Holstein – Friesian İnekleri ve Yıllık 130 Milyar Euro’luk Tarım Ürünleri İhracatıyla Dünya İkincisi Hollanda


  • Kayıt: 27.05.2025 09:08:37 Güncelleme: 27.05.2025 09:09:16

Holstein – Friesian İnekleri ve Yıllık 130 Milyar Euro’luk Tarım Ürünleri İhracatıyla Dünya İkincisi Hollanda

Nejat Sucu

Ben burada Hollanda’nın ineklerinin ne kadar süt verdiğinden, etinden ve yağından çok fazla bahsetmeyeceğim. Anadolu’da doğup büyüyüp de hiç inekleri sevmemek hoş olur mu? Anadolu’da hayvanlar insanlarla, insanlar da hayvanlarla birlikte yaşamaktan mutlu ve huzurlu idiler.

Evet, Hollanda yıllardır, kocaman ve kat kat daha büyük olan Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra tarım ürünleri ihracatında dünya ikincisi. Eski Konya vilayeti büyüklüğünde topraklara (41.865 km²) sahip olan bir ülke Hollanda (Laagland).

Bu başarının halka ve 18 milyon 82 bin nüfusa yansıyan etkisi ise?

Evet, Hollanda’da son yıllarda kişi başına düşen milli gelir, resmi dilde gayrisafi milli hasıla (GSMH), yani bruto binnenlands product (BBP), 60 bin Euro ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında 4. sırada.

Her ne kadar sosyal devletin ve güvenlik sisteminin (sociale staat en zekerheid) vatandaşını aç ve açıkta bırakmama hedefi olsa da, yine de 35 bin evsiz ve barksızın olduğu, 1 milyondan fazla insanın yoksulluk içinde yaşadığı bir ülke Hollanda. Milli gelirden alınan pay ve paylaşımda ciddi sorunlar var.

Ne zaman doğduğum Göre Kasabası’nda eski kaya evlerdeki ahır odalarını (De Stalkamers) terk ettiler, bizim inekler de eskisi gibi süt vermez oldular. Hayvanları terk eden insanların ruhsal sorunlarında büyük patlamalar olduğunu ve son yıllarda ev hayvanı olarak kedi ve köpek sayısında büyük artışlar gözlemlemekteyiz. Son yıllarda doğada resim çekerken Hollanda ineklerini gözlemliyorum ve onlara bir hayvan olarak imrenmemek elde değil.

Birbirine Ötekileştirme ve Ayrımcılık Yok

Hollanda’nın inekleri renklerinden, cinslerinden, kilolarından dolayı birbirlerini ayırmıyor. Hiçbirinin zenginlik hırsı yok, birbirlerine ayrımcılık yapmıyorlar. Birbirlerine eziyet etmiyor, öldürmüyorlar da. Günübirlik yaşayıp bugünün yedikleri ve içtikleriyle yetinen, stresten uzak, komplekslerden arınmış rahat bir yaşam sürdürüyorlar. Biriktirme hırsları ve kavgaları da yok.

Bir de güneş ve bahar ile yaz ayları oldu mu, değmeyin keyiflerine. Onların Akdeniz kıyılarında yazlıkları, çocuklarının eğitim ve evlenme stresi ve masrafı da yok. Geçen yıl en akıllı yaptıkları iş, kanalı geçerek bir adada beş ineğin rahat rahat yayıldığını ve güneşin karşısında uzandıklarını görmekti. Bu anı “İnekler de tatilde” diye paylaşmıştım.

Ülkenin refahı, zenginliği ve gelişmişliği ineklerin sağlığına, rahatına ve yaşamına da yansıyor. Çiftlik sahipleri genelde en az orta dereceli Tarım ve Hayvancılık Meslek Okulu (MLS) mezunu. Tarımdan ve hayvancılıktan zengin olan ve iyi bir gelir sağlayan köylülerle karşılaşıyoruz.

Sosyal İlgi Alanına Giren

İnekler diğer hayvanlara göre daha sosyal. Etraflarında olup bitenlerle alakalı, ilgili ve katılımcı olduklarını görüyorum. Sosyal bir hayvan ancak rahat bir yaşamdan doğar.

Müzikle Ürün Artıran Köylü

Yıllar önce okumuştum. İnek çiftliklerinde müzik dinleyen ineklerin diğer emsallerine göre daha çok süt verdiği, rahat bir yaşam süren ineklerin etinin ve sütünün daha lezzetli olduğu belirtiliyordu.

Hollandalıların tatil planları yaptığı bu günlerde, dünyada ve İslam ülkelerinde kan, zulüm, cahillik ve yoksulluk hâkim. Günlük televizyona bakmaya cesaret edemez durumdayken, elbette barıştan, silahsız bir dünyadan, kavgaların ve ölümlerin olmadığı bir gelecekten yana olduğum için barış ve mutluluk içinde yaşayan ineklere imrenmem bana gayet olağan geliyor.

Yine İnsan Faktörü Öne Çıkarken…

Bu hayvanların yaşamı, rahatı ve geleceklerinin var olması yine insanların elinde. Savaşlarda en büyük kaybı insanlar ve hayvanlar birlikte vermekte. Geçen yıl Halep’te savaşta ölen sahibinin başında gözyaşı döken köpeği görmek ve gözlerinin anlattıkları biz insanlara yeterdi.

Bu bizim ineklerin normal yaşamlarını yaşamalarının son bulması yine biz insanlar yüzünden. Yine yeme, tüketme dürtülerimizle gereğinden fazla tüketen bir toplum olduk. Biliyor musunuz, Amsterdam’da yapılan bir araştırmaya göre Türklerin yüzde 50’sinden fazlası aşırı kilolu. Tabii ki 3 beyazı (un, şeker, tuz) tüketmeye devam ettiğimiz sürece kilolarımız azalmaz, artar.

Saygı ve sevgilerle, gününüz aydın olsun.