Türk İş İnsanlarından Hollanda Bankalarına Ayrımcılık Eleştirisi


  • Kayıt: 01.01.2026 12:26:17 Güncelleme: 02.01.2026 21:00:17

Türk İş İnsanlarından Hollanda Bankalarına Ayrımcılık Eleştirisi

Ebubekir TURGUT

Hollanda Maliye Bakanlığı’nın raporu, ülkedeki bankacılık sisteminde göçmen kökenli, özellikle Müslüman müşterilerin hâlâ ayrımcılığa uğradığını ortaya koydu. Raporda, bazı ilerlemelere rağmen sistematik önyargıların sürdüğü ve bankaların “daha dikkatli ve kapsayıcı bir politika izlemesi gerektiği” vurgulandı.

Araştırma: Göçmen Kökenliler Daha Fazla Ayrımcılık Yaşıyor

Ipsos I&O tarafından yürütülen araştırmaya göre, bankalarla etkileşiminde ayrımcılık yaşadığını belirtenlerin oranı genel nüfusta %4,9 iken, Avrupa dışı kökenli kişilerde bu oran %9. Bir önceki yıl bu oran %14’tü. Raporda azalma olumlu bir gelişme olarak görülse de, “hala kabul edilemez derecede yüksek” denildi.

Katılımcıların büyük kısmı, aşırı kontroller, hesapların gerekçesiz dondurulması veya hizmet reddi gibi durumlarla karşılaştıklarını belirtti. Özellikle Türk, Faslı ve diğer Müslüman kökenli müşterilerin bu uygulamalardan orantısız biçimde etkilendiği raporda yer aldı.

“Discriminatie mag niet plaatsvinden” – Ayrımcılık kabul edilemez

Maliye Bakanı Eelco Heinen, raporda şu ifadeleri kullandı:

“Discriminatie mag niet plaatsvinden. Het is pijnlijk dat mensen discriminatie ervaren.”

(“Ayrımcılık olamaz. İnsanların bunu yaşaması acı verici.”)

Heinen, bankaların hesap kapatma, kara para aklamayı önleme (Wwft) ve yaptırım yasaları (Sanctiewet) gibi uygulamalarda ayrımcılığa yol açabilecek riskleri azaltması gerektiğini belirtti.

Müslümanlara ve Göçmenlere Yönelik Dolaylı Baskılar

Raporda, birçok Müslüman kökenli müşterinin özellikle “aşırı incelemeye” maruz kaldığı, bazı banka çalışanlarının bilinçli veya bilinçsiz önyargılarla hareket ettiği belirtildi. Bu durum, İslami yardım kuruluşları veya yurtdışına para gönderen Müslüman müşteriler için daha sık görülüyor.

Denetim kurumları DNB (Hollanda Merkez Bankası) ve AFM’in ortak araştırması da aynı noktaya dikkat çekiyor: Bankalar, göçmen kökenli müşterilerle ilişkilerinde hâlâ “eşit muamele” ilkesini tam olarak uygulayamıyor.

Şikayet Etme Cesareti Az

Rapor, ayrımcılık yaşayanların büyük kısmının şikayetçi olmadığını da ortaya koyuyor. Bunun nedeni, “şikayet etsem de sonuç değişmez” inancı ve bankalara olan güvensizlik. Hükümet, discriminatie.nl platformu üzerinden şikayetlerin kolaylaştırılması için yeni bir mekanizma oluşturdu ancak bildirilen vaka sayısı halen düşük.

Yapay Zekâ ve Ayrımcılık Riski

Raporda, bankacılıkta artan yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi kullanımıyla birlikte “algoritmik ayrımcılık” tehlikesine de dikkat çekildi. DNB ve AFM, bankalardan AI karar sistemlerinin önyargısız çalıştığını belgelemelerini istedi.

Kültürel Kökene Göre Farklı Muamele Hâlâ Var

Hollanda bankacılık sektöründe ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı düşse de, Türk, Faslı ve Müslüman kökenli müşteriler hâlâ dezavantajlı gruplar arasında. Rapor, bankaların iç eğitimlerinde “bilinçaltı önyargı farkındalığı” konusuna daha fazla yer vermesi gerektiğini vurguluyor.

Bakan Heinen, 2026’da yeni bir araştırma yapılacağını ve “tüm vatandaşların finansal sistemde eşit muamele görmesi için” adımların süreceğini açıkladı.

Bankacılıkta Ayrımcılıkla Mücadelede Türk İş Dünyasının Görüşleri

Raporun yayımlanmasının ardından Hollanda’daki Türk iş dünyasının önde gelen temsilcilerinden HOTİAD, TOVER ve TNOP başkanı Platform Dergisi’ne değerlendirmelerde bulundu.

Veysel Hut (HOTİAD ): “Sessiz diplomasiyle kalıcı değişim hedefliyoruz”

Uzun yıllardır iş dünyasının gündeminde yer alan konulardan biri, bankacılık sektöründe yaşandığı iddia edilen ayrımcılıktır. Gerek bireysel girişimcilerin gerekse kurumsal

işletmelerin maruz kaldığı bu durum hem ekonomik adalet hem de fırsat eşitliği açısından önemli tartışmalara yol açmıştır.

Bu konuda gerek medyada yayımlanan mağduriyet hikâyeleri gerekse resmî kurumların hazırladığı tespit raporları, sorunun yalnızca bireysel bir deneyimden ibaret olmadığını, sistematik bir dengesizliğe işaret ettiğini göstermektedir. Son yıllarda çeşitli kurum ve sivil toplum kuruluşları, bu adaletsizliğin giderilmesi yönünde dikkat çekici girişimlerde bulunmuştur. Bu çabalardan biri de HOTİAD’ın yürüttüğü çalışmalar olmuştur.

Medya Yerine Diyalog: Sessiz ve Etkili Bir Yaklaşım

HOTİAD, konuyu medya tartışmalarının ötesine taşıyarak, doğrudan karar vericilerle iletişim kurma yolunu seçmiştir. Dernek, “arka kapı diplomasisi” olarak tanımlanabilecek bir yöntemle hem Meclis düzeyinde hem de Ekonomi Bakanlığı nezdinde düzenli görüşmeler gerçekleştirmekte, bu yolla sürece yapıcı bir katkı sunmaktadır. 

Bu yaklaşım, ses getiren açıklamalardan çok, etkili temaslar ve çözüm odaklı diyaloglarla ilerlemeyi hedeflemektedir. Nitekim, son Maliye Bakanlığı tespit raporu da bu çabaların yavaş da olsa sonuç vermeye başladığını ortaya koymaktadır. Rapora göre, bankacılıkta ayrımcılık oranı azalma eğilimine girmiştir. Bu gelişme, değişimin mümkün olduğuna dair umut verici bir göstergedir.

Henüz Yeterli Değil, Ama Doğru Yoldayız

Bununla birlikte, mevcut tablo henüz tatmin edici düzeyde değildir. Ayrımcılığın tamamen ortadan kalkması için bankacılık sektöründe daha şeffaf kriterler, denetim mekanizmaları ve hesap verebilirlik sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu noktada hem kamu otoritelerine hem de özel sektöre önemli görevler düşmektedir.

HOTİAD, bu konuda yürüttüğü çalışmaların olumlu etkilerini gözlemlemekte ve sürecin kalıcı iyileşmelere dönüşmesi için kararlılıkla çabalamaktadır. Kurumun amacı yalnızca mevcut sorunlara dikkat çekmek değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir finansal adalet ortamı oluşturulmasına katkı sunmaktır.

Adaletli Finans Sistemi Mümkün

Bankacılıkta ayrımcılıkla mücadele, yalnızca belli bir kesimin değil, tüm iş dünyasının ortak çıkarıdır. Ekonomik sistemin güvenilirliği, tüm aktörlerin eşit koşullarda rekabet edebilmesiyle mümkündür. 

HOTİAD’ın bu süreçte sergilediği sessiz ama istikrarlı duruş, sivil toplumun ekonomi politikalarındaki etkisinin somut bir örneği olarak değerlendirilebilir. Şeffaf, adil ve kapsayıcı bir finans sistemi inşa etmek; sadece bankaların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.