Orhan Veli Kanık’ın kısa, öz ve sade şiirlerini severim. Bir diğer özelliği ise toplumsal sorunları irdeleyici ve anlaşılır bir şekilde okuyucuya aktarabilmesidir. Şairlerimiz genellikle, yaşamları son bulduktan sonra kıymetli ve okunur olurlar.
Gelelim suyun ve havanın bedava olmasına. Suyumuz, uzun yıllar önce şebeke suyu olduktan sonra bedava olmaktan çıkmıştı. Ayrıca Hollanda’da yağmur, kanalizasyon ve aşırı su fazlalığı için alınan tedbirlere doğrudan ve dolaylı yoldan vergi ödüyoruz.
Gelecekte, Orhan Veli’nin “Hava Bedava” dediği şiirinde geçen “hava da” bedava olmayacak. Yerküremizi tehdit eden üretim ve tüketim çılgınlığının neden olduğu kirlilik ve havanın kirlenmesi ile ilgili alınması gereken tedbirlerin maliyetini tam olarak bilmiyorum, ama yine hesap bize kesilecek gibi görünüyor.
Gelecek yıllarda hava vergileri (luchttoeslagen / luchtbelastingen) ödememiz mümkün. Hava vergisini ödemekle yükümlü olan Hollanda’daki 12 milyarder ve dünya genelindeki 2781 milyarderden hiç ses çıkmıyor. “Biz uzun yıllar milyarlar kazandık, gelin hep birlikte temiz hava, su ve çevre için 100 milyar euro katkıda bulunalım” demiyorlar. Tüm milyarderlerin sahip olduğu mal, mülk ve paralarının toplamı 14,2 trilyon euroyu aşmış durumda. Bu servet, yaklaşık 14 bin 200 milyar euro ediyor.
Tüketici olarak biz de suçluyuz
Bir kadının 40 çiftten fazla ayakkabısı olması, sadece kadınların değil erkeklerin de 40 çift ayakkabıya sahip olması, gayet normal bir hale gelmiş durumda. Peki, bizim bu tüketim yarışımızın, ömür boyu kullanılacak araç ve gereçlere sahip olma hırsımızın hiç mi suçu yok? Sadece üretenler mi sorumlu? Tabii ki tüketenler de bu işte belirleyici bir sorumluluğa sahip. O zaman yaşam biçimini, kültürünü ve tüketim politikalarını yeniden gözden geçirmek gerek. Daha doğal ve daha az parayla yaşamak. Ama nasıl?
Anlamadığım konu
Çevre ve hava kirliliğinden, çevreye zarar veren gazlardan, hormonlardan, zehirlerden, tarım ve hayvancılık üretiminden bahsediyoruz. Roma’da, Paris’te, New York’ta bu konular üzerine sözleşmeler imzalarken, Hollanda’ya dönünce unuttuğumuz bir şey var: Daha çok büyümek, üç kat büyümek istiyoruz. Bizde buna “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” derler.
Affedersiniz ama, biz bu kadar içten pazarlıklı, oportünist politikaları hiçbir zaman görmedik. Kimsenin umurunda değil mi? Herkes kendi cebini mi düşünüyor? Bir komşu ülke, diğerinden geri kalmak istemez. O zaman nasıl çözeceğiz bu sorunu?
BEDAVA
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
Orhan VELİ
Orhan Veli Kanık ne güzel yazmış, ama bizim geleceğe bırakacağımız şey para, pul, euro ve dolar değil; temiz bir çevrede, temiz su ve temiz hava olmalıdır.
Saygı ve sevgilerimle