Hollanda’da Kadının, Kendi Kendine Yeniden Örgütlenme Zamanı !...


  • Kayıt: 26.08.2020 18:35:00 Güncelleme: 26.08.2020 18:35:00

Hollanda’da Kadının, Kendi Kendine Yeniden Örgütlenme Zamanı !...

 

Korona salgını ve krizinden sonuçları belli olmasada en fazla zarar görecek olanlar çocuklar ve kadınlardır. Tabiki kadınlarımızıda çocuklardan ve değerli hayat arkadaşları eşlerinden ayrı düşünmemiz mümkün değildir. 

 

Bugünlerde evde kalarak  gelecek için yeniden güzel faliyetler için hazırlık yapabiliriz. Yapılması gerekenlerden biriside,  Hollanda’da kadının yeniden aydınlanma, gelişme ve Hollanda toplumunda yerini alma hareketidir.


Geçmiş dönemde kadının kısmen de olsa  toplumsal katma değeri artmış olmasına rağmen, kadın aydınlanma ve gelişme hareketi erkeklerin güdümünde çıkamadı. Belirli bir kısım kadınlarımız ise, asimile olarak tamamen Hollanda toplumunun birer parçası oldular.


Tabii ki erkeğin gelenekçi ve kurallara bağlı kadın hareketinde özgür, hür düşünce, karar ve yaşam geçeneğinde kendi olgunluğuna kavuşamamaktadır. 

 

Erkekler mutlaka destek vermeliler !..


Aslında benim Feminist anlayışım, yaşanan bir toplumda “erkek ve kadının birbirine eş değerde kendi öz  gelişimi ile  olgunlaşmasıdır“. Çok zaman yerküresel, şartlar ve ülkesel ilişkiler bugün bunun mümkün olmayacağını göstermektedir.

 

Doğal felaketler ve savaşlar…


Yaşam hakkını yok eden doğal felaketler ve iç ve dış savaşlar kadının kazanmış bulunduğu bütün haklarını yok etmektedir. Kadın kendi ve diğer kadınlar için mutlaka şavaşa karşı olmalıdır.

 

Bizimde katkımız olsun


40 yıldır Hollanda’da çeşitli örgütlenmelerin ve çeşitle yönetimlerin içinde bulundum ve pek çok zaman yakından takip etme imkanım oldu. Flemenkçe ve Türkçe’yi yeterli derecede okuyup, anlayıp ve yazabilmek aslında bizler için sosyal ve kültürel bir zenginliktir (sociale en culturele verrijking) Sahip olunan bu zenginliği neden iyi bir şekilde kulanmayalım.

 

Yeni politikalar?


Bu arada, Hollanda yerel, bölgesel ve ülkesel politikaların mutlaka göçmen kadın hareketi, ve geleceği hakkında planları ve projeleri olmalıdır. Çalışan kadınlar ve kadın örgütleri ödüllendirilmeli ve desteklenmelidir.

 

Kadınlarımızı 100 yıl önce,  şairimiz Nazım Hikmet ne güzel anlatmış;

 

Kadınlarımız


Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

 

Saygı ve sevgilerimizle anıyoruz, Hoş ve güzel kalın.

 

Nejat SUCU