Döndü, karmakarışık, anlaşılması zor bir rüyadan kan ve ter içinde uyandı. Son günlerde artık kocası Satılmış, ona bir tokat bile atmıyordu. Ne olmuştu bu herife? Son günlerde kocası Satılmış, sessizce evine işinden dönüyor ve yemeğini yedikten sonra bir kenara çekiliyor ve anlamını bilmediği bir çok kitap, dergi ve gazete ile meşgul oluyordu.
İçim içimi yiyordu. Anlamakta zorlukta çekiyordum. Yoksa beni artık sevmiyor mu? Anası koca dayağından şikayet ettiği zaman, derdi ki “ Kocandır o hem döver hem de sever “.
O eziyetli, yokluk içinde kocasının kahrını çekmemiş miydi? . Babası kızını evlendirmeden önce ne demişti? Damat, Eti senin kemiği benim. Bu evden çıktıktan sonra, bir daha baba evine ancak ölüsü döner diye. Kaderi mi, şansı mı, bilinmez ama, hayatı, bir ömür çileler içinde geçmiş, birde artı dayaklar yemişti.. Çevresindeki kadınlar “Dayak Cennet’ten çıkmış derlerdi “oda buna inanmıştı.
Yoksa başka birisini mi bulmuştu. Beni artık dövmeyecek kadar değersiz mi buluyordu ?.
O eski palabıyıkları olan kocası, herifi, bekçisi, sevdalısı, namusu, köteği bile acıdan daha tatlı herifi gitmiş, yerine sessiz sedasız ve anlamını bilemediği bir İstanbul sosyetik herif gelmişti.
Yıllar önce ne kadar çok kızmıştı o süslü ve püslü İstanbul karısına. Bir gün memleketi Akdağ Madenin ‘de kendisi odunları yüklenmiş, kocası elleri arkasında, bıyıklarını bura bura aleme karşı herif gibi herifçe yürüyordu.
Arabadan başını uzatan zilli, yağlı ve süslü karı ne demişti kocasına “Utanmıyor musun be adam, kadına o yükü taşıtmaya “. Ve hemen kendisi büyük bir hızla odunları atmış yerden taş aramaya başlamış ve kocaman bir küfür savurmuştu. Şurasını buradan getirdiğim zilli, sen benim herifime nasıl olurda laf söylersin. O kocaman arabasıyla nasıl da kaçmış ve bir hafta boyunca köyde haftanın takdir edilecek olayı ve dedikodusu olmuştu. Artık köy halkı da kendisinden çekinir hale gelmişler ve bir kat değeri de artmıştı.
Bir an kocasının okuduğu gazete ve kitaplara göz gezdirdi. “ Aile içi şiddetin olmadığı soysal bir yaşam “ adlı kitabı okuyordu Satılmış. Çalıştığı Metal fabrikasında Satılmış DESK sendika temsilcisi olmuş ve sendika eğitim kurslarına da katılıyordu. Birde bir bildiri okudu “Kadın köleniz değil, kadın sizlerin yaşam arkadaşınızdır “.
Yoksa Satılmış elden mi gidiyordu, yoksa fabrikasındaki sendika o imansız ve komünist Mahmut ‘un etkisine mi girmişti.? Yok yok artık Satılmış, ne kendisini dövecek, bir yoldaşı ve yaşam arkadaşı gibi sevecekti. Tanımadığı ve bilemediği duygularla gözlerinden iki damla yaş geldi. Bir ömür mutsuzluğuna ve yeni yeni çocuksu umutlarla tatlı bir uykuya daldı. Bir ömür geçen mutsuzluğunu unutacak doğacak güneşle yeni taptaze bir gün başlayacaktı.
Sevgi dolu yeni yaşam umutları ile hoş ve güzel kalın.