Hollanda’da “aydınlanma” adı altında ailesine, dinine ve köküne savaş açan Lale Gül, sığındığı limanlarda fırtınaya yakalandı. "Beni artık onlardan sayarlar" dediği çevrelerden yediği "defolu Türk" darbesi, aslında malumun ilamıydı. Kendi geçmişine sırt dönenlerin, yeni dostları tarafından ilk fırsatta nasıl "öteki" ilan edildiğini Platform mercek altına alıyor.
Hollanda kamuoyu bugünlerde tek bir ismi konuşuyor: Lale Gül. Kendi ailesini, yetiştiği muhafazakar çevreyi ve İslamiyet’i sert bir dille eleştirdiği "Yaşayacağım" (Ik ga leven) kitabıyla bir gecede "yıldız" yapılan Gül, bugünlerde kendi eliyle kurduğu o "yeni dünyasının" gerçek yüzüyle tanışıyor.
JAN SMIT AŞKI MI, IRKÇILIK TOKADI MI?
Tartışma, Lale Gül’ün 14 yıllık evliliğini yeni bitiren ünlü şarkıcı Jan Smit ile flört ettiği iddialarıyla patlak verdi. Ancak magazin masasında başlayan bu flörtleşme, bir anda Hollanda’nın derinlerindeki o köklü ırkçılığın dışavurumuna dönüştü.
Program sunucusu Dennis Schouten, Jan Smit’in "genç ve Hollandalı bir kadınla birlikte olabileceğini" ima ederek, Lale Gül için buz gibi bir ifade kullandı: “Afgekeurde Turk” (Iskartaya çıkmış/Defolu Türk).
"ONLARDAN" OLAMAZSINIZ!
Gül, bu hakaret karşısında hukuki süreç başlattı, Anayasa’nın eşitlik ilkesine sığındı. Ancak asıl tokat, bir dönem kendisini alkışlayan, "cesur kadın" diye omuzlarda taşıyan aşırı sağcı çevrelerden geldi.
Ebru Umar ve Ayaan Hirsi Ali örneklerinde olduğu gibi, bu çevreler için "aykırı Türkler" sadece kendi hikayelerini doğruladıkları sürece değerlidir. Hikayen bittiğinde ya da onların "milli ikonlarına" (Jan Smit örneğinde olduğu gibi) yaklaştığında, kökenin fikrinin önüne geçer. Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, onların gözünde hep "öteki" kalmaya mahkumsundur.
AİLESİNE SAVAŞ AÇMANIN BEDELİ
Lale Gül, şöhret basamaklarını tırmanırken ailesiyle bağlarını kopardı, köklerini "gericilik" olarak yaftaladı. Hollanda medyası onu bu "kopuşu" üzerinden pazarladı. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; geldiği topluma, dinine ve kültürüne savaş açanlar, sığındıkları yeni mahallede asla tam anlamıyla "ev sahibi" olamıyorlar.
Siz istediğiniz kadar "ben değiştim, ben sizdenim" deyin; Dennis Schouten gibiler en küçük bir kriz anında size "defolu" olduğunuzu hatırlatmaktan geri durmaz.
SONUÇ: KÖKSÜZLERİN YALNIZLIĞI
Lale Gül şimdi hukuk arıyor, özür bekliyor. Ancak asıl mesele mahkeme salonlarında değil, sosyolojik bir gerçeklikte yatıyor: Kendi mahallesini ateşe verip kaçanlar, sığındıkları sarayların bahçesinde bile her zaman "yabancı" muamelesi görürler.
Gül’ün yaşadığı bu dram, modernleşmeyi köklerinden kopmak sanan tüm "göçmen aydınlar" için ibretlik bir ders niteliğinde. Bakalım Hollanda’nın "özgürlükçü" hukuku, bu "defolu" muamelesine ne diyecek?