HOTİAD’la Özbekistan Ziyareti

Burhanettin Carlak
Kısa adı HOTİAD olan Hollanda Türk İşadamları Derneği üyeleri Özbekistan’a ziyarette bulundular. HOTİAD başkanı Hikmet Gürcüoğlu’nun ifade ettiiği gibi bu bir “gezi” değil, ‘ziyaretti’. Geleneksel olarak sırf üyelerine yönelik yapılan Hac, Kudüs gibi ziyaretlerin bir anlamda devamı niteliğinde ve manevi ağırlığı olan bir ziyaret oldu.
Organize görevi verilince ülkeyi çok farklı yönleriyle yeniden keşif için bir şans gördüm ve heyecanlandım. Dar zamana çok şeyi sığdırabildik.
Özbekistan’da ilk kez Hollanda radyo - televizyon kurumunda çalıştığım 2009 yılında -hem de Abdülwahid van Bommel gibi mutasaffıh bir büyükle belgesel çekimleri için bulunmuştum. Hayatımın belki de en mutlu, heyecanlı günleriydi. Kısmen bilgiye dayalı fikirmiş sandığım hamasi-romantik duygularımın da etkisi ile yüksek beklentilerle her gözlemden mana çıkarmaya çalışıyordum. Dönüşde Ufuk Gazetesinde 18 sayfa ‘Orta Asya Gezi Notları’ diye seri yazılarım yayımlandı. Multifestijn’de bölgede amatörce çektiğim fotograflarım sergilendi. Hollanda’daki Türklerin bölgeye ilgisini çekmeyi kendimce misyon edinmiştim. 2021’de Özbekistan’ın 30. Bagımsızlık yılına atfettiğim ilk Hollandaca editüryal kitabımız yayımlandı. Bir dizi sosyal kültürel faaliyetmiz artarak devam edecek. Ancak şunu anladım ki ne kadar insanımızı o bölgeye götürebilirsek o denli bir bilinç düzeyi ve farkındalık oluşuyor.
Semerkant

Semerkant’la ve Emir Timur’un türbesi ile başlıyor ziyaretimiz. Bir yazımda “Türklüüün hac merkezi iafdesini kullanmıştım”. “Gûr-ı Emîr” isimli muhteşem türbesinin Farsça’da "kralın mezarı" anlamına geliyor. Mozelenin gördüğümüz halinin sadece kalıntılar olması bile haşmetli bir dönem hakkında fikir veriyor bize. Altın yaldızlı kubbe içi ve ziyaretçilerin yüzündeki vakur, gururlu ve edeb ifadesi, Timur’a olan saygı hakkında bize fikir veriyor. Kendi mezarı hürmetinden hocasının kabrinden daha küçük. Başka mezarlar da var. Bu mezarlar; Seyyid Baraka, Uluğ Bey ve Shah Rukh Mirza’ya ait. Asıl mezarlar daha alt katta. İlhan Bardakçı’ya göre “Zeminin altı” demek olan “zîr-i zemîn”, eski Türk mimarîsinin önemli bir geleneği idi; Selçuklular’da, Timur İmparatorluğu’nda ve Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerindeki mezarlar bu şekilde inşa edilmişti…
Gürcüoğlu’na göre Orta Asya halklarında Sovyetlerın kimliksizleştirme, köksüzleştirme çalışmalarına karşı yeni devletin kimlik inşasında ‘Timur’ öne çıkmış. Bizdeki Alparslan, Fatih veya Atatürk gibi milli bir kahraman.
Rehberimiz Yorgin Tuhtayev kendisine atfedilen bir sözünde Timur ” Biz ki, Melik-i Turan; Emir-i Türkistan'ız. Biz ki Türk oğlu Türk'üz. Biz ki Milletlerin en kadimi ve ulusu Türk'ün Başbuğuyuz.” Dediğni ifade ediyor. Taşkent’deki Timur meydanındanki heykelinde ise ‘güç adalettir’ yazıcı veciz bir bir söz.

Osmanlı’yı fetret dönemine iten 1402’deki Ankara savaşında iki Türk devletinin talihsiz savaşı. Sivas gibi şehirlerdeki katliamlar akla gelince karmaşık duygular yaşıyor insan. Timur Lenk (topal) mi yoksa Emir Timur mu diye mizah yapılıyor grupda.

Bazı tarihçilere göre Osmanlı neredeyse yeniden kurulma konumuna getirilmiş. Anadolu’da yaygın bir erkek ismi Timur. “Esenboğa”nın aslı “İsen Buga”dır, Timur’un ordusundaki generallerden birinin ismidir. İzmir’i feth edip bir nevi yaptıklarına bedel olarak Osmanlı’ya bırakıp gitmesi de manidar. Keşke İzmir’de de bir heykeli yapılsa.

İkinci durağımız muhteşem Registan meydanı. Üç ayrı medrese (üniversite) giriş kapısı var. Sağ tarafda bir kaplan ve önünde kaçan ceylan var. Bir tür metafor. Dostum Anvar Yusuphov’un anlattığına göre Kaplan öğrenciyi Ceylan bilimi simgeliyormuş. Ankara Gazi Üniversitesi’nde okuyan Husan Tohirov beyecanla ve ince detaylarına kadar tarihi binalar hakkında bize bilgiler veriyor.
Bilim Tarihi

Bilim tarihi açısından kaybolmuş, kesik yılların işaret taşları bu abideler. Sırf ilahiyatla değil fen bilimlerinin de aynı anda okudulduğu bilimin yüksek tutulduğu dönemler. Ne zamanki salt ilahiyata inilmiş o zaman duraksama hatta geriye gidiş başlıyor.

Uluğ Bey rasathanesinin üzerinin bu köhne zihniyetle kapatıldığı hipotezleri bile insanı kasvete sürüklüyor. Rasathanenin buluş hikayesi Orhun Abidelerindeki gibi yabancı bilim adamlarının ilgisine muhtaç bir kayıtsızlık halimiziin göstergesi. Rasathanesindeki müzede Timur’un torununun hem devlet olma hem de astronomi ve matematiğe katkısını aynı anda yürütmesi insanda hayranlık, vefat şekli de nefret uyandırıyor. İslam Bilim tarihcisi Hüseyin Şen dostum Uluğ Bey’in gözlemleri ile keşf ettiği yıldızların asırlar sonra Batı’da teyid edildiğini söylemişti.

Şah-ı Zinde Turkuaz çinilerine müptela biri için eşi benzeri olmayan çinili sokak ancak aslen peygamber efendimizin amca oğlu Ashab- İkram Kusem b. Abbas’ın cihat aşkını anlatıyor.Kabir zamanla önemli bir ziyaretgâh olmuş. Cuma namazını orda kılmak müthiş bir haz v erdi doğrusu.

Buhara’da Şah-ı Nakşidend tasaffuv düşüncemizdeki yeri üzerinde duruyoruz. Sırf Türkiye’de değil İslam dünyasındaki bir çok kolu bakımından nufuzu halen çok etkin. Ziyaretçileri dünyanın her bir yanından var. Biraz da halk inanışı gereği dilekler iöin gelen köylüler var. Anlatına göre kendisi sade, münzevi bir hayat sürmüş ancak kendisinden sonra gelenler türbe ve diyer ünitlerle kabristan bölgesini bir nevi ticarethaneye dönüştürmüşler.

Hive şehri Türk Dünyası kültür başkenti olmayı olmayı layıkı ile haketmiş. Edip insan Süleyman Gündüz hocaya rastlayınca rica minnet grubumuzla tanıştırıp sohbet ortamı oluşturduğum için çok mutlu oldum. Sohbet sonrası ziyaret ettiğimiz 1200 yıllık ahşap sütunlarla ayakta duran Cuma Mescid ziyaretimiz çok daha anlam buldu.

Yine Hive’de kitabımıza kapak yaptığımız İslam Hoca minaresi önünde gün batışı deklanşörlere basarken Hollanda’dan gelen dostlarla tanışıyoruz. Kendilerine önce minareye sonra kitap kapağımıza bakmalarını rica ediyorum. Ne güzel tevaffuk dercesine tebessümlerini alıyorum. Özbekistan Dostları grubumuza yeni yeni kütür elçileri ekleniyor.

Taşkent’deki Şehidler beldesi Rusların Sovyet kisvesi altındaki zülmünün en canlı abidesi.

Hollanda – Özbekistan Türk İşadamları Taşkent’ de buluştu
Ziyaret esnasında kısa adı UTİD olan Özbekistan Türkiye İş İnsalnarı Derneği UTİD yönetim kurulu ve üyeleri ile bir araya gelen heyet her iki ülkedeki Türk işadamlarının sektörel bazda aktif olduğu alanlar ve potansiyel hakkında görüş alış verişinde bulundular.

HOTIAD başkanı Hikmet Gürcüoğlu toplantıda yaptığı konuşmada Özbekistan’a gezi değil ziyaret gerçekleştirdiklerini ve manevi atmosferden çok etkilendiklerini söyledi. Daha sonra kuruluşları hakkında bilgi veren Gürcüoğlu, HOTIAD Üyelerinin 3 milyar euroluk bir iş hacmi olduğunu belirterek 60 yıl önce gelemeye başladıkları Hollanda’da her alanda ciddi başarı elde edildiğini Hollanda’daki ünlü marka CEO’ larının Türklerden oluşturduğunu belirterek bir çok alanda varlıklarını giderek hissettridiklerini ve bu sayede Türkiye – Hollanda arasında da ilişkilerin geliştirilmesinde katkıda bulunduklarını ifade etti. Toplantıya katılan Hollanda’daki ve Özbekistan’daki Türk işadamları da kendi çalışmaları hakkında ayrıca bilgiler verdiler.
UTİD Başkan yardımcısı İhsan Kurt de yaptığı konuşmada Özbekistan’daki Türk işadamlarının falliyetleri hakkında bilgi verirken hem nicelik hem de nitelik açısından Türk işadamlarının hemen her alanda faal olduklarını ifade etti.
Programda Taşkent Türk büyükelçiliği ticaret başmuşaviri Suavi Önal, İletişim müşaviri Hamdi Turşucu da başta ticaret olmak üzere her alanda iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi için elçilik olarak yardıma hazır olduklarını ifade ettiler. TRT Taşkent temsilcisi Nizam Şahin’ de TRT Avaz yayınları hakkında kısa bilgi vererek yayın alanında bağların geliştiğini belirtti.

AA Muhabiri Bahtiyar Abdukarimov bey de sağolsun programın haberini geçmiş. Ben de TRT TÜRK’de İstanbul Saati programında biraz değindim.
Aralarında Özbek ilimler akademisinden Golnaz Sattarova, Özbek ünlü yazar ve senarist Nazar Eshongulov gibi Özbek sanat ve edebiyat dünyasından isimlerin yer aldığı toplantı sonrasında Batı Avrupa’dan iş heyetlerinin daha geniş kapsamlı ziyaretlerinin gerekliliği vurgulandı. Hemen herkesin gözlemlediği dünyanın sokakları ve yürekleri en temiz bu ülkesinin referansı ne olursa olsun mutlaka göremesi gerektiği oldu.
