Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107. yıl dönümü Amsterdam Başkonsolosluğu’nda kutlandı

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende, boğaz boğaza çarpışmaların yaşandığı Çanakkale Savaşı’na ait görüntülerin yer aldığı slayt, Mehmet Akif Ersoy ve Çanakkale gösterisi ile devam etti...


  • Kayıt: 19.03.2022 10:36:09 Güncelleme: 19.03.2022 10:37:32

Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107. yıl dönümü Amsterdam Başkonsolosluğu’nda kutlandı

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende, boğaz boğaza çarpışmaların yaşandığı Çanakkale Savaşı’na ait görüntülerin yer aldığı slayt, Mehmet Akif Ersoy ve Çanakkale gösterisi ile devam etti.

YÜREKLERDE AKİF DİLLERDE HÜRRİYET

Başkonsolos Engin Arıkan konuşmasında şunlara değindi: ”

İki yıllık uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle birlikte Başkonsolosluğumuzda olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
Bugün tarihimizdeki iki önemli olay vesilesiyle biraraya geldik.
Bugün 18 Mart: Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günümüz
Geçtiğimiz hafta 12 Mart tarihinde de İstiklal Marşımızın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma gününü idrak ettik.
Kronolojik olarak bakıldığında bu iki önemli olay arasında 6 yıllık bir zaman dilimi olsa da, bugünden geriye dönüp baktığımızda bu iki tarihi birbirinden ayrı düşünmemiz mümkün değil.
Bu tarihler, Halide Edip’in ifadesiyle, Türk’ün Ateşle İmtihanı’nın tarihimizdeki önemli kilometre taşlarından sadece ikisidir. Esasen, Türk milleti olarak ateşle imtihanımız bugün de hala devam etmektedir.

18 Mart Çanakkale Zaferi, o imtihanlardan en önemlilerden biridir. Tarihin seyrine yeni bir yön veren, milletimizin kaderini değiştiren büyük bir zaferdir.
Henüz 1. Dünya Savaşının başlarında olsa da, Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşımızın da ilk işaret fişeği olmuştur.
Çanakkale zaferini bizlere armağan eden, başta büyük Komutan ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Osmanlı İmparatorluğu’nun dört köşesinden cepheye koşarak canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyoruz.
Çanakkale zaferi, işgal güçlerinin maddi anlamdaki üstünlüğüne rağmen Türklerin tarih sahnesinden henüz çekilmediklerini yedi düvele göstermiştir.
Tüm dünya barışın önemini bugünlerde bir kez daha anlarken, cepheden cepheye savaşmış büyük komutan Atatürk’ün, Çanakkale’de hayatlarını kaybeden itilaf devletleri askerleri için söyledikleri ve onun “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüyle dile getirdiği barış ruhu, şimdi daha da kıymet kazanmaktadır:
“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın bağrında bulunuyorsunuz. huzur ve barış içinde uyuyun. sizler mehmetçikler ile yan yana, koyun koyunasınız. uzak diyarlardan evlatlarını bu savaşa gönderen analar, göz yaşlarınızı dindiriniz. evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim çocuklarımız olmuşlardır.”
Konuşmamın ilk bölümünü tamamlarken, tarihimiz boyunca vatanımız, bayrağımız, Cumhuriyetimiz, demokrasimiz, bizi biz yapan değerlerimiz için şehit olan, gazi olan tüm kahramanlarımızı; ve aynı zamanda Dışişleri Bakanlığının bir mensubu olarak da yurtdışında ülkemizi temsil ederken teröristlerce katledilen şehit diplomatlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

İtilaf Devletleri, 1. Dünya Savaşı sonunda Anadolu’yu dört bir yandan işgal etmiş, ancak bu kez Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da İstiklal Mücadelemizi başlatmıştır.
Samsun’dan başlayan, bütün Anadolu ve Trakya’nın seferber olduğu mücadelede ordumuz ve milletimiz elde mevcut imkanlarla işgal güçlerine karşı harekete geçmiştir.
Bu mücadele tüm yurtta devam ederken, bu mücadeleyi ateşleyecek, Mehmetçiğimize ve milletimize moral ve güç verecek bir Milli Marş kabul edilmesi fikri gündeme gelmiş ve bir yarışma açılmıştır. Yarışmada birinci olacak şaire de 500 Lira ödül vadedilmiştir.
Bu yarışmaya 724 şiir gönderilir ancak hiçbiri İstiklal Marşı olmaya layık bulunmaz.
Bu sırada Anadolu’da halkı istiklal mücadelesine davet eden, Sebilürreşat gazetesi ile milli mücadelenin sesi olan ve Meclis’de Burdur vekilliği görevini yürüten şair Mehmet Akif ise yarışmada maddi bir ödül vadedildiği için yarışmaya katılmamıştır.
Aralık 1920’de Ankara’ya gelen Mustafa Kemal, milli mücadelede verdiği üstün hizmetler için Mehmet Akif’e teşekkür eder.
Ardından, Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mehmet Akif’e bir mektup göndererek bir İstiklal Marşı yazması için ikna etmeye çalışır. Şiiri beğenilirse kendisine ödül verilmemesi konusunda bir çözüm bulunacağını söyler.
Bunun üzerine Mehmet Akif, Ankara’da Tacettin dergahında 10 kıtadan oluşan şiirini yazar ve şiiri milli mücadeleyi sürdüren Kahraman Türk Ordusuna ithaf eder.

Bugün İstiklal Marşımız olarak bildiğimiz şiir, kurtuluş savaşımız sırasında Mehmetçiğe ve halka moral ve güç vermek için Anadolu’yu dolaşan bir mücadele adamının o günün koşullarındaki yüksek hissiyatıyla kaleme alınmıştır. Şüphesiz, İstiklal Marşı da ancak bu şekilde yazılabilirdi. Mehmet Akif şiirinde milletimizi topyekün milli mücadeleye çağırmıştır:
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şiir 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde okunur, ayakta alkışlanır ve İstiklal Marşımız olarak kabul edilir.
Mehmet Akif, yarışmayı kazanır ama para ödülünü almaz. Ödülü, yoksul kadın ve çocuklara iş becerisi kazandırmak üzere kurulmuş olan Darülmesai’ye bağışlar.
İstiklal Marşı ile Mehmet Akif Türk Milleti için ölümsüz olur.
İstiklal Marşımız ile Akif yüreklerimizde, hürriyet dilimizdedir.
İstiklal Marşı, milletimizin tarih boyunca ortaya koyduğu mücadelenin özeti, gövdesini siper eden milletimizin dünyaya seslenişidir.
İstiklal Marşında ortaya konan niteliklerimiz, milli ve manevi değerlerimiz, ideallerimiz bizim ortak sesimiz, ortak vicdanımız, en kıymetli ortak değerimizdir.
Tıpkı 1921’de, 1922’de olduğu gibi 2022’de de ihtiyaç duyduğumuz azim, birlik-beraberlik ve bağımsızlık ruhu İstiklal Marşı’nın mısralarında dile gelmektedir.

ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Şüphesiz Mehmet Akif Ersoy’un bizlere bıraktığı tek miras İstiklal Marşımız değildir. Bir çok eseri vardır.
Bugün kutladığımız Çanakkale Zaferini ve yadettiğimiz kahramanlarını da Mehmet Akif’ın “Çanakkale Şehitlerine” şiirindeki gibi kimse dile getirememiştir:
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Vefatından kısa bir süre önce birkaç gazeteci Mehmed Âkif’i ziyarete gider. Sohbet sırasında söz bir ara İstiklal Marşı’ndan açılır ve marşın sözlerinin değiştirilip değiştirilemeyeceği sorulur.
Mehmet Âkif hasta yatağından doğrulur, İstiklal Marşı’nı değiştirmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini söyler,
“İstiklal Marşı bir daha yazılamaz, Kimse bir daha İstiklal Marşı yazamaz, ben de yazamam!” “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” der.
İstiklal Marşımızın kabulünün 101. Yıldönümünü kutlarken, “Yüreklerde Akif, dillerde Hürriyet” diyerek gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olan büyük vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygıyla, rahmetle ve şükranla anıyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum.

Anma töreni HDV Amsterdam Hacı Bayram camii din görevlisi ’Yunus Tamer'in okuduğu kuranı kerim ve yaptığı dua ile son buldu:

Sedat TAPAN / Hülya TAŞ