Hollanda’da “Bizimkiler”: 2025’in En’leri Kim, Neyi Değiştirdi?


  • Kayıt: 17.04.2026 06:54:06 Güncelleme: 17.04.2026 19:32:57

Hollanda’da “Bizimkiler”: 2025’in En’leri Kim, Neyi Değiştirdi?

Hollanda’da “yabancı” olmak eskiden zordu; şimdi ise o “yabancılar” ülkenin laboratuvarında, meclisinde, sahnesinde ve hatta en prestijli üniversitelerinde dümeni tutuyor. Platform Dergisi, 2025’in röntgenini çekti. Peki, o titiz jüri süzgecinden geçen 11 isim kim? Gelin, Hollanda’da iz bırakanların hikayesine bir de bu taraftan bakalım…

Ebubekir TURGUT | e.turgut@platformdergisi.com

Hollanda’da yaşayan Türk toplumu, uzun yıllar “misafir” psikolojisinden çıkamadı. Ama 2025 yılına baktığımızda tablo kökten değişmiş. Artık sadece “orada” değil, “o işin merkezinde” olan isimlerden bahsediyoruz.

Platform Dergisi olarak, bu yılın en iyilerini belirlemek için özel bir çalışma yürüttük. Masada sadece popüler olanlar değil, kalıcı iz bırakanlar vardı. Ebubekir Turgut, Ali Köklü, Zeki Baran, Figen Arslan, Fadime Örgü ve Remzi Kabadayı gibi hem sahayı bilen hem de toplumun nabzını tutan isimlerle bir araya geldik. Objektif, çoğulcu ve dengeli bir liste için kafa yorduk.

Peki, editoryal jürimizin “iz bırakanlar” listesinde kimler var?

Laboratuvardan Meclise Bir “Beyin Göçü” Değil, “Beyin Gücü”

Listenin en başında akademi dünyasından Prof. Dr. Bedir Tekinerdoğan var. Adam, dünyadaki 30 milyon akademisyen arasında ilk yüzde 0,05’lik dilime girmiş. Yani Hollanda’nın değil, dünyanın zirvesinde. Bir diğeri, sağlık dünyasından Prof. Dr. İdris Bahce. İmmünoterapi diyor, akciğer kanseri diyor; yani laboratuvarda teorik bilgi üretip hastanede hayat kurtarıyor. Dr. Kadir Çalışkan ise 2,5 milyon euroluk hibeyi kapıp kalp destek cihazlarında “ben buradayım” demiş.

Bunlar, “gurbetçi” masallarını çoktan geride bırakıp, Avrupa’nın bilimsel omurgasına yerleşenler.

Siyasetin “Sıcak” Yüzü

Gelelim işin mutfağına… Stephan van Baarle. DENK Partisi’nin lideri. Meclis kürsüsünde Gazze’deki insan hakları ihlallerini öyle bir haykırdı ki, sadece Hollanda değil, uluslararası kamuoyu da bu sesi duymak zorunda kaldı. Siyasette “netlik” arayanlar için 2025’in en diri ismiydi. Yanında Songül Mutluer var; Trouw dergisinin “etkili milletvekili” listesine girmesi tesadüf değil. Sosyal adalet meselesi onun işi. Ve bir de sahada koşturan Doğukan Ergin… Masa başı siyasetçiliğine inat, sokağın tozunu yutan o yeni kuşak.

Sanat, Edebiyat ve O “Görünmeyen Emek”

Karsu mu? Zaten artık bir marka. Sadece müzik yapmıyor, kültürler arasında bir köprü kuruyor. Ama asıl dikkatimi çeken Saadet Var oldu. Parkinson hastalığı üzerine yazdığı kitaplarla edebiyatı, fildişi kulelerinden indirip hasta yatağının başına getirdi. “Görünmeyen emeği görünür kılan” bir kalem.

Selim Doğru çağdaş müziğin derinliklerinde, Tamer Barış Ülger tiyatronun tozlu sahnelerinde, Fahriye Duyar ise çocukların dil gelişimine dair o naif ama derin dünyasında iz bırakmış.

Peki, Sonuç?

Platform Dergisi’nin hazırladığı bu liste, aslında Hollanda’daki Türk diasporasının bir “reşit olma” belgesi gibi. Artık üçüncü, dördüncü kuşak sadece işçi değil; profesör, siyasetçi, sanatçı ve kanaat önderi olarak Hollanda’nın entelektüel haritasını yeniden çiziyor.

Bakalım 2026’da bu liste genişleyecek mi, yoksa “bizimkiler” sadece iz bırakmakla kalmayıp Hollanda’nın kaderini belirleyen kararlarda daha mı etkili olacak?

Biz Platform Dergisi olarak, bu hikayeleri yazmaya devam edeceğiz. Bu isimleri not edin; çünkü yarın Hollanda’da “bir şeyler değiştiğinde” imzaları onların olacak.