50 yıldır, Hollandalıları şikayet ederiz ve hiçbir zaman mutlu ve huzurlu olamayacağımızı, Hollanda’da 50 yılda yaşlandık, yaşımız 60’a, 70 ‘e ve 80’lere erişti. Belirleyici (dominant )kültür bize benzemeyecektir. Hollanda’nın belirleyici, etkili ve dominant kültürü bizlere benzemeyeceğine göre, bizim gelecek nesillerimiz Hollandalıya benzemeye de devam edecektir.
Ya bu Deve’yi güderiz, ya da bu diyardan gideriz.
Aslında birden çok fazla seçeneğimiz var;
Birincisi; Çantamızı alıp mutlu olacağımız memlekete Türkiye’ye döneriz.
İkincisi; Mutsuz ve huzursuz bir ömür geçirmek zorunda kaldığımız Hollanda’da bir ömür yaşayarak ömrümüzü burada tamamlarız,
Üçüncüsü ise Şair Orhan Veli Kanık‘ın Cımbızlı şiiri gibi vurdumduymaz, her gün bayram, güllük ve gülistanlık bir yaşam sürer gideriz.
Dördüncüsü; Avrupa Birliği ülkelerine ikamet ve çalışma hakkına sahibiz. Bir komşu ülke, Almanya veya Belçika‘ya taşınırız.
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya.
Hakkını da yememek gerek!
Her şeye rağmen Hollanda’da şikayet kültüründen katılım toplumuna uzunca bir yolumuz var. Bu yolun dikenli ve zor bir yol olmasına rağmen, bilinen yol olduğu için biz yolcular için varılacak son istasyonda bellidir.
Aslında Hollanda’nın hakkını da yememek gerek. Bizleri okutan, çocuklarımızı eğiten, iş ve güç sahibi yapan bir ülkeden, Hollanda’dan bahsediyorum.
Saygı ve sevgilerimle.
Nejat SUCU