Hollanda Köylü ve Çiftçilerinin Protestoları Yeniden mi Alevleniyor?
Önsöz
Hollanda köylü ve çiftçileri neden isyanda?
Hollanda’nın köylü ve çiftçi isyanları çığrından mı çıkıyor? "Yasal protesto hakkının kullanımı ve özgürlüğü sınırsız mıdır?" sorusunu sormadan geçemiyorum. Sıcak Hollanda günlerinde, Hollanda’nın sıcak gündemi bu...
Son günlerde çiftçilerin isyanı ve eylemleri gündemde. Daha dün, 14 Ağustos 2026 tarihinde, konvoy halinde A59 otoyolundan Den Bosch’taki eyalet yönetim binasına (provinciehuis) giden traktör konvoyunun başında meydana gelen trafik kazasında iki Hollandalı yaşamını yitirdi. Ne yazık ki çiftçi isyanı can almaya başladı.
Traktörlerin otoyola çıkması ve konvoy oluşturması yasak olmasına rağmen Hollanda Emniyet Teşkilatı, gösteri ve yürüyüş hakkının (demonstratierecht) engellenmemesi adına yasaklayıcı bir tavır takınmamıştı.
Hollanda Başbakanını Kızdıran Çiftçi Eylemi Farmers Defence Force (FDF) grubunun eylemlerde Sarı Davut Yıldızı dağıtmasını değerlendiren Hollanda Başbakanı Rob Jetten, bu eylemin "kabul edilemez ve tiksindirici" olduğunu belirtti.
İkinci Dünya Savaşı’nda Alman Nazi yönetimi; milyonlarca Yahudi'yi, eşcinseli, Romanı, engelliyi, sosyalisti ve komünisti toplama kamplarında katletmişti. O yıllarda Yahudilerin ve katledilen diğer grupların zorunlu olarak taşımak zorunda kaldığı "Davut Yıldızı"ın (Davidster) bu şekilde kullanılması toplumda tepkiyle karşılandı.
“Minister-president Rob Jetten heeft stevig uitgehaald naar de boerenprotesten op de snelweg. Hij noemt de acties ‘volstrekt onacceptabel’. Over de davidsterren die Farmers Defence Force (FDF) tijdens het protest uitdeelde, is hij nog veel feller. Jetten noemt die actie ‘walgelijk’.”
Hollanda toplumunun, var olan hakların korunması adına çiftçilerin eylemlerini ve gündemini haklı bularak desteklemesi, ancak eylemlerin yasal sınırlar içinde ve şiddetten uzak kalması şartına (legitiem / legaliteit / maatschappelijk draagvlak) bağlıdır. Toplumsal desteğini kaybeden çiftçilerin hak ve hukuk mücadelesi daha da zorlaşacaktır.
Bu nedenle Hollanda'yı yöneten bürokratlar, 341 belediye, 12 eyalet yönetimi, koalisyon hükümeti ve AB politikacıları (ambtenaren, politici ve overheden) ortak ve orta bir yolda, uzlaşı kültürüyle (compromiscultuur) bir çözüm bulacaklardır. Tabii varılan her ortak çözümün çiftçileri tatmin edip etmeyeceğini şimdiden kestirmek güç.
Sadece Fakirlerin mi Sorunu Olur? Zengin Hollanda köylüsünün uzun zamandır Hollanda hükümetiyle başı dertte. Hükümetin tarım ve hayvancılık politikaları yüzünden diyalogdan (compromis) uzaklaşan ve giderek sertleşen eylemler, Haziran 2022’de Hollanda’yı adeta kasıp kavuruyordu. Çiftçiler, yeni Rob Jetten koalisyon hükümetinin azınlık kabinesi tarafından uygulamaya konulan Karbon ve Azot Oksit Azaltım Planları'na (Stikstofplannen kabinet voor landbouw en tuinbouw) karşı eylemlerine devam ederken insan sormadan edemiyor: "Eylemler Haziran 2022 dönemine mi geri dönüyor?" Nitekim daha sonra radyodan dinlediğime göre Overijssel eyaletinin Oldenzaal şehri ve çevresinde çiftçilerin toplu eylem hazırlığında olduğunu öğrendim.
Süt ve Bal Ülkesinde Neler Oluyor? (Het land van melk en honing) Uzun süredir koalisyon hükümeti, azot emisyon oranını uluslararası anlaşmalara (Paris İklim Anlaşması / Klimaatakkoord Parijs) uygun hale getirmek ve Hollanda’yı gelecekte ekolojik dengesiyle yaşanabilir bir ülke kılmak istemektedir. Bu doğrultuda Natura 2000 koruma bölgelerinin etrafında yer alan çiftliklerin satın alınarak üretimin düşürülmesi hedeflenmektedir. Rob Jetten kabinesi; tarım ve hayvancılıkta 2035 yılına kadar azot emisyonunu %42 ile %46 arasında azaltmayı hedeflemekte ve satın alınacak çiftlikler için 2 milyar 75 milyon euro bütçe ayırmış bulunmaktadır.
Hükümet son aldığı kararla, milli park ve doğal koruma alanlarındaki (natuurgebieden) çiftçilerin faaliyetlerine son verilmesi konusunda kesin ve zorlayıcı bir adım atmış; bu da toplumsal itaatsizliği (maatschappelijke ongehoorzaamheid) körüklemiştir. Kediyi bile köşeye sıkıştırsanız sahibine tırmalar.
Çiftçiler İsyanda mı? Evet, Hollanda var olalı ve bizlerin bu ülkede yaşadığı son 60 yılda alışık olmadığımız bir çiftçi isyanı ve protesto dalgasıyla karşı karşıyayız. Hollanda çiftçileri, kendi resmi temsilcileri olan kooperatifleri dahi (Land- en Tuinbouw Organisatie Nederland / LTO) dinlememeye başladı.
Hollanda’da Ne Kadar Hayvan Var? Hollanda, hayvancılık yönünden son derece zengin bir ülke. Konumuz gereği evcil hayvanları saymazsak Hollanda; 1 milyon 570 bin süt ineği, 1 milyon et ineği ve danası, 600 bin keçi, 855 bin koyun, 12 milyon domuz, 44 milyon tavuk ve 630 bin hindiye ev sahipliği yapan yoğun bir hayvancılık merkezidir.
Tarım ve hayvancılık ihracatı 2025 yılında, 2024 yılına göre %8,4 artarak toplamda 137 milyar 500 milyon euroyu aşmıştır.
Siyasi Güçlerini ve Temsiliyetlerini Kaybettiler! Geçen 20 yılda Hollanda çiftçileri, geleneksel temsilcileri olan Hristiyan Demokratlar (CDA) partisini kaybetti. CDA, hem Protestanların hem de Katoliklerin temsil edildiği bir partiydi (verzuiling). 11 Ekim 1980’deki kuruluşunun ardından 1981 seçimlerinde 48; 1986 ve 1989 seçimlerinde ise 54 milletvekiliyle Temsilciler Meclisinde çoğunluğu elinde tutuyordu.
O dönemlerde çiftçilerin sorunlarına çözüm üretiliyor ve destek sağlanıyordu. Ancak bugün ne o eski CDA var ne de ona oy veren Hristiyan çiftçiler... Yıllar önce Overijssel eyaletinin Tubbergen şehrinde CDA’nın oy oranı %90’ı geçiyordu. 1989 seçimlerinde Tubbergen’de %90,2 olan oy oranı, son belediye meclisi seçimlerinde %29,3’e kadar geriledi. Yine CDA, düzenlenen son erken genel seçimlerde 150 sandalyeli mecliste 18 milletvekilliği kazanarak Ocak ayında göreve başlayan Rob Jetten azınlık kabinesinde yer almayı başarmıştır.
Geleneksel Çiftçi İsyanları (Opstand / Oproer) Çok Olan Bir Ülke Değil Hollanda, tarihsel olarak büyük çiftçi isyanlarıyla bilinen bir ülke değildir; ancak son 200 yılda öne çıkan üç büyük isyan görülür. Bu isyanların temelinde toprak kaybı ve göç olgusu yatmaktadır: Toprak kullanım isyanı (De pachtersoproer, 1748), Amsterdam yağmaları (Plundering in Amsterdam) ve Drenthe çiftçi isyanı (Boerenopstand in Drenthe, 1963).
Başka Ülkelere Göç Eden Çiftçiler Ataerkil aile yapısının hakim olduğu, 10-12 çocuklu ailelerin olağan karşılandığı ve din adamları ile kilisenin çocuk sayısını teşvik ettiği bir dönem yaşandı. "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" anlayışının hakim olduğu o yıllarda, her çocuğa çiftlikte bir gelecek sunulamıyordu. Tarımın ve çiftçiliğin devamlılığını sağlamak adına, 1946-1969 yılları arasında 10 milyon nüfuslu Hollanda’dan 450 bin kişi göç etti. Bu nüfusun 400 bini Avustralya, Kanada, ABD ve Yeni Zelanda’ya yerleşti. Her ne kadar bu kişilerin üçte biri sonradan Hollanda’ya geri dönmüş olsa da çiftçi göçünün yakın zamana kadar devam ettiğini CBS (Hollanda İstatistik Kurumu) raporlarında görmek mümkündür. Çiftçilerin yeni vatan ve yeni gelecek arayışı daha uzun yıllar süreceğe benziyor.
Ekmek Teknesini Kaybetmekten Korkan Çiftçiler Hollanda çiftçisi ekmek teknesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Sahip oldukları asırlık düzeni, huzuru ve güveni yitirme riski taşıyorlar. Yaptıkları eylemler ses getirse de toplumsal desteği kaybetme riskiyle yüz yüzeler.
Son zamanlarda gerçekleştirilen yasa dışı eylemlerle; tehdit, şantaj ve huzuru bozan yol kapatma protestoları her ne kadar ses getirse de kamuoyunun saygı ve anlayışının yitirilmesine yol açıyor. Elbette sorun sadece çiftçilerden kaynaklanmıyor; ancak sorunun çözümünde bir "günah keçisi" (zondebok) aranıyor. Çiftçiler, iklim değişikliğinin tek sorumlusu olmadıklarını ve emisyon raporlarının gerçeği tam yansıtmadığını savunuyorlar. Haksız da sayılmazlar; uluslararası kimya ve petrokimya fabrikaları ne olacak?
Çiftçilerin sloganı net: "Çiftçi yoksa ekmek de yok!" (Geen boeren, geen brood.)
Bir An Onlardan Biri Gibiydim 27 Haziran 2022 Pazartesi akşamı saat 21.30 sularında, Deventer - Almelo istikametinde seyrederken Holten - Lochem yönünden traktörlerin A1 Otoyolu'na doğru ilerlediğini gördüm. Normalin dışında bir yoğunluk vardı ve trafik aniden durdu. Kafamda üzerine düşündüğüm ve yazmayı planladığım "çiftçi protestoları" konusunun tam ortasında bulmuştum kendimi. Protestocu çiftçilerle aramda sadece 10 metre vardı.
Bu esnada onlarla konuşma ve fotoğraf çekme imkânım oldu. İş makinelerinin ve traktörlerinin önünde toplanan yaklaşık 100 genç çiftçi, eylem birliği içinde karşımda duruyordu.
Yüzlerinde korku, umutsuzluk ve mutsuzluk okunuyordu. Ekmek teknelerini kaybetmekten korkan çiftçiler, otoyolun ortasında ateş yakarak eylemlerini 1,5 saat sürdürdüler. Saat 23.00’ten sonra traktörlerine binerek Holten - Lochem istikametine doğru dağıldılar. Polisin ve itfaiyenin göstericilere "suçlu" muamelesi yapmaması; şiddet ve stresten uzak, toplumsal desteğin hissedildiği bir atmosfer sağladı.
İnsanın içinden geçen ve gerçekleşmesini istediği olayların tanığı olması güzel bir duygu. Planlasaydım bile böyle bir denk geliş mümkün olamazdı.
Onlara Yakın ve Onlardan Biri Gibi... Her insan gibi bizler de geçmişimizi, köylü ve çiftçi kökenlerimizi unutmadık. Geçmişteki bu yaşam biçimini hayatımda her zaman bir artı değer olarak gördüm. O 1,5 saat boyunca kendimi onlardan biri gibi hissettim. Sanki eylemin bir parçasıydım. Kısa da olsa güzel ve hareketli bir akşam yaşandı. Aynı zamanda emniyet güçlerinin, süreci önce uzaktan takip edip ardından kazasız ve şiddetsiz bir şekilde sonlandırma çabasını da takdirle izledim.
Elbette eksikleri de vardı: Yolda kalan sürücülere bir çay, kahve veya su ikram edebilirlerdi. Ayrıca eylemin amacını ve haklılıklarını anlatan herhangi bir bildiri (pamflet / folder) de dağıtmadılar.
Gelecek Günler Ne Getirecek? Sonuç ne olursa olsun, çiftçilerin kurallar çerçevesinde kalması ve gelecekte mutlaka ortak akılla bir uzlaşma yolunun (compromis) bulunması gerekir. Hollanda kültüründe benmerkezci bir tavırdan ziyade, istişare ve orta yolu bulma kültürü hakimdir. Siyasi kararlarda toplumun çiftçi kesimini de tatmin edecek ortak bir karara varılmalıdır. Bu sürecin faturasını yolcular ve Hollanda halkı ödemek zorunda değildir. Bir somun ekmeğin 10 euroya çıkacağı bir tarım politikasını desteklemem mümkün değil. Zira ortaya çıkan her yeni sorunun bedelini yine fakir, fukara ve dar gelirli çalışanlar ödemektedir.
Bir Somun Ekmeğin 10 Euro Olması Çok mu Uzak? Bir kilo Hollanda ekmeğinin 10 euro olacağı günler çok uzak değil. Bugün Hollanda’daki geleneksel fırınlarda (ambachtelijke bakker / brood) bir somun ekmeğin 5 euroya kadar yükseldiğine şahsen tanık oldum.
Saygı ve sevgilerimle,
Mustafa Nejat Sucu