Korona pandemisinin getirdiği ekstra yük ve bizlerin misafir işçilerin ( Gastarbeiders ) daha da fakirleşmesini sağladı. Var olan sorunları ilk önce araştırarak ve yazarak çözüm için gerekli olan yeni fikrin ve çözüm yollarının bulunmasında ilk adım. Tabii ki çözüm üretmek ilk önce sorunun varlığını görmek ve kabul etmekten geçer.
Gelir ve kazanç kaybı!
Geçen yıllarda Korona ile birlikte Hollanda tüketim toplumuna uyum, emekli sayısında ve işsizlikte artış gözlenmemekle birlikte, Türk toplumu göründüğünden de çok fazla fakirleşti. Toplum için var olan sirkülerinde ( Circuleren ) ve kayıt dışı ( informele ) ekonomik ve sosyal faaliyetlerde büyük iş gücü, gelir ve kazanç kaybı yaşandı.
Bu fakirliğimizi, yalnızlığımızı ve geleceğe yönelik umutsuzluğumuzu konuşmaktan utanan bir toplum olma özelliğimizi korumaktayız.
Utangaç bir toplumuz
Sanki fakirliğimiz, yalnızlığımız, bedensel ve ruhsal sağlık sorunlarımızın bütün suçlusu bir kendimiz gibi, konuşmaktan, tabuları kırmaktan ve hep birlikte çözüm yolları aramaktan uzak zorunlu bir yaşam sürüyoruz. Kimsede bu konuda elini taşın altına koymak istemiyor ( De hand op iets leggen )
Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık
Doğdukları topraklara geri dönmeyi de düşünmeyen ilk nesil, Misafir göçmenler ( Gastarbeiders ) Hollanda’da yaşamlarını çocukları ve torunları için kendilerini zorunlu hissediyorlar. Türkiye’de yaşamları da yalnız. 60 yıl önceki aile, dost ve Mahalle bağlarının kalmadığından şikâyet ediyorlar.
“ Orda ‘da yalnızlık, burada yalnızlık diyerek geçiştiriyorlar “.
Duygusal zorunlu ikamet
Aslında kimse bizim ilk nesil büyüklerimizi Hollanda’da yaşamayı zorunlu kılmıyor ama, gerçekçi olan en kütü seçimin en iyisi ise Hollanda'da yaşamaya devam etmeyi de istiyorlar. Bu duygusal ve zorunlu ikametin birlikte getirdiği sosyal, ruhsal ve maddi sorunlarla birlikte günlük yaşamları 4 kilometre kareden ibaret.
Çözümde çaresizlik
Var olan çözüm yollarına giden örgütsel bağları ve hizmetleri de kaybeden bu nesil göçmenler gelecekte daha iyi bir yaşamı hak ettiklerine inanmaktayım. Onlar 1960 yılların başında burada olmasalardı, Hasan, Ayşe, Canan ve Mehmet ve bizler ne doktor ne avukat ne de işveren olabilirdik. O halde, evlat ve torun olarak bu insanlara hak ettikleri vefa borcumuzu ödememiz gerekir.
Politikacılar yeterince, bu ilk nesil insanlara gerekeni yapamadılar
Var olan ilk nesil Türk göçmenlerinin sorunlarına köklü çözüm getirecek politik önergeleri , ne Belediye ve Eyalet Meclislerinde ve de Hollanda Temsilciler Meclisinde ne bir önerge, nede yasal bir düzenleme görebildik. 14,15 ve 16 Mart 2022 tarihlerinde, var olan 352 belediye için Hollanda Belediye Meclisi Seçimlerinde ( Gemeenteraadsverkiezingen 2022 ) oy kullanacağız.
Neden oyumu hak ediyorsun?
Ne ve kim için diye sormadan da geçemiyorum? . Tüm politikacılara şimdiden başarılar dileğimle hoşçakalın.