Hollanda’da işsizlik artarken, yüksek teknolojinin beraberinde getirdiği iş gücü piyasasında hem nitelikli hem de nicelikli insan kaynağı açığı dikkat çekiyor. Bu durum, “de kloof tussen vraag van arbeid en het aanbod van werkenden” yani iş gücü talebi ile arzı arasındaki uçurum olarak tanımlanabilir.
Önsöz
Rusya–Ukrayna savaşı sürerken, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sert politikaları küresel ölçekte sosyal, kültürel ve ekonomik dengeleri derinden sarstı. Düşmesi beklenen enflasyonun aksine yükseliş eğilimine girmesi ve artan belirsizlik ortamı; iş, aş ve gelecek kaygılarını daha da ağırlaştırıyor.
Artan petrol ve enerji maliyetleri nedeniyle işverenler yatırımlarını ertelemeye başladı. 410 bini aşan işsiz sayısının (%4,1) daha da artması beklenirken, enflasyonun düşmesi yerine yükselmesi öngörülüyor.
Hollanda’nın devlet borcu 19 milyar euro artarak toplamda 529 milyar euroya ulaştı. Bu rakam, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH / BBP) %43,8’inden %44,4’üne yükseldi. Bu yükün gelecekte özellikle dar gelirli kesimler, emekliler ve düşük gelir grupları üzerinde daha fazla hissedileceği açık.
Borç ve Ekonomik Dengeler
Hollanda’nın borç oranı, Avrupa Birliği’nin izin verdiği %60 sınırının altında (%44,4). Ayrıca bütçe açığının GSYH’nin %3’ünü aşmaması gerekiyor. Yaklaşık 1,4 trilyon euroluk ekonomi dikkate alındığında, 42 milyar euro civarındaki açık AB normları içinde kabul edilebilir seviyede.
İş Gücü Açığı ve Verimlilik Sorunu
Önümüzdeki 10 yıl boyunca iş gücü açığının büyüyerek devam etmesi bekleniyor. Bugün her 100 iş arayana karşılık yaklaşık 90 açık iş pozisyonu bulunuyor.
Buna rağmen Hollanda ekonomisinde üretkenlik artışı sınırlı kalmış durumda (arbeidsproductiviteit stagneert). Yeni hükümetin bu konuda çeşitli bakanlıkların katılımıyla çözüm arayışında olduğu biliniyor. Ancak alınacak önlemlerin ne derece etkili olacağı zamanla görülecek.
Neden İş Var Ama Çalışacak İnsan Yok?
Bu sorunun birçok birbirine bağlı nedeni bulunuyor:
Teknolojik gelişmelere ayak uyduramayan iş gücü
Eğitim sistemi ile iş piyasası ihtiyaçlarının uyumsuzluğu
Ücretlerin yaşam maliyetlerini karşılamada yetersiz kalması
Kadınların iş gücüne katılımındaki engeller
Göçmen kökenli bireylerin iş piyasasına sınırlı entegrasyonu
Sosyal yardımlar nedeniyle çalışma motivasyonunun azalması
Genç kuşaklarda çalışma disiplininin zayıflaması
Bağımlılık (alkol, madde, dijital kumar vb.) sorunları
Fiziksel ve ruhsal sağlık problemleri
Ayrımcılık ve toplumsal önyargılar
Sosyal çevre ve bağlantı eksikliği (network / kruiwagen)
Gelecek umudunun azalması ve yurt dışına yönelim
Kültürel Arka Plan: Hippi Etkisi
1960’lı ve 1970’li yıllarda ortaya çıkan hippi kültürü, sisteme karşı alternatif bir yaşam biçimi sunuyordu. Tüketim karşıtı ve özgürlükçü bu yaklaşım, çalışma hayatına mesafeli bir duruş içeriyordu. Bugün bile bazı gençlik eğilimlerinde bu kültürün izlerini görmek mümkün.
Olumlu Gelişmeler
Son yıllarda iş gücü piyasasında olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Özellikle Türk ve Fas kökenli göçmenlerin ikinci ve üçüncü kuşaklarının iş bulma oranı artıyor. İşverenlerin etnik köken yerine nitelik ve beceriye odaklanması bu süreci destekliyor.
Artan gelir düzeyiyle birlikte göçmenlerin yaşadıkları mahallelerde, spor ve sosyal yaşamda daha fazla yer almaları; toplumsal uyum ve birlikte yaşam kültürünü güçlendiriyor.
Geleceğe Dair
Göçmenlerin daha fazla sektörde temsil edilmesi önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Günümüzde iş gücü mobil hale gelmiş durumda: İnsanlar artık “en iyi kazancı nerede elde ediyorsam orada çalışırım” anlayışıyla hareket ediyor.
Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım, geçmişte Belçika’dan Hollanda’ya, oradan Almanya’ya yönelen iş gücü hareketliliğini bugün daha da hızlandırmış durumda.
Ancak tüm bu gelişmelere rağmen, birçok kişi için “bir gün geri dönme” hayali hâlâ gerçekleşmemiş bir umut olarak kalıyor. Yaklaşık 60 yılı geride bırakan göç hikâyesi, önümüzdeki yıllarda da Avrupa’da var olma mücadelesiyle devam edecek gibi görünüyor.
Saygılarımla