Rotterdam’da Kadın Cinayetlerine Karşı Yüzlerce Kişilik Yürüyüş: “Artık Yeter!”

Hollanda’nın Rotterdam kentinde düzenlenen “Femicide Yürüyüşü”, kadın cinayetlerine karşı artan toplumsal tepkilerin bir göstergesi haline geldi...


  • Kayıt: 07.08.2025 09:29:30 Güncelleme: 07.08.2025 09:40:44

Rotterdam’da Kadın Cinayetlerine Karşı Yüzlerce Kişilik Yürüyüş: “Artık Yeter!”

Hollanda’nın Rotterdam kentinde düzenlenen “Femicide Yürüyüşü”, kadın cinayetlerine karşı artan toplumsal tepkilerin bir göstergesi haline geldi. Schouwburgplein Meydanı’nda toplanan binden fazla kişi, son dönemde yaşanan trajik vakalara ve yetersiz resmi önlemlere dikkat çekti.

Eylem, feminist grup Dolle Mina’lar tarafından organize edilirken, katillerin çoğunlukla mağdurların yakın partnerleri olması gerçeği öne çıkarıldı. “Artık yeter!” sloganlarıyla yürüyen protestocular, kadınların maruz kaldığı sistematik şiddete karşı daha güçlü ve somut önlemler alınması çağrısında bulundu.

 İki Günde İki Kadın Cinayeti

Son haftalarda yaşanan iki acı olay, protestoların ana tetikleyicisi oldu:

  • 15 Temmuz, Gouda: 39 yaşındaki Jouweela, daha önce hakkında ölüm tehditleri bulunan eski eşi tarafından, kadın sığınma evinin yakınında ve çocuklarının gözü önünde vurularak öldürüldü. Fail, benzer bir suçtan sabıkalı olmasına rağmen kısa süre önce serbest bırakılmıştı.
  • 17 Temmuz, Vlijmen: 38 yaşındaki bir kadın, birlikte yaşadığı partneri tarafından evinde bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olay sırasında evde bulunan üç yaşındaki çocuk, trajedinin tanığı oldu. Komşular, kadının daha önce de şiddete maruz kaldığını ifade etti.

 “8” Şeklinde Atılan 4,5 Kilometrelik Adım

Yürüyüş, Hollanda’da her sekiz günde bir kadının öldürülmesine dikkat çekmek amacıyla sembolik olarak “8” rakamını çizecek şekilde planlandı. Katılımcılar, 4,5 kilometrelik güzergahta “Niet alle mannen, maar altijd een man” (Tüm erkekler değil, ama hep bir erkek) ve “Geen excuses meer” (Artık mazeret yok) gibi sloganlar taşıdı.

Meydanda sergilenen kırmızı topuklu ayakkabılar ise öldürülen kadınların anısını yaşatmak ve farkındalık yaratmak için güçlü bir simge olarak kullanıldı.

Kayıp Yakınlarının Çığlığı: “Geç Kaldık!”

Yürüyüş sırasında sahneye çıkan kayıp yakınları, yaşadıkları acıyı paylaşarak sistemdeki eksiklere işaret etti:

  • Wim Hertgers (kızı Sanne’nin babası): “Kızımı 8 Ekim 2023’te evinde ölü buldum. Katil, ‘Benim olamazsan hiç kimsenin olamazsın’ demişti. O günden beri femicide kelimesinin anlamını taşıyorum.”
  • Barbara (Gea’nın kız kardeşi): “Kız kardeşim 2020 yılında öldürüldü. Onu geri getiremeyiz, ama başkaları için sistem değişmeli. Hayvana zarar verme, sürekli konum isteme ya da intihar tehdidi gibi kontrolcü davranışlar zamanında ciddiye alınmalı.”

Talepler Net: “Taziye Değil, Eylem!”

Protesto organizatörleri ve destekçileri, hükümete yönelik üç temel talepte bulundu:

  1. Yasal Tanıma: Kadın cinayetlerinin toplumsal cinsiyet temelli şiddet kapsamında tanınması; psikolojik şiddetin ve boğma girişimlerinin cezai kategoriye alınması.
  2. Güvenli Destek Hatları: Özellikle çocuk sahibi kadınların sosyal hizmetlerden çekinmeden ulaşabileceği anonim bir destek hattı (örneğin 116 numarası) kurulması ve sığınma evlerinin kapasitesinin artırılması.
  3. Önleyici Yasal Düzenlemeler: Polisin, mağdur şikâyeti olmadan da takip (stalking) vakalarını soruşturabilmesi ve İngiltere’deki “Clare Yasası”nın benzeri bir uygulamanın Hollanda’da devreye alınması.

Uzmanlar: “Erkekler de Sorumluluğu Paylaşmalı”

  • Prof. Marieke Liem (Leiden Üniversitesi): “Yaklaşık 200.000 kişi Hollanda’da ‘yakın ilişki terörü’ yaşıyor. Kadınların güçlenmesi, bazı erkeklerde kaygı ve şiddetle karşılık buluyor. Bu tabu yıkılmalı.”
  • Ollie (23, Dolle Mina aktivisti): “Erkeklerin sessizliği, sistemin bir parçası. Oysa çözümün de parçası olabilirler.”
  • Songül Mutluer (GL-PvdA Milletvekili): “Kadın cinayetleri kültür ya da etnisiteyle açıklanamaz. Her toplum katmanında yaşanıyor. Eğitim bütçesi artırılmalı, Clare Yasası ve boğma eylemlerinin cezası acilen gündeme alınmalı.”

    Platform ve Kadın Genel Yayın Yönetmeni Ebubekir Turgut : “Artık Susanlar Değil, Sorumluluk Alanlar Konuşmalı”

    Lahey’de geçtiğimiz günlerde yaşanan vahşi cinayet, Hollanda’nın toplumsal refah vitrininin ardındaki karanlık gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: Bu ülkede her sekiz günde bir kadın, genellikle eşi ya da eski partneri tarafından öldürülüyor.

    Bu bir istatistik değil. Bu bir çığlık.

    Hollanda’da kadın cinayetleri münferit vakalar değil; sistematik, yapısal ve kültürel bir sorunun dışa vurumu. Sözde medeni, ilerici, eşitlikçi bir toplumda hâlâ bir kadının sokak ortasında öldürülmesi; yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda kurumların iflası, politikaların yetersizliği ve toplumsal vicdanın suskunluğudur.

    Kadın Dergisi olarak bizler bu acı gerçeği yıllardır yazıyoruz. Defalarca haber yaptık. Defalarca köşe yazısı yazdım. Kadın cinayetlerini yalnızca haberleştirmedik, aynı zamanda analiz ettik. Sayılarla, örneklerle, röportajlarla, araştırmalarla. Ama yetmedi.

    Çünkü sorun yalnızca fiziksel şiddet değil. Sorun; genç erkeklerin %16’sının kadına yönelik şiddeti “bazen kabul edilebilir” bulduğu bir zihniyette. Sorun; “modern konuşan ama ataerkil yaşayan” erkek tipinde. Sorun; kadını korumak yerine onu sahiplenmeye çalışan bir kültürel altyapıda.

    Bugün hâlâ bir kadının yardım istemesi, çocuklarını kaybetme korkusuyla bastırılıyorsa… Bugün hâlâ anonim yardım hatları “gereksiz” görülüyorsa… Bugün hâlâ psikolojik şiddet gri bir alanda dolaşıyorsa… O hâlde neyi başardık?

    Kadınları sadece mezar taşlarında değil, yaşamda yaşatmak zorundayız. Bunun için sadece yasal düzenlemeler değil; kültürel, eğitsel, psikolojik ve medyatik bir seferberlik gerekiyor. Bu bir kadın meselesi değil, insanlık meselesidir.

    Biz susmayacağız. Biz yazmaya, anlatmaya, sormaya devam edeceğiz. Çünkü her suskunluk, bir sonraki cinayetin zemini olabilir.

    “Hayattan koparılan her kadın, toplumun sessizliğinde ikinci kez öldürülür.”

    Her Sekiz Günde Bir Kadın Ölüyor

Avrupa genelinde kadın cinayetlerinin en yüksek oranlarından birine sahip olan Hollanda’da, son on yıldır bu tablo değişmiyor. Sadece Haziran 2025’te şiddet hattı Veilig Thuis’e yapılan başvuru sayısı %31 artarak 25.127’ye ulaştı. Dünya genelinde ise her 10 dakikada bir kadın, yakın çevresinden biri tarafından öldürülüyor.

 Rotterdam’dan Yükselen Çağrı, Politikaya Yansıyacak mı?

Dolle Mina’ların 1970’lerden bu yana düzenlediği en büyük eylem olan bu yürüyüş, yalnızca Rotterdam’ın değil tüm Hollanda’nın vicdanına sesleniyor. Jouweela, Sanne ve Gea gibi kadınların ismi artık sadece trajedilerle değil, değişim çağrısıyla anılıyor. Talep açık: “Artık taziye değil, eylem zamanı.”

Rotterdam / Tarık OKAN