
Ezan okurken dizlerimin bağı çözüldü
Genç yaşta annesine Hac'da eşlik eden, sanat camiasında 'Hacı' lakabıyla tanınan Ceceli, "Hacdan dönünce benim hayata bakışım da değişti. Benim hayatımı hiç zorlaştırmadı, aksine ben İslam’ın o muhteşemliğini gördüm" diye duygularını ifade ediyor.
Türkiye'de 1990'lardan sonra yaygınlaşan 'popüler kültür' kendisini en çok müzik alanında ifade etti. Hatta müzikte bir türün adı da 'pop' oldu. Yorumcu olmanın yanısıra müzisyen tarafıyla bilinen Mustafa Ceceli Sadece müzik kariyeri ile değil, kişiliğiyle, tevazusuyla da beğeniliyor. Ceceli,dünyaya bakışını, müziğe başlamasını ve hedeflerini de içeren açıklamalarda bulundu. Ceceli ile yoğun program çekimleri ve konser hazırlıkları arasında bir araya geldik.

Müzik nasıl hayatınızın merkezine girdi?
Aslında uzun bir süre müzikten kaçmaya çalıştım. Ülkemizde müzik, bir meslekten çok hobi olarak algılanıyordu. Müziğe çocuk yaşlarda duyduğunuz ilgi, 'Acaba bu bir hobi mi' şeklinde değerlendiriliyor. Birazcık bu etkilerle büyüyorsunuz. Ben 20'li yaşlarıma kadar meslek olarak müziği seçip seçmeyeceğimden emin olmayarak büyüdüm. Her insan belli bir fıtratla doğuyor, siz hiçbir şey seçmiyorsunuz aslında. Ne saç rengi, göz rengi; ne de yetenekleriniz... Bunlar sizin yaratılış programınızda size hazır olarak geliyor. Dolayısıyla insanın bu fıtratını fark edip de buna uygun yaşaması, aslında dünya hayatında bir şeyleri kolaylaştırmasını sağlıyor. En basitinden sevdiğiniz işi yapıyorsunuz.

İlk çıkışınız nasıl oldu?
Kenan Doğulu'nun albümüne bir aranjman yaparak müzik endüstrisine aslında çok süratli bir giriş yaptım. Bu çalışmayla sektörün dikkatini çekince otomatikman daha fazla teklifler geldi ve müzikal kariyerim çok hızlandı.
Sektöre girerken çekinceleriniz olmuş muydu? Şöhret güzel olduğu kadar zorluklar da barındırıyor olmalı...
Aslında ün çok tehlikeli bir şey de olabilir. “Malınız, mülkünüz, aileniz sizin için bir imtihan vesilesi” şeklinde bir uyarı ile karşılaşıyorsanız demek ki bunlar size çok derin bir şehvet verebilir. Bunlar aracılığıyla kendinizi çok özel, seçilmiş hissedebilirsiniz. Ama dünya hayatı sona erdiğinde kimse size 'Ne iş yapardınız, hangi sülaledendiniz' gibi sorular sormayacak. Sorulacak sorular belli. O yüzden insanın ünü alıp 'bunu ben yaptım' demesi çok tehlikeli bir şeydir. 'Allah verdi, Allah alır' demek bir çok açıdan hayatı kolaylaştırır. Beni alkışlamayın, beğenmeyin demezsiniz. Aksine bir işi en iyi şekilde yapmaya gayret edersiniz. 'Fiili bırak, faile bak' demişler ya, işin gerçek failini bilerek tabi...

'Nerelere götürdün Mustafa'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği iftarda ezan okudunuz. Nasıl oldu bu?
Ben iftar öncesi yetkililere 'Akşam ezanını okumak istiyorum' diye mesaj attım. Bu talebimin uygun görüldüğünü söylediler. İftara gittiğimde de Cumhurbaşkanımız hangi makamda okuyacağımı sordu. Kürdi ve Hicaz karışık okuyacağımı söyledim. Kendilerinin makam bilgisi de var, 'Hadi bakalım' dedi.Tabi herkes çok şaşırdı. İnsan tabi ezan okurken çok heyecanlanıyor, dizlerimin bağı çözüldü. Ezanı okuduktan sonra masaya gittiğimde Cumhurbaşkanımız 'Mustafa nerelere götürdün bizi' dedi. Hatta bazı sanatçı arkadaşlar sonradan dinlemek üzere ezan okumamı kaydettiler.

İlk kez okumuyorsunuz değil mi ezan?
Ben Cerrah Mehmet Cami'ne gittiğim zaman da zaten ezan okuyorum. Ama orda kapalı yerde okuyorsunuz, kimse sizi görmüyor. Daha rahat oluyor okumak. Hatta orada okuduğumda da insanların dikkatini çekiyormuş ve ses kaydı alanlar oluyormuş. Erdoğan'la Başbakanlığı dönemindeki iftarda tanışmıştık. Hatta bana geçen albümden bazı şarkılarımı dinlediği de söylenmişti. İftarda da bize Efendimizin hayatı ile ilgili bir kitap hediye etmişlerdi. Tayyip Erdoğan, tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir lider.
Hac hayata bakışımı değiştirdi
'Hacca gitmekte acele edin' diye hadis var, eğer imkan varsa tabi. Ben de annemle gittim. Herkese de nasip olmasını dilerim.Hacdan dönünce benim hayata bakışım da değişti. Benim hayatımı hiç zorlaştırmadı, aksine ben İslam'ın o muhteşemliğini gördüm. Çevremde, sanat çevresinde de dua eden, zikir yapan, oruç tutan, namaza başlayan pek çok arkadaşım var. Arada bir sosyal medya üzerinden Kuran okurken veya benzer durumlardaki fotoğrafları paylaştığımda bana 'Sen dinini niye gizli yaşamıyorsun' diye sorular da geliyor. Ama orada içinden kopan bir şey vardır ve paylaşırsın. Bunda da ayıp hiçbir şey yoktur, hatta bu teşvik bile edebilir. Ben bunun yanlış olmadığını düşünüyorum. Şimdiye dek kafasına yatmayan bir arkadaşım da olmadı. Zaten akla mantığa uygun din İslam'dır.
Siz kendinizi inanç noktasında nasıl tanımlıyorsunuz?
Din konusu ucu çok açık olmakla beraber tam olarak anlaşılamadığı kanaatindeyim. İslam bugün tüm dünyada ayaklar altına alınmaya çalışılıyor. Tabi bu da İslam'ı anlayamamış Müslümanlar yüzünden oluyor. Ancak İslam hiçbir zaman kendini Müslüman zanneden birileri tarafından hiçbir zaman karalanmayacaktır. Bir şeyi yanlış anlamak o kişinin problemidir. Din sistem ve düzen demektir. Din Allah'ın sistemidir ve bu sistem onu yanlış anlayan insanlar yüzünden bozulmaz. Ve böyle bir bilgi çağında insanlar araştırarak en doğru kaynağa ulaşabilirler. Ben 'şucuyum bucuyum' demiyorum. Ben sadece Hz. Muhammed'i takip ediyorum. Benim kanaatim; İslam zaten yaşanası bir din.
Yurtdışına açılma niyetiniz var mı?
Geçtiğimiz sene Lara Fabian ile çalışma imkanım oldu. Bu bizim 'Avrupa'da da bir şeyler yapabilir miyiz' sorumuza bir cevap oldu aslında. Dubai'de yaptığımız bir konser vesilesiyle Ortadoğu'daki ilgiyi de gördük. Şimdi de Mahir Zain ile birlikte bir düet yapacağız. Yurtdışında Fransızca ve Arapça olarak düşündüğümüz bir proje var. Tüm dünyayı değerlendirmek istiyorum.