Yirminci Yüzyılın Kangreni: Hollanda’da Yalnızlık Epidemisi ve Göçmenlerin 100 Yıllık Hüznü


  • Kayıt: 14.05.2025 19:01:12 Güncelleme: 14.05.2025 19:01:12

Yirminci Yüzyılın Kangreni: Hollanda’da Yalnızlık Epidemisi ve Göçmenlerin 100 Yıllık Hüznü

Nejat SUCU

Hollanda, refah ve özgürlük sembolü olarak bilinse de, giderek büyüyen bir “yalnızlık salgını” ile mücadele ediyor. Araştırmalara göre ülkede 1,8 milyon kişi (nüfusun %15’i) kronik yalnızlık yaşıyor. Bu oran, 2001’deki %5 seviyesinden dramatik bir artış göstererek, modern toplumun en derin çelişkilerinden birine işaret ediyor.

Yalnızlığın Tetikleyicileri: Göçmenler ve Kayıp Nesiller

İşsizlik, yoksulluk, borç yükü ve psikolojik sorunlar yalnızlığı beslerken, göçmenler için bu durum daha da ağır bir hal alıyor. Özellikle birinci ve ikinci kuşak Türk göçmenler, “100 yıllık yalnızlık” olarak tanımlanan bir içe kapanma süreci yaşıyor. Anavatanın kokusundan ve aile sıcaklığından uzak kalan bu kuşak, Hollanda’yı “açık hava hapishanesi” olarak nitelendiriyor. Psikiyatri kliniklerinde en uzun süre kalan hastaların bu gruptan çıkması ise dikkat çekici bir başka veri.

Genç göçmenlerde ise kariyer ve ekonomik bağımsızlık, paradoksal bir şekilde yalnızlığı tetikliyor. Son 10 yılda bu grupta yalnız yaşama oranı %100 arttı.

Toplumun Sessiz Suçlaması ve Etkisiz Çözümler

Hollanda toplumu, yalnızlık ve yoksulluğu bireylerin “kişisel başarısızlığı” olarak görme eğiliminde. Hükümetin ve belediyelerin ayırdığı bütçeler ise çoğunlukla mevcut projelerin yeniden paketlenmesinden öteye geçemiyor. 40 bine yakın evsizin bulunduğu ülkede, AB vatandaşlarına ayrılan fonların 7 milyon Euro’dan 13 milyona çıkarılması da eleştiri konusu.

Türk Toplumu Neden Çözüm Üretemiyor?

Türk dernekleri, vakıflar ve camilerin bu krize yönelik somut adımlar atmaması dikkat çekiyor. Camilerin sosyal destek sunmakta yetersiz kaldığı, uzman eksikliği yaşandığı vurgulanırken, bazı camilerin iftar ve etkinlikleri ticari faaliyete dönüştürmesi de tepkilere yol açıyor. Uzmanlar, “çorba ve kahvaltı buluşmaları” gibi basit sosyal adımlarla başlanıp, AB ve Türkiye fonlarıyla uzun vadeli projeler geliştirilmesini öneriyor.

Kapitalizmin Gölgesinde Yalnız Bir Yaşam

Makale, yalnızlığın temelinde kapitalist sistemin yattığını savunuyor: “200 metrekarelik evlerde yalnız yaşamak yerine, 35 metrekarede birbirimize zaman ayırabiliriz.” Daha az çalışma süresi ve kolektif yaşam kültürünün benimsenmesi çözüm olarak sunuluyor.

Nazım Hikmet’in Mirası: Gurbetin Ortak Acısı

Hollanda’nın kayın ormanlarında yürürken, Nazım Hikmet’in dizelerini hatırlamamak elde değil: “Memleket hasreti, gurbet ve yalnızlık… Bizimle aynı kaderi paylaşanların sessiz çığlığı.” Bu metafor, göçmenlerin yaşadığı aidiyet kaybını ve kültürel yalnızlığı en insani haliyle yansıtıyor.

Yalnızlık, modern çağın en büyük paradoksu. Hollanda’da yükselen bu sessiz çığlık, yalnızca bir ülkenin değil, tüm insanlığın sınavı. Peki, biz neyi bekliyoruz? Belki de cevap, Nazım’ın dediği gibi, “yaşamaya dair” yeniden düşünmekte yatıyordur…