Batı dünyası yüzyıllardır bir masal anlatıyor: "Haçlılar ve barbar Müslümanlar..." Oysa madalyonun öteki yüzünde, Avrupa’nın karanlıktan çıkmak için Doğu’nun kapısında nasıl "dilendiği" yatıyor. Hollandalı tarihçi ve yazar Sander van Walsum’un "Christenen vochten vaak tegen moslims, maar ze hebben ook veel aan hen te danken" (Hristiyanlar Müslümanlarla sık sık savaştı ama onlara çok şey borçlular) başlıklı analizi, tarihin tozlu raflarındaki o büyük sırrı yeniden gündeme taşıdı.
RÖNESANS'IN GİZLİ KAHRAMANLARI
Bugün "Batı medeniyeti" denilince akla gelen ilk şey olan Rönesans, aslında bir "Arap aşısıdır." Avrupa, kendi geçmişini, yani Aristo’yu, Platon’u ve Öklid’i bile Müslümanların kütüphanelerinden öğrendi. Hollandalı yazar Sander van Walsum, makalesinde bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çiziyor: Eğer Bağdat’taki Beytü'l-Hikme (Bilgelik Evi) olmasaydı, bugün bir Antik Yunan mirasından söz edemeyecektik.
SIFIR OLMASAYDI CEBİNİZDEKİ TELEFON OLMAZDI
Platform Dergisi okurları iyi bilir ki; bilim bir bütündür ama kökleri Doğu’dadır. Van Walsum, Batı’nın Müslümanlara olan "matematik borcuna" dikkat çekiyor. Roma rakamlarıyla bakkal hesabı bile yapılamazken, Müslüman alimler "sıfırı" ve "Hint-Arap rakam sistemini" Avrupa’ya taşıdı.
Harezmi’nin (Al-Khwarizmi) "Cebir"i olmasaydı, bugün ne borsa olabilirdi ne de cebinizdeki akıllı telefonların algoritmaları... Batı, Müslümanların formülleriyle dünyayı yönetiyor ama o formüllerin sahibine "terörist" ya da "barbar" yaftası yapıştırmaktan geri durmuyor.
TIPTA İBN-İ SİNA DİKTATÖRLÜĞÜ
Makalede vurgulanan bir diğer çarpıcı nokta ise tıp. Avrupa’da hastalıkların "şeytan girmesi" olarak görüldüğü, insanların yakıldığı dönemde, Müslüman coğrafyasında modern hastaneler ve cerrahi operasyonlar yapılıyordu. İbn-i Sina (Avicenna), tam 600 yıl boyunca Avrupa üniversitelerinin "tek hakimi" oldu. Batı, ameliyat etmeyi, hijyeni ve eczacılığı Doğu’dan ithal etti.
SADECE SAVAŞ DEĞİL, BÜYÜK BİR TİCARET VE KÜLTÜR
Van Walsum’un analizinde en dikkat çeken kısım ise şu: Haçlı Seferleri sadece kan ve gözyaşı değildi. Hristiyan şövalyeler, Doğu’dan sadece ganimet değil; pamuğu, şekeri, kahveyi, kağıdı ve pusulayı da çaldılar. Batı’nın o meşhur "Coğrafi Keşifleri", Müslümanların geliştirdiği usturlap ve denizcilik haritaları sayesinde gerçekleşti.
EZBER BOZAN GERÇEK
Sonuç olarak; tarih egemenlerin yazdığı bir masaldır. Ancak Van Walsum gibi vicdanlı tarihçiler hatırlatıyor ki: Bugünün "gelişmiş" Batı’sı, o çok aşağıladığı Doğu’nun omuzlarında yükselmiştir. Hristiyan dünyası yüzyıllarca Müslümanlarla savaşmış olabilir, ama bugün sahip oldukları her teknolojik ve felsefi adımda bir Müslüman alimin parmak izi var.
Kaynaklar: * Sander van Walsum - "Christenen vochten vaak tegen moslims, maar ze hebben ook veel aan hen te danken" (De Volkskrant/Trouw Arşivi).
Hangi tarihsel dönemin Batı üzerindeki etkisi seni daha çok şaşırtıyor: Bilim ve tıp mı, yoksa gündelik yaşam ve ticaret mi?