Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) yönetimi, din görevlileri ve cami başkanları, Soest HDV Fatih Camii ev sahipliğinde düzenlenen geleneksel bayramlaşma programında bir araya gelerek birlik ve beraberlik mesajı verdi...
HDV BAYRAMLAŞMA PROGRAMI SOEST'TA GERÇEKLEŞTİ
Hollanda Diyanet Vakfı (HDV), 30 Mayıs 2026 Cumartesi günü şube yöneticileri ve din görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirilen Bayramlaşma Programı'nı Soest HDV Fatih Camii’nde icra etti. Programa Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Ömer Özgül, Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. M. Emin Altın, HDV YK genel sekreteri Recep Ayaz, HDV YK üyeleri Ramazan Gül ve Erkan Karagöz, Rotterdam Muavin konsolos Bilal Köse, Amsterdam Muavin konsolos Aslı Koç Kaya, MÜSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü, HDV cami başkanları ve din görevlileri katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, açılış konuşmaları ve sunumların ardından sıcak bir sohbet ortamında tamamlandı.

Erdal Öztürk (HDV Soest Fatih Camii Başkanı) "Birlik, Beraberlik ve Yeşil Lambanın Temsil Ettiği Karşılıklı Saygı"

Programın açılış ve selamlama konuşmasını ev sahibi sıfatıyla yapan Erdal Öztürk, bayramların kardeşlik ve dayanışma duygularını en üst seviyeye çıkardığını belirterek sözlerine şöyle başladı:
"Bayramlar bayram ola, dertlerimiz son ola. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. İhtiyaç sahiplerini, büyüklerimizi ve dünyanın farklı bölgelerinde zulüm altında yaşayan Müslüman kardeşlerimizi dualarımızda unutmayalım."
Konuşmasında Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerini, Arakanlı Müslümanları ve Filistinlileri anarak tüm mazlum coğrafyalar için huzur ve selamet temennisinde bulunan Öztürk, Soest Fatih Camii'nin tarihi serüvenini şu çarpıcı hatırayla aktardı:
"1970’li yıllarda bölgede Müslüman nüfusun artmasıyla ibadet ihtiyacı ortaya çıktı ve ilk olarak 1975 yılında iki odalı bir mekân kiralandı. Bu binanın bir odasında Müslümanlar ibadet ederken, diğer odasında ise Hollandalı bir müzik grubu çalışmalarını sürdürüyordu. Namaz vakitlerinde iki taraf arasında karşılıklı saygı çerçevesinde harika bir sistem uygulanıyordu: Namaz başlayacağı zaman odada yeşil bir lamba yakılıyor, müzik grubu da namaz bitene kadar çalışmasına ara veriyordu. İşte bu karşılıklı saygı ve hoşgörü, bugün sahip olduğumuz külliyenin oluşmasına katkı sağlayan en önemli temel değerlerden biridir."

Cemaatin büyümesiyle 2013 yılında mevcut külliyeye geçtiklerini belirten Öztürk, camideki eğitim faaliyetlerine de değindi. Kadın, gençlik ve çocuk birimlerinin çok aktif olduğunu, hafta sonu eğitimlerinde yaklaşık 200 öğrencinin eğitim aldığını söyledi. Mevcut külliyede 11 sınıf bulunmasına rağmen artan talepten dolayı yeni derslik projeleri üzerinde çalıştıklarını ifade eden Öztürk, özellikle 15-20 yaş aralığındaki gençlerin camiyle bağlarını güçlendirmek adına onlarla birebir ilgilenebilecek yeni bir din görevlisine ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
Recep Ayaz (HDV Yönetim Kurulu Genel Sekreteri) "Kurban Emanetleri Dünyanın Dört Bir Yanına Ulaştı"

Hollanda Diyanet Vakfı’nın kurumsal çalışmaları, kurban organizasyonları ve hac hizmetleri hakkında kapsamlı veriler paylaşan Recep Ayaz, tüm vatandaşların bayramını tebrik ederek başladığı konuşmasında Fatih Camii yönetimine ve cemaatine samimi ev sahiplikleri için teşekkür etti.
Bayramların paylaşma ruhunu en net gösteren alanın kurban organizasyonları olduğunu belirten Ayaz, 2026 yılına ait güncel rakamları ilan etti:
"Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğiyle yürüttüğümüz kurban organizasyonunda, bu yıl Hollanda genelinde toplam 42 bin 859 kurban vekâleti toplandı. Bu büyük başarı; din görevlilerimiz, cami yöneticilerimiz ve hayırseverlerimizin el birliğiyle gerçekleşti. Vekâletlerde her yıl yaşanan bu artış, vakfımıza duyulan güvenin en açık göstergesidir."

Toplanan kurbanların dünyanın dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını söyleyen Ayaz, bu yıl Hollanda’dan 32 gönüllünün kesim ve dağıtım çalışmalarını yerinde takip etmek üzere sahada görevlendirildiğini ve bu gönüllülerin dönüşte tecrübelerini kamuoyuyla paylaşacağını aktardı.
Hac organizasyonuna dair de güncel bilgileri aktaran Ayaz, Mekke'deki yetkililerle sürekli iletişimde olduklarını belirterek, "Bu yıl 814 hacımız, 36 din görevlisinin rehberliğinde hac ibadetini sorunsuz şekilde yerine getirdi. Hacılarımız Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etmek üzere Medine’ye geçecekler ve 3 Haziran’dan itibaren Hollanda’ya dönüşler başlayacak" dedi.
Ayaz, Ramazan ayından bu yana yoğun bir çalışma dönemi geçirdiklerini, yardım faaliyetlerinin sadece yurt dışıyla sınırlı kalmadığını, Hollanda içindeki ihtiyaç sahipleri için de Gıda Bankası (Voedselbank) ile iş birliği içinde sosyal yardım projeleri yürüttüklerini ve bu kapsamlı çalışmaların detaylarını önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını müjdeledi.
Dr. M. Emin Altın (Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi) "Zor Şartlarda Kurulan İbadethaneler, Bugün Çok Yönlü Yaşam Merkezleridir"

Camilerin toplumsal hayatın merkezindeki rolüne ve gelişim sürecine dikkat çeken Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Emin Altın, ilk nesillerin verdiği büyük emekleri hatırlatarak söze başladı:
"Cami başkanımızın aktardığı tarihçe, aslında Hollanda'daki Türk toplumunun da özetidir. İlk gelen nesiller oldukça zor şartlar altında bu camileri kurdu. İki odalı mütevazı mekanlardan, bugün külliye niteliğindeki dev yapılara ulaşıldı. İlk yıllarda cami projelerinde ağırlıklı olarak sadece namaz kılınacak ibadet alanlarına yer verilirken, zaman içerisinde kadınlara yönelik bölümler, sosyal alanlar, mutfaklar ve sınıflara duyulan ihtiyaç arttı. Bu nedenle artık yeni cami projelerimizi sosyal ve eğitim alanlarını daha geniş tutacak şekilde planlıyoruz."
Kurban ibadetinin hem Allah'ın emrini yerine getirme hem de mazlumlara el uzatma yönüyle iki boyutlu bir köprü olduğunu ifade eden Altın, vekâletle kurban kesimine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:
"Belki en ideal olanı kurbanı kendi bulunduğumuz yerde kesmek, kanını akıtmak ve çocuklarımızla birlikte o manevi atmosferi yerinde yaşamaktır. Ancak mevcut şehirleşme ve Avrupa şartlarında, vekâlet yoluyla dünyanın en ücra, ulaşılması en güç bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak da çok önemli ve ikame edilemez bir hizmettir."
Vatandaşların emanetlerini dini usullere tam uygun ve en güvenilir şekilde yerine ulaştırmak için din görevlilerinin ve cami yönetimlerinin yıl boyunca; hafta sonu eğitimlerinden gençlik kollarına, Ramazan programlarından kurban organizasyonlarına kadar çok yoğun bir tempoda, büyük bir özveriyle çalıştıklarını belirten Altın, tüm hocalara ve cemaate şükranlarını sundu.
Dr. Ömer Özgül (Lahey Din Hizmetleri Müşaviri) "Karayipler'den Anadolu'ya Ulaşan Güç: En Büyük Yatırım Yetişmiş İnsana Yapılandır"

Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Ömer Özgül, kurban organizasyonunun insani boyutundan, vakfın uluslararası gücüne ve stratejik eğitim hamlelerine kadar birçok konuda hayati mesajlar verdi.
Kurban organizasyonunun sadece bir et dağıtımı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özgül, Avrupa'daki Diyanet teşkilatlarının ortaklığıyla bu yıl dünya genelinde 153 ülkede yaklaşık 940 bin kurban hissesinin dağıtıldığını söyledi. Yardımların yarattığı manevi etkiyi geçmişte gittiği bir Afrika seyahatinden örnekle anlattı:
"Bir ihtiyaç sahibine ulaştırılan birkaç kilogram et belki onun hayatını tamamen değiştirmiyor ancak ona muazzam bir umut ve yalnız olmadığı duygusunu veriyor. Daha önce ziyaret ettiğim Madagaskar’da gördüm; çocuklara verilen küçük bir şekerin ya da bir hediyenin bile onların yüzünde oluşturduğu mutluluk tarif edilemezdi. Bir insanın yüzündeki tebessüme vesile olmak, bizim için dünyadaki en büyük kazanımdır. Hayır faaliyetlerinde asıl hedefimiz yalnızca Allah’ın rızasını kazanmaktır."
"Dil, Kültürün ve Kimliğin Taşıyıcısıdır"
Mevcut çalışmaların başarılarına rağmen asla yeterli görülmemesi gerektiğini belirten Özgül, özellikle çocukların ve gençlerin kimlik inşasına vurgu yaptı. Çocukların yaşadıkları toplumda Hollandacayı doğal olarak zaten öğrendiklerini, ancak Türkçeyi ve dini değerleri koruyabilmeleri için camide ve aile içinde bu dile maruz kalmaları gerektiğini söyleyerek, "Dil, kültürün ve kimliğin taşıyıcısıdır. Ana dilin korunması, dini ve kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında kritik rol oynar" dedi. Özellikle 15 yaş sonrasında gençlerin dış dünyanın olumsuz etkilerine açık hale geldiğini, bu yüzden gençlerin dilinden anlayan, Avrupa'da büyümüş yeni nesil din görevlilerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
"Dünyanın En Güçlü Silahı Yetişmiş İnsandır"
Konuşmasının son bölümünü stratejik bir proje olarak gördüğü "Avrupa'dan İlahiyatçı Yetiştirme Programı"na ayıran Özgül, çarpıcı bir askerlik hatırasını salondakilerle paylaştı:
"Askerlik yaparken bize bir gün 'Dünyanın en güçlü silahı nedir?' diye sormuşlardı. Herkes tank, füze, uçak gibi çeşitli gelişmiş silahları saydı. Ancak doğru cevap 'yetişmiş insan' idi. Çünkü nitelikli insan kaynağınız yoksa, elinizdeki en gelişmiş teknolojilerin bile hiçbir anlamı kalmaz. İşte bu yüzden en büyük yatırım, yetişmiş insana yapılan yatırımdır."
Avrupa'daki Müslüman toplumların geleceğinin bu projeye bağlı olduğunu söyleyen Özgül, bu yıl programa başvuran öğrenci sayısının artarak 10'a yükseldiğini müjdeledi. Bu öğrenciler Marmara, 29 Mayıs, Ankara, Bursa Uludağ ve Selçuk Üniversitesi gibi Türkiye’nin en köklü ilahiyat fakültelerinde eğitim gördüklerini belirtti. Yüksek lisans ve doktora yapanlara ek burslar sağlandığını da ekleyen Özgül, temel amaçlarının bu gençlerin eğitimlerini tamamladıktan sonra Hollanda'ya dönerek kendi toplumlarına rehberlik etmesi olduğunu ifade etti. Cami yöneticilerine ve din görevlilerine seslenen Özgül, sokaklardaki cevher pırıltısı olan yetenekli gençleri erken yaşta keşfetmelerini ve aileleri bu konuda bilinçlendirmelerini isteyerek konuşmasını tamamladı.
Program, konuşmaların ardından sunulan yemek ikramı, şube yöneticileri ile din görevlilerinin bayramlaşması ve karşılıklı tanışma sohbetleriyle sıcak bir atmosferde sona erdi.
Soest / Tarık OKAN