Çifte Standart, Bizden Olanlar ve Olmayanlar Derken, Hollanda’da Mağdur Olan ve Ortada Kalanlar da Sosyal Devletin Güvenliğine Sığınmaktalar
Ben Hollanda’yı ve Hollandalıları şikayet ederken, o anda bizlerin ve kendimizin, kendi aramızda ne kadar ayrımcı ve grupçu olduğumuzu düşünmeden de geçemedim.
Her ne kadar bireysel ve toplumsal olduğu kadar, eğer bir gruba ait değilseniz o marjinal toplumsal grubun faydalandığı olanaklardan faydalanamazsınız. O toplum genelde kendini koruma ve gelişme refleksi ile kendine ait olana ve biat edene “Beşikten mezara kadar yaşam güvencesi / De zekerheid van wieg tot graf” sunmakla beraber; bütün üyelerin var olan ilgi, sosyal, kültürel, inanç, iktisadi ve Hollanda’da kaliteli bir yaşam önceliğinden iyi bir şekilde faydalandığını söylemek olanaklı değildir.
Bir de kendi kendine bağımsız, bütün insanları insani ve adaletli (Humaan en rechtsvaardig) bir yaşam kültürü benimsemiş iseniz ve onu var olan toplumsal ve hukuksal kurallar içerisinde uygulamaya çalışıyor iseniz, o zaman hiçbir zaman belirli bir toplumsal destek alamayacağınız anlamına da gelebilir.
O vatandaş Hollanda’da yalnız ise, kendine güvenli bir liman arayacak; o da kimbilir var olan yalnızlığı ve ötekileşmesi artarak Hollanda komşularında ve Hollanda toplumunda kayıtsız şartsız yandaş aramaya çalışacaktır. İktisadi, kültürel, sosyal ve Hollanda geleneklerine sahip olmadan var olan Hollanda toplumuna kabul, ilgi ve destekte bir veya iki derece daha düşük gerçekleşecektir.
Evet, Hollanda ve Avrupa toplumları için çifte standart bir yaşam biçimi ve bazı göçmen gruplarına kısacası üvey evlat muamelesi yapmaya devam ediyorlar. Çok zaman, zaman içerisinde her ne kadar göçmen grupları değişse de var olan genel toplumsal isteksizlik ve Hollanda’nın nüfus olarak tıklım tıklım dolu olduğunu dile getiren belirli bir kesim her zaman vardı ve var olmaya da artarak devam edecektir.
Kimseye ait olmama ve yalnız yaşama seçimi de var mı?
Hollanda’da toplam 4 milyon kişi yalnız ikamet ederek yaşamakta. Yalnız yaşamak, fiziksel ve ruhsal yalnızlık anlamına gelmemekte. Kendi yaşamında ve insani ilişkilerinde yalnızlık bir insanın tercihi olmalı (Keuzevrijheid).
Bunun yanında Hollanda sosyal devletinin (Sociale staat) sunmuş olduğu 200’ün üzerindeki destekler, sübvansiyonlar ve sigortalar; 341 belediyenin (1.1.2027itibarıyla), 12 eyaletin, merkezi hükümetin ve Avrupa Birliği’nin sunduğu olanaklarla yalnız yaşamı olanaklı ve kaliteli kılmakta.
"Yine masrafları biz karşılayacağız"
Tüm göçmenlere karşı olan ve var olan masrafların kendilerinden çıktığını düşünen ve bunu açıkça beyan eden bir grubun varlığı kesin. Bunu göçmenler konusu açıldığı zaman duymak mümkün.
Milyonlarca Hollandalıdan daha fazla çalışan ve vergi ödeyen göçmenlerin toplam gideri ve getirisine (inkomsten en uitgaven) baktığımız zaman; göçmenlerin Hollanda’daki varlığı, 1960’ta başlayan iş gücü göçü ile Hollanda ekonomisinin ve Hollanda’nın zenginliğinin en temel kaynaklarından biridir.
Evet, Hollanda’da devam eden göç "De migratie is als echte bron van welvaart". Hollanda toplumunun katlanarak devam eden zengin yaşamının kaynağıdır.
Borçlu olmak ve vefa borcu
Ne demişti eski Hollanda Başbakanı ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: "Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizdir / De Veiligheid van Oekraïne is ook onze veiligheid".
Bugün Ukraynalılara gösterilen ilgi, misafirperverlik, kurumların ve belediyelerin desteği ne yazık ki Suriyeli, Yemenli, Afrikalı, İranlı ve Iraklı mültecilere gösterilmiyor. Bugün mültecilerin geçici konakladıkları misafirhanelere (Asielzoekerscentrum) o belediyenin il sınırları içerisinden kabulünde var olan aşırı, gereksiz ve anlamsız tepkilerin yerine; Ukraynalılara evinin kapısını açan bir Hollanda toplumu da gördük.
Göçmenler ve mülteciler üvey evlat muamelesi görmekte
Diğer göçmenler, yani Batılı olmayan Asyalı, Afrikalı, Ortadoğulu ve Uzak Doğudan gelenler Ukraynalılara verilen destek ve ilgiyi göremediler. 1 Nisan 2022’den itibaren yıldırım hızıyla, daha önce mümkün olmayan şeyler mümkün kılınarak sadece Ukraynalılara çalışma izni verildi (Werkvergunning / Arbeid is vrij toegestaan).
Evlerini misafirlere açanlar, diğer göçmenlerin kendi mahalle ve köylerinde (Albergen) ikamet etmelerini istemeyerek protesto ediyorlar. Hollanda, Batılı olmayan ve Müslüman göçmen istemiyor.
İnsan yaşamı hep birlikte çeşitli ve birden çok kompleks; karşıtlar, kontrastlar, bilinmeyenler ve beklenmeyenlerle doludur. Doğunun insanı inancına ve temel değerlerine sıkı sıkıya sarılırken, uğrunda ölürken; beğenilmeyen ve her gün eleştirilen Batı’ya göç devam ediyor (Trekarbeiders naar het Westen, welzijn en rijkdom).
6 milyar ve gelecekte insan kaynakları da önemli
AB’nin genişlemesinden sorumlu bakanı Von der Leyen, geçen hafta Batı Balkan ülkelerini ziyaret etti. Geçen ay başında ziyaret ettiğim Balkan (Rumeli) ülkelerinden Arnavutluk (2,7 milyon), Kosova (1,6 milyon), Karadağ (625 bin) ve Kuzey Makedonya’nın (1,8 milyon) Avrupa Birliği üyeliğinin hızlandırılmasını istemiş. AB’ye girmeden AB’nin para birimi olan Euro’yu kullanan (munteenheid) ve 2008 yılında bağımsız olan bir Kosova ülkesi de var.
Kosova’nın kendi para birimi bulunmamakta. Bu dört mini Balkan ülkesinin başkentlerinde gelişen finans ve yaşam alanlarından, bazı para zenginlerinin başkentlere yatırım yaptıklarını çıplak gözle görmek mümkün.
Unutmamak gerek; AB’de kapitalizmin gelecek güvencesi yeni insan, kıymetli elementler ve gelecekte yeni nüfus, insan ve yaşam alanlarına duyulan gereksinimdir. Tabii ki unutmamak gerek, Batı Balkan ülkelerinin tarımsal gıda üretimi ve tüketimi 27 Avrupa Birliği ülkesi için çok çok önemli.
Neden Batı’ya göç?
Kaliteli bir yaşam; fakir ama evi, barkı, karnı doyacağı sıcak bir yuvası ve çorbasının kaynaması; çocuklarının okullarına gidebileceği bir eğitim sistemi ve güvenilir bir güvenlik ile hukuk sistemi... Tabii ki "Fincancı katırlarını ürkütene bir ton dayak da var Hollanda'da".
Yine birlikte yaşamın, barış ve güven içinde birlikte yaşamın ölçümleri var. Evet, 2025 yılında Hollanda’da işlenen cinayet (moord) sayısı 103. Avrupa ve küresel olarak en düşük oranlardan biri ve son 30 yılın en düşük sayısı olarak www.cbs.nl tarafından tespit edilmiş bulunmakta. Bir de unutmamak gerek; son 30 yılda Hollanda nüfusunun 2,5 milyon arttığını düşünürsek... Evet, 1996 yılında Hollanda nüfusu 15 milyon 500 bin idi.
Neden bizim Ukraynalılara ayrımcı destek dersek?
Savaşta ölen ve sakat kalan Afganlı, Iraklı, Yemenli ve Suriyeli çocuklar bizlerin çocukları değil mi? Entel mi entel ve bilinçli bir Hollandalı yazarın bir radyo programında dediği gibi: "Ama Ukraynalı çocukların yüz ve göz mimikleri bizim çocuklara benziyordu."
Evet, sözün bittiği bir yerdeyiz. Saygılarımla.
Mustafa Nejat SUCU Adviseur voor multiculturele vraagstukken Almelo, 5 Ekim 2026