HOLLANDA’DA YABANCILARA AYRILAN KAYNAKLARI KURUTANLAR…

Hollanda hükümetleri, geçmişte kendi vatandaşlarına yönelik sosyal ve kültürel imkânları diğer Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha geniş ölçekte sunarken, yabancılar için de oldukça ciddi kaynaklar ayırmaktaydı...


  • Kayıt: 28.12.2025 11:08:27 Güncelleme: 04.01.2026 22:21:44

HOLLANDA’DA YABANCILARA AYRILAN KAYNAKLARI KURUTANLAR…

Örneğin; yabancı, özellikle Türk ilk ve ortaokul öğrencilerinin kendi ana dillerinde eğitim alabilmeleri, Türkçelerini geliştirebilmeleri amacıyla milyonlarca Florin bütçe ayrılırdı. Bu kaynaklarla Hollanda genelinde yüzlerce, hatta belki binlerce Türk öğretmenin maaşları ödenir; yine milyonlarca Florin harcanarak Türkçe ders kitapları satın alınırdı. Okullara öğrenci başına ödenek verilerek kitap ve benzeri eğitim materyallerinin temin edilmesi sağlanırdı.

Ayrıca yabancılara yönelik Yardım Kurumları (RCB – RSA gibi) kurulmuş, bu kurumlar aracılığıyla yabancıların sorunlarının çözülmesi ve sosyal-kültürel yaşam koşullarının geliştirilmesi hedeflenmişti. Bu amaçla yüzlerce personel istihdam edilmiş, milyonlarca Florinlik bütçeler ayrılmıştı.

O dönemlerde hastalık iznine ayrılmak, sosyal ödenek almak ya da malulen emekli olmak da oldukça kolaydı.

Bugün bu imkânların ortadan kalkmasının nedeni yalnızca ekonomik gerekçeler değildir. Büyük bir kısmının, sistematik biçimde yapılan istismarlar sonucu sona erdiğini söylemek gerekir.

Şöyle ki; Den Haag, Amsterdam, Rotterdam gibi büyük şehirlerde yabancılara yönelik Eğitim Koordinatörleri atanırdı. Bu görevliler genellikle Türk ve Faslılardan seçilirdi. Koordinatörlerin görevi, Türkçe öğretmenlerinin ve eğitim materyallerinin koordinasyonunu sağlamak; öğretmenleri denetlemek; satın alınacak kitap ve benzeri malzemelerin bütçelerini düzenleyerek Türk çocuklarının Türkçe eğitimlerini sürdürmelerini temin etmekti. Ayrıca yeni ders araçları geliştirmek amacıyla çeşitli komisyonlar da kurulurdu.

Peki, Türk ve Faslı koordinatörlerin bir kısmı ne yaptı?

Çoğu zaman kitap ve eğitim materyallerini toplu şekilde kendileri satın alarak okullara iki, hatta üç katı fiyatlarla sattılar. Türkiye ve Fas eğitim sistemlerini yerinde incelemek bahanesiyle yüzlerce Hollandalı eğitimciyi bu ülkelere götürüp adeta turistik geziler düzenlediler. Bu süreçte hem götürülen eğitimciler üzerinden hem de çocukların eğitimine ayrılan paralardan ciddi kazançlar elde ettiler.

Bu koordinatörlerin bazıları Kuşadası’nda, Balıkesir’de, Bodrum’da oteller; onlarca ev ve onlarca dönüm arsa satın aldı.

Hollanda kurumları ise tüm bu yaşananları gerekçe göstererek, yabancı çocukların ana dil eğitimi için ayrılan bütçeleri tamamen kaldırdı.

Yabancılara Yardım Kurumları ne oldu?

Bu kurumları yöneten bazı Türk ile Faslı-Tunuslu yöneticiler, yüzlerce vasıfsız, hatta Hollandaca dahi bilmeyen akraba ve tanıdıklarını işe aldı. Oysa bu kişiler, sorun çözmek amacıyla istihdam edilmeliydi. Kurumların imkânları adeta yağmalandı ve sonuç olarak bu kuruluşların kapılarına kilit vuruldu.

Sosyal ödenek alanlar, bu yardımların ömür boyu kendilerine ait bir hak olduğunu düşünerek çalışmadan ödenek almaya devam etti. Aynı zamanda kaçak işlerde çalışıp kayıt dışı gelir elde edenler oldu.

Çeşitli usulsüz yollarla (gerçekten malulen emekli olanları tenzih ediyorum) hastalık raporları alarak ya da haksız gerekçelerle malulen emeklilik maaşı alanlar çıktı.

Buna benzer pek çok istismar örneği sıralamak mümkündür.

Tüm bu yanlışları gören ve kayıt altına alan Hollanda kurumları, günümüzde bu haklara gerçekten sahip olan insanlara karşı son derece katı ve zorlayıcı bir tutum sergilemektedir. Öyle ki, hak eden kişiler bile neredeyse haklarına ulaşamaz hâle gelmiştir.

Değerli arkadaşlar,

Lütfen bindiğimiz dalı kesmeyelim.

Kesenlere de engel olalım.

Saygılarımla

Ahmet KAYA