“ORTA TOROSLARIN (Ermenek-Taşeli Bölgesi) ŞİFALI VE ENDEMİK BİTKİLERİNE ADANMIŞ BİR YAŞAM;


  • Kayıt: 28.01.2026 11:25:29 Güncelleme: 28.01.2026 11:42:26

“ORTA TOROSLARIN (Ermenek-Taşeli Bölgesi) ŞİFALI VE ENDEMİK BİTKİLERİNE ADANMIŞ BİR YAŞAM;

“PROF. DR. HAYDAR ÖZTAŞ”

Prof. Dr. Haydar Öztaş, 1959 yılında Ermenek'e bağlı Büyükkarapınar köyünde doğmuştur. İlköğrenimini burada tamamladıktan sonra, parasız yatılı sınavını kazanarak İvriz Öğretmen Okulu'nda okumuştur. Lisans eğitimini 1981 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nde tamamlamış ve aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır.

Akademik kariyerine erken yaşta başlayan Öztaş, devlet bursu ile İngiltere'ye gitmiş ve 1993 yılında Bristol Medical School'da (Temel Tıp Bilimleri) doktorasını (PhD) tamamlamıştır. Doktora çalışmaları sırasında deneysel pankreas kanseri üzerine araştırmalar yürütmüş ve bu çalışmaları saygın uluslararası kanser araştırma dergilerinde yayınlanmıştır. Devlet bursu alarak yurt dışında doktora yapması, akademik yeteneğinin ve başarısının erken dönemlerdeki bir göstergesidir. Pankreas kanseri üzerine yaptığı bu ilk araştırmalar, ilerleyen akademik yaşamında da etkili olabilecek temel bir uzmanlık alanı oluşturmuştur.

Son yıllarda ise Prof. Dr. Haydar Öztaş'ın ilgi alanlarında önemli bir kayma gözlemlenmektedir. Özellikle Ermenek ve Taşeli bölgesine ait bitkilerin görsel tanıtımına yönelik amatör çalışmalar yapması, bu alana olan ilgisinin bir göstergesidir. "Ermenek (Taşeli) Bölgesinde Yetişen Bazı Endemik Bitkiler" adlı kitabı, yörenin endemik bitkileri üzerine yapılan ilk çalışma olarak dikkat çekmektedir. Toros Dağları florası ile ilgili "Torosların Gizemli Bitkileri," "Orta Torosların Şifalı Dağ Çayları ve Kekikleri" gibi yayınları botanik alanına, özellikle de kendi bölgesinin endemik bitkilerine yoğunlaştığını göstermektedir. Kitaplarının "Hobi Bitkiler" ve "Sağlık-Tıp-Şifalı Bitkiler" kategorilerinde yer alması, bitkilerin botanik ve tıbbi yönlerine olan ilgisini vurgulamaktadır. "Gizemli Soğanlı Bitkiler," "Orta Torosların Şifalı Bitkileri" ve "Dikenler, Özellikleri ve Tıbbi Kullanımları" gibi eserleri de bu alandaki çalışmalarının derinliğini ortaya koymaktadır.

Prof. Dr. Haydar Öztaş ve Prof. Dr. Fulya Öztaş tarafından keşfedilen ve onların onuruna "Leopoldia oztasii" olarak adlandırılan yeni bir bitki türü, botanik araştırmalarındaki aktif rolünü ve keşiflerini somut bir şekilde göstermektedir. Ayrıca, "Karaman Kayagülü"nün (Aethionema Karamanicum) yeni bir popülasyonunu keşfetmeleri, bölgedeki botanik araştırmalarına olan devamlı katkılarını işaret etmektedir. Bölgesinin bitki örtüsüne olan bu yoğunlaşma, hem kişisel bir ilgi hem de bilimsel bir katkı olarak değerlendirilebilir. Yeni bitki türlerinin keşfi, uluslararası bilim camiasında da yankı uyandıran önemli bir başarıdır.

Yayınlanmış Eserler: Kitaplar ve Makaleler

Prof. Dr. Haydar Öztaş'ın çok sayıda kitabı bulunmaktadır. Bu kitaplar arasında "Torosların Gizemli Bitkileri," "Orta Torosların Şifalı Dağ Çayları ve Kekikleri" ve "Ermenek Taşeli Bölgesinde Yetişen Bazı Endemik Bitkiler" yer almaktadır. Prof. Dr. Fulya Öztaş ile birlikte yazdığı "Bazı Zehirli Bitkiler Ve Tıbbi Özellikleri (E-Kitap)" adlı kitabın Mart 2025'te yayınlanmıştır.

"Torosların Gizemli Bitkileri," Orta Toroslar'daki belirli bitki gruplarının biyolojik ve tıbbi özelliklerine odaklanmaktadır. "Orta Torosların Şifalı Dağ Çayları ve Kekikleri," Orta Toroslar'daki dağ çayları ve kekiklerin tıbbi özelliklerini ele almaktadır. Prof. Dr. Fulya Öztaş ile birlikte yazdığı "Orta Torosların Şifalı Bitkileri-I-II-III (3 cilt)" adlı eseri, Orta Toroslar'daki bitkilerin tıbbi özelliklerine ve kullanımlarına odaklanmaktadır. "Dikenler, Özellikleri ve Tıbbi Kullanımları", "Orta Torosların Şifalı Dağ Çayları ve Kekikleri," "Kardelenler, İrisler, Orkideler Tıbbi ve Biyolojik Özellikleri", “Gizemli Soğanlı Bitkiler-Tıbbi Ve Biyolojik Özellikleri" adlı kitapları da bulunmaktadır Bu kitapların birçoğunu Prof. Dr. Fulya Öztaş ile birlikte yazması, önemli bir araştırma ortaklığına işaret etmektedir. Ayrıca, biyoloji eğitimi ve hücre biyolojisi konularında da yayınları bulunmaktadır.

Medya Varlığı ve Kamusal Söylem

Prof. Dr. Öztaş'ın medyada yer alması genellikle botanik araştırmaları ve yayınları, özellikle de yeni bitki türlerinin keşfi ve Toros Dağları ile Ermenek-Taşeli bölgesinin florası üzerine yazdığı kitaplarla ilgilidir. Prof. Dr. Fulya Öztaş ile birlikte buldukları "Leopoldia oztasii" adlı yeni bitki türünün keşfi birçok haber kaynağında yer almıştır.

Bir röportajında, yöre bitkilerinin görsel kaynaklarının eksikliğine değinerek kitabının önemini vurgulamıştır. Kendisi ve eşi tarafından keşfedilen "Karaman Kayagülü"nün yeni popülasyonu ve bu bitkiyi koparmanın cezasıyla ilgili haberler de bulunmaktadır. Bir röportajında "Torosların Gizemli Bitkileri" adlı kitabını ve bölgenin eşsiz florasını anlatmıştır. Prof. Dr. Öztaş'ın botanik çalışmaları ve yayınları, özellikle yeni bitki türlerinin keşfi ve bölge florası üzerine olan kitapları sayesinde medyada önemli bir görünürlüğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, bölgesel akademik liderlik konularında da kamuoyuyla düşüncelerini paylaşmaktadır.

Prof. Dr. Haydar Öztaş'ın akademik ve profesyonel profili incelendiğinde, kariyerinin pankreas kanseri araştırmalarıyla başladığı ancak zamanla Toros Dağları ve Ermenek-Taşeli bölgesinin endemik ve şifalı bitkileri üzerine yoğunlaştığı görülmektedir.

Bu alandaki çalışmaları, yeni bitki türlerinin keşfi de dâhil olmak üzere önemli katkılar sağlamıştır. Botanik araştırmalarının yanı sıra biyoloji eğitimine olan ilgisi ve katkıları da dikkat çekicidir. Botanik alanındaki keşifleri ve yayınları medyada yer almış, bu da çalışmalarının kamuoyunda da ilgi gördüğünü göstermektedir. Meslektaşları ve öğrencilerinden aldığı olumlu geri bildirimler ve yüksek atıf sayıları, akademik camiada saygın bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde profesör olarak görev yapması ve çeşitli akademik platformlardaki aktif varlığı, bilimsel topluluğa olan sürekli katkısını ve bağlılığını göstermektedir.

Alisa Çiçek AKYOL: Sayın ÖZTAŞ bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Öncelikle sizi merak eden okurlarımız için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Zor koşullarda hep yaşam mücadelesi vermiş, coğrafyanın çetin koşullarının kaderim olduğu bir coğrafyada doğdum. Çocukluk döneminde hastalıkların ve yokluğun hâkim olduğu, kışın yağan yoğun kar sebebi ile çevre ile tün iletişiminin kesildiği bir ortamda çocukluğum ve ilkokul yıllarım geçti. Sınavla kazandığım parasız yatılı İvriz öğretmen okulu (Ereğli-Konya) benim için tek çıkış yoluydu. Devletimin verdiği olanaklarla önce öğretmen okulunu, sonra üniversite eğitimimi tamamladım. Devlet bursu ile İngiltere’ de doktoramı tamamlayarak akademik hayatıma en güzel yıllarımın geçtiği Erzurum Atatürk Üniversitesinde başladım. Konya Selçuk Üniversitesinde ve daha sonra Necmettin Erbakan üniversitelerde akademik çalışmalarıma devam ettim.

Alisa Çiçek AKYOL: Akademik yolculuğunuz nasıl başladı?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Geriye dönüşü olmayan zor ve mücadele gerektiren zahmetli bir yol düşünün. Geriye dönüşü olmayan bir yol ve devam etmek zorundasınız. Bu nedenle hep başarılı olmak için çalıştım. Üniversitede hocalarımın dikkatini çekmiştim. Bu nedenle beni mezun olduğum okula asistan olarak aldılar. Daha sonra devletim bana hayal dahi edemeyeceğim yurt dışı doktora olanağı sağladı. Bu zor ve çetin bir mücadeleydi.

Alisa Çiçek AKYOL: Biyoloji alanında alanında çalışırken sizi en çok ne motive ediyor?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Yaşam tüm canlılara bahşedilmiş bir mucizedir. Canlılık dinamik bir olaydır. Yaşadığımız sürece üretmek, tüketmek için mücadele etmek zorundayız. Sanırım gerek kendi eğitim sürecinde gerekse öğrencilerin eğitimi sürecinde canlılık ve bu olağanüstü mucizelerini gizemlerini anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Ülkemizde yeterince bilinmeyen bitki çeşitliliği ve nadir bitkilerin bilinmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar yaptım.

Alisa Çiçek AKYOL: Bölgesel bitki türleri ve doğal bitkiler üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. Bu çalışmaların önemi nedir?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Çocukluğunuz ayak değmemiş güzel ve yemyeşil akarsuların tüm çılgınlığı ile aktığı derin bir vadideki köyde geçmişse doğa ile iç içesiniz demektir. Böyle bir ortamda karların erimesi ile suların nasıl coştuğunu, çiçek ve ağaçların nasıl gün ve gün canlandığını gözlemliyorsunuz. Köyünüzden ilkokulu bitirinceye kadar, yatılı okula gidinceye kadar hiç çıkmıyorsunuz. On bir yaşına uçsuz bucaksız ancak kurak Konya ve Orta Anadolu düzlüklerini gördüğünüzde köyünüzün bahşedilmiş bir cennet olduğunu anlıyorsunuz. Ancak bahar dönemlerinde ancak akademik çalışmalarınız belirli bir seviye ulaştığında (Doçentlik dönemi), 40’ lı yaşlardan sonra dönebiliyorsunuz. Elinizde günün koşullarına göre iyi bir kamera mevcut… Yalnızca sizin bildiğiniz, çoğunluğun endemik nadir bitkilerinizi ve doğa harikası coğrafyanızı tanımak ve tanıtmak istiyorsunuz. Başlangıçta hobi olarak başladığınız iş, temek biyoloji bilgilerine sahip olmanız sebebi ile sizi tüm bitkileri fotoğraflamaya ve tıbbi ve bilimsel özelliklerini tüm dünya ile paylaşmak istiyorsunuz. Doğduğum topraklarda 300’ den fazla endemik, bölgeye has bitkiye sahiptir.

Alisa Çiçek AKYOL: Eşinizle birlikte keşfedilen yeni bitki türü Leopoldia oztasii hakkında neler söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Leopoldia oztasii (Asparagaceae, Scilloideae) isimi verilen yeni büyük soğanlı, yassı yapraklı kısa bir saplı, konik çiçeklenme özelliği gösteren, uzun çiçek saplarına sahip bu yeni bitki türüdür. Bu yeni bitki türüne bitkiyi ilk defa doğada bizim tespit etmemiz sebebi ile bizim soy ismimize atfen “oztasii” ismi verilmiştir (Leopoldia oztasii). Bitki albenisi olan görenlerin dönüp bir daha hayranlıkla bakacağı türden olağan üstü bir şey. Bu nedenle ülke genelinde basında oldukça ses getirdir.

Alisa Çiçek AKYOL: Bilimsel çalışmalarınızda doğa ile kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Doğa anadır, doğa hayattır, doğa her şeydir. Sürekli bir canlı sistem olarak bizler tarafından yaptırımlar ve zorbalığa maruz kalmadıkları sürece doğa kendisini yeniler ve tüm canlıların yaşamlarını sürdürmelerine olanak sağlar. Son 200 yıldır, mikro ve makro canlılardan çok şey öğrendik. Çevresel olayların döngülerini daha iyi anlar olduk. Ancak bir o kadar da zarar verdik. Sanırım insan en kötüsü. Bu nedenle doğduğumuz günden itibaren doğa ile iç içe olmamız ve onu genç nesillere daha iyi öğretmemiz gerekir. Anam doğduğum ücra topraklarda yaşadı ve ömrünü tamamladı. Onun bir sözünü her zaman hatırlarım “her canlı bir can taşıdığı için diğer canlılara zarar vermek istemez, kendi canından korkar, yeter ki onların yaşadıkları yerlerde rahatsız etmeyelim” derdi. Canlıların bulundukları ortamlardaki besinleri ihtiyaçları nispetinde tükettiklerini söylerdi. Sanırım çok doğru. İnsan obur ve doymak bilmiyor.

Alisa Çiçek AKYOL: Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından nasıl bir potansiyele sahip?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Ülkemiz endemik bitki çeşitliliği bakımından oldukça zengindir. 12.000 civarında nadir bitkimiz mevcuttur. Avrupa’dan daha zenginiz. Lalenin kökeni ülkemizdir. Çok sayıdaki özellikle soğanlı bitkilerin 1800’ yıllardan beri yabancılar tarafından yurt dışına kaçırıldığı bilinmektedir. İklimlerin geçiş bölgesi olması İran’ a ve bize geniş bir bitki çeşitlilik bahşetmiştir. Diğer canlılar için de benzeri ifadeleri söylemek mümkündür.

Alisa Çiçek AKYOL: Bilimsel araştırma yaparken karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Geriye dönüp baktığımda çok idealist olduğumu ve çalışmakla her şeyi yapabileceğimi sandığımı görüyorum. Ancak realite her zaman farklıydı. Belirli güçlerin sizleri akademik yaşantınızın her seviyesinde sizi koruyup kollamışının esas olduğunu anladım. Saf Anadolu çocuğu olarak biraz bir şeyler yapabiliyorsunuz ve zamanla genel topluma uyarak ve genel toplumun içinde menfaatlerini korumaya çalışan bireye dönüşüyorsunuz. Bu da üretkenliği büyük oranda azaltıyor.

Alisa Çiçek AKYOL: Akademisyen olmanın sizce en büyük sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Farklı bir şeyler ortaya koyabilmeniz gerekiyor. Bu yalnızca bireysel çabalarla olmuyor. Kurumlaşmak be sürekliliği olan gelişen süreçlere katkı sağlayabilmeniz gerekiyor. Ülkenin en büyük sorunu devamlılığı olan kurumsallaşmaya saygı gösterilmemesi ve her şeyin yap-boz içinde kaybolup gitmesi.

Alisa Çiçek AKYOL: Gelecekte üzerinde çalışmak istediğiniz yeni projeler nelerdir?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Yetiştiğim bölgenin Endemik bitkilerinin tanıtımına yönelik üretim çalışmaları yapmak ve bölgemizde bulunan bu değerlerin ekonomiye katkı sağlayacak şekilde nasıl değerlendirilebileceğine yönelik projeler geliştirmek istiyorum.

Alisa Çiçek AKYOL: Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Bu topraklar her yönüyle çok zengin, özellikle endemik bitki çeşitliliği takdire şayan. Onları koruyalım, çevresel değerlere sahip çıkalım. Kent merkezlerinin dışında bir akarsuyun akışını ve doğadaki canlıların birbirleri ile olman muhteşem uyumlarını gözlesinler. Çocukları erken dönemlerde doğa ile tanıştırsınlar.

Alisa Çiçek AKYOL: Platform Dergisi adına bizi kabul ettiğiniz ve röportaj verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ: Kültürel olarak önemli bir boşluğu doldurduğuna inandığım Platform Dergisi’ nin tüm çalışanlarına, özellikle Alisa Hanıma teşekkür ediyorum.