Hollanda’da Başarının Anahtarı: Sorun Çok Çalışmak Değil, Sistemi Bilmemek
Ahmet IRI
(Gıda Güvenliği & Organizasyonel Değişim Danışmanı)
Hollanda’da girişimci olmak, sadece sabahın erken saatlerinden gece geç vakitlere kadar çalışmak demek değildir. Bu ülkede sürdürülebilir bir işletme sahibi olmanın yolu, sistemi en ince ayrıntısına kadar bilmekten geçer. Birçok girişimci için "başarı" çok çalışmakla eş anlamlı olsa da, Hollanda yasaları için başarı "uyum" ile ölçülür.
Yasal Bir Zorunluluk: RI&E Nedir?
Hollanda’da her işletmenin uyması gereken en temel kuralların başında Risk Envanteri ve Değerlendirmesi (RI&E) hazırlamak ve buna bağlı bir Eylem Planıoluşturmak gelir. Bu bir tavsiye ya da lüks değil, tamamen yasal bir zorunluluktur. Bu kurala uymayan işletmeler için 4.500 Avro’ya kadar çıkan ağır para cezaları kapıdadır.
Ancak sahada karşılaştığım tablo oldukça endişe verici. Amsterdam başta olmak üzere pek çok şehirde ziyaret ettiğim işletmelerde hala şu soruyu duyuyorum: “RI&E nedir?” Bu soru, aslında sorunun ne kadar derin olduğunu ve girişimcilerimizin sisteme ne kadar mesafeli kaldığını özetliyor.
Ceza Bir Son Değil, Bir Başlangıçtır
Culex Consultancy olarak, restoranlardan üretim tesislerine kadar farklı sektörlerde gıda güvenliği ve organizasyonel değişim süreçlerini yönetiyoruz. Denetimler sırasında (NVWA veya Hollanda İş Müfettişliği) hep aynı döngüye şahitlik ediyoruz: Bir eksiklik tespit ediliyor, ceza yazılıyor ve girişimci bu cezayı ödediğinde sorunun kapandığını sanıyor.
Oysa Hollanda’da ceza sisteminde mantık farklı işler. Ceza, bir bitiş değil, bir düzeltme sürecinin başlangıcıdır. Ceza alan işletmenin gerekli önlemleri alması, sistemdeki açığı kapatması ve bunu resmi makamlara bildirmesi (terugmelding) zorunludur. Bu bildirim yapılmadığı sürece, müfettişler tekrar gelecek ve cezalar katlanarak artacaktır. Sahada en sık gördüğüm hata; cezayı bir "trafik cezası" gibi görüp ödeyip geçmektir. Fakat sistem böyle çalışmaz.
Göçmen Girişimciliğinin Evrimi ve Bilgi Eksikliği
1964 yılında Hollanda’ya gelen Türk işçilerinden bugün devasa bir girişimci topluluğu doğdu. Türk kökenli vatandaşlarımızın önemli bir kısmı, iş piyasasındaki ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği gibi zorlukları aşmak için kendi işini kurma yolunu seçti. Bugün Türkler, Hollanda’nın en aktif ve dinamik girişimci gruplarından biridir.
Ancak bu dinamizm, mevzuat bilgisiyle desteklenmediğinde kırılgan kalıyor. RI&E, PSA (Psikososyal İş Yükü), verzuim (hastalık yönetimi) politikaları gibi kritik kavramlar ya hiç bilinmiyor ya da yanlış yorumlanıyor. Bir denetçi PSA’yı sorduğunda, “Bizim iş yerinde öyle şeyler (mobbing, stres vb.) olmaz” denilebiliyor. Oysa PSA, devletin çalışan güvenliğini korumak için şart koştuğu standart bir prosedürdür.
Niyet İyi, Bilgi Eksik
Girişimcilerimiz genellikle şu serzenişte bulunuyor: “Ben vergimi ödüyorum, canla başla çalışıyorum; neden sürekli denetleniyorum?” Bilgi eksikliği, zamanla yerini devlete karşı güvensizliğe ve yanlış ticari kararlara bırakıyor.
Hollanda’da yeni nesil girişimcilerin büyük bir kısmını göçmen kökenli gençler oluşturuyor. Türk girişimcilerin ekonomideki rolü gelecekte daha da büyüyecek; ancak aynı hataları tekrarlayarak büyümek mümkün değil. Sahada gördüğüm gerçek şudur: Girişimciler kurallara uymak istiyor ama "nasıl" yapılacağını bilmiyorlar.
Sonuç: Çözüm Doğru Anlatımda
Mesele sadece dil (Hollandaca) bilmek değil, "sistem dilini" anlamaktır. Çözüm, kuralların girişimciye açık, net ve pratik bir şekilde anlatılmasıdır.
Çok çalışmak kıymetlidir ama Hollanda’da başarılı olmak için artık tek başına yeterli değildir. Sistemi anlayan ve kuralları iş süreçlerine dahil eden girişimci kaybetmez. Anlamayan ise maalesef aynı hataların ve ağır cezaların döngüsünde yorulmaya devam eder.