Hem Ağlarım, Hem de Gelin Giderim


  • Kayıt: 19.09.2024 15:30:04 Güncelleme: 19.09.2024 15:30:04

Hem Ağlarım, Hem de Gelin Giderim

Nejat Sucu

Eskiden Anadolu’da, evlenecek gelin kız, anne ve baba evinden çıkarken bol bol ağıt yakar ve kimse de bu gözyaşlarına olumsuz bir şekilde bakmazdı. Hem ağlamak hem de gitmek, birbirinin ayrılmaz parçalarıydı. Ağlamayan gelin, hevesli olarak görülür ve "Gözünden bir damla yaş bile akmadı," diye kınanır, arkasından dedikodusu yapılırdı.

Bu sabah, üç çocuğuyla geleneksel Somali kültürüne bağlı bir anneyi gördüm. İstenmeyen ülke Hollanda’da, Ter Apel şehrindeki mülteci başvuru merkezinde (Aanmeldcentrum Asiel) çekilmiş bir fotoğraf karesiydi bu. Garip ve zorluklarla dolu yıllarda yaşıyoruz.

Hollanda’ya yerleşmek için mülteci başvurusu yapan bu gelenekçi ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı kadın ve çocuklarını uzun ve zorlu bir maraton bekliyor. Maratonu ilk 100’de bitirmiş olsalar bile, onları burada konut, gelir, ötekileştirme, kültür çatışması, kabul görmeme, fakirlik, yalnızlık ve bir ömür boyu sürecek ruhsal sorunlar bekliyor.

En önemlisi ise, inanç ve kültür değerlerine tamamen ters düşen, bilinmezlerle dolu bir gelecek. Hollanda’da kurulacak yeni hükümet ile mülteci başvurusunun kabulü ve rahat bir yaşam onlar için hiç de kolay olmayacak.

Tarih Tekerrürden mi İbaret?

1960’lı yıllarda Anadolu’dan ve Türkiye’den Avrupa’ya kaçak gelen Türk işçilerinin çektiği çilenin yanında, memleketine ve çocuklarına kavuşamayan binlerce iş gücü göçü... Evet, her delikanlının bir umuda yolculuğu vardı.

Mülteciler Neden Hollanda’ya Geliyor?

Hollanda’da son yıllarda politikacıların dilinden düşmeyen “gelecek güvencesi” (Toekomstzekerheid), mültecileri bu ülkeye çekiyor. Mülteciler, Hollanda’ya sağlık, bakım, gelir, konut ve çocuklarına eğitim, iş ve aş olanakları için geliyorlar. En önemlisi ise, yaşam güvencesi (levenszekerheid).

Türk Göçmenler de Günah Keçisi Oldu (Zondebok)

Evet, Türk göçmenler de Hollanda’ya gelen göç ve mülteci akımına karşılar. Hollanda’da 60 yılda gelişen bireysel bencillik, yeni komşuları ve mültecileri istemiyor. Kendi huzur ve rahatlarının bozulacağından korkuyorlar. “Asielzoekers geldiler, bizim de kıymetimiz azaldı,” diye düşünüyorlar. Faslı ve Türk göçmenlerine verilen destekler ve sübvansiyonlar da azaldı.

700 Milyar Euro’ya Yaklaşan Silah Ticareti

Dünyada üretilen ve satın alınan silahların toplam gideri 700 milyar Euro’yu bulmakta. Elbette bu silahlar oyuncak değil. 56 ülkede iç savaş ve savaşın olduğu bir dünyada, yine bölüşüm, yine kapitalist ve emperyalist güçlerin atlarını istedikleri gibi koşturdukları bir yaşam alanı... Bu silahlar çelik-çomak oynamak için üretilmiyor.

İnsan yaşamının çok da önemli görülmediği, silahlanmaya karşı olanların seslerinin daha az çıktığı bir zaman diliminde yaşıyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Barış Söylemi

Cumhuriyet ve millet olmanın kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk, ne güzel bir medeniyet öngörüsü ve teşhisle, “Yurtta sulh, cihanda sulh” demiştir. 20 Nisan 1931 tarihinde söylediği bu söz, barışın ne denli önemli olduğunu vurgular: "Vrede in eigen land, vrede in de wereld" (Ülkemizde barış, dünyada barış).

Saygılarımla,