60 Yılda Hollanda’da Arayıp da Bir Türlü Bulamadığımız ve Hâlâ Bulunamayan “Hollanda-Türk Toplumunun Öz Lideri”


  • Kayıt: 13.05.2025 09:09:29 Güncelleme: 13.05.2025 09:09:29

60 Yılda Hollanda’da Arayıp da Bir Türlü Bulamadığımız ve Hâlâ Bulunamayan “Hollanda-Türk Toplumunun Öz Lideri”

Nejat Mustafa Sucu

“Een optimist riskeert verlies, een pessimist verspeelt de kans op winst.”

“Bir iyimser kaybetme riskini göze alır, bir karamsar ise kazanma şansını kaybeder.”

Bir 40 yılımız daha var. Bir toplumun kendi öz liderini bulması, ancak bir yüzyılda bir gerçekleşecek kadar nadir bir şanstır. Ne yazık ki bizim bu 60 yıllık yaşam arayışımız (Zoektocht), bir sonuca ulaşmadı.

Türk-Hollanda toplumunun artık uzun süredir içinde bulunduğu karamsar ruh halinden kurtulması gerekiyor. Kendine yakışır toplumsal liderlerini bulması şart. Her şehirde ve bölgede bu liderlerden olsa iyi olur ama mevcut potansiyel ve kaliteli insan kaynağı sınırlı.

Bazı temel dinamiklerin mutlaka var olması gerekir. Türk toplumunun üyelerini zaman zaman yüzlerce, bazen de binlerce kişilik kalabalıklar hâlinde görebiliyoruz. Ancak önemli olan sayı değil (nicelik), önemli olan sahip olunan yetki, makam ve toplumsal temsiliyet gücündeki niteliktir.

Beraberlik ve Birlik…

Yanılmışım. Uzun yıllar boyunca birliğimiz ve beraberliğimizin olduğuna inanmıştık. Oysa aslında, aynı ya da birbirine yakın değerleri ve nitelikleri paylaşan bütünlüklü bir Hollanda Türk göçmen toplumu hiç olmadı. Belliydi ki hepimizde bir kader birliği var; ancak bu ortaklık, göçmenlik olgusu ve gerçeği etrafında şekillenmiş sınırlı bir ortak değerden ibaretti.

Türkiye’den Getirilen…

Türkiye’den getirdiğimiz ortak değerler, kültürümüz ve inançlarımızın yanı sıra, kendi iç (input) ve dış (output) farklılıklarımız da vardı. Belirleyici olan, Hollanda’nın baskın (dominant) kültürüydü. Bireylere ve gruplara ya kabul et ya da dışarıda kal şeklinde yönelen bu yaklaşım, son 20 yılda belirginleşti.

Türk Göçmen Toplumunda Kriz…

Aslında, iki kimliğe (dubbele identiteit) sahip bir toplum olarak, kendi liderini de henüz bulabilmiş değiliz. Ne aradığını, ne istediğini ve elindekine nasıl yetineceğini bilmeyen bir nesle liderlik etmek, ilgi ve değer görmek o kadar kolay değil. Bilim ve ilim yoluna girebilmek, gelecekteki toplumsal faaliyetler ve akademik araştırmalar için gerekli yapılanma ve kurumsallaşmanın temeli olacaktır. Bunun dışındaki her türlü girişimi, bir gözü kör, bir ayağı topal bir yapı olarak kabul edebiliriz.

Yeniden Konuşmak Gerek…

Ayaküstü sohbetlerle, yol güzergâhında, iftar yemeklerinde ya da düğün ve derneklerde yapılan konuşmalar; çözüm üretmekten ziyade, kafaları karıştıran bilgi ve fikir kargaşası yaratıyor.

O Zaman Ne Gerek?

Düzenli, organize ve koordineli şekilde oluşturulacak “konuşma grupları” ya da “fikir kulüpleri” şart. Geç kaldığımızı düşünsek de, başlanan hiçbir çalışma geç değildir.

Yakın zamanda görüşmek dileğiyle…