Yaşamda Birbirinin İkizi: Gönül ve Gerçekçilik


  • Kayıt: 12.07.2025 21:25:19 Güncelleme: 12.07.2025 21:27:13

Yaşamda Birbirinin İkizi: Gönül ve Gerçekçilik

Nejat Sucu

Hayatın içinde karşılaştığımız hayal kırıklıkları, beklentilerin karşılık bulmaması, verilen değerin ve emeğin takdir edilmemesi bazen gönlümüzü derinden yaralayabilir. Bu duygular geçici olsa da iz bırakabilir. 21. yüzyılda bilgiyle donanmış insanın gönlü, birçok şey ister, birçok hayal kurar. Ancak hayatta sadece bilgiyle değil, gönüllerle de ilgilenmek, onları tanımak, eğitmek ve terbiye etmek gerekir.

Neden mi?

Çünkü gönlün istediği her şey, özellikle Hollanda’daki günlük yaşamımızda, her zaman mümkün değildir. Gönüllerimizi hayallerle değil, gerçeklerle beslememiz; ütopik beklentilerden uzak durmamız gerekir.

Hayat, sürekli bir mücadeledir. Bu mücadelede eksiklerimizle, hatalarımızla birlikte; kalbi ve gönlü kırık insanlara benzememek için sabır ve dirayet gerekir. Nasıl ki ölüm ölüme karşılık vermezse, intikam da intikamla alınmazsa, elimizde olan imkânlara rağmen gönlümüzün razı olmayacağı, helalinden olmayan bir lokmaya gönlüm ve gözüm hiçbir zaman kaymadı.

Benim bütün çabam, 45 yıllık Hollanda yaşamımda kimseye muhtaç olmadan, kaliteli ve onurlu bir hayat sürebilmek içindi. Paradan ya da gelecek kaygısından uzak bir hayatın mümkün olduğunu kendi hayatımda yaşamaya çalıştım.

Kendi imkânlarımla, kendi ekmeğimle yetinmeye çalıştım. Gönülden, çocuklarımızın sofralarına el uzatmadım. Aksine, ihtiyaç duyduklarında onların hakkını savunmayı ve gönülden dostluğu kazanç saydım. Çünkü biliyorum ki gönülden gönüle giden bir yol vardır. Bu gönül yolunun dini, rengi, etnik kökeni yoktur. Gönüller evrenseldir, kardeştir.

Hollanda’daki yaşamım boyunca hep olumlu yanlara odaklandım. Zenginlikten değil, gönül zenginliğinden beslendim. Hayat mücadelesini bu gönül huzuruyla sürdürdüm ve sürdürmeye devam ediyorum.

İnsanlar kimi zaman inançlarına, ideolojilerine, kökenlerine ya da doğuştan gelen bazı fiziksel özelliklerine göre ayrıştırılmak isteniyor. Ama ben bilerek ve isteyerek kimseyi inancından, kökünden, sınıfından ya da renginden dolayı ötekileştirmemeye gönül verdim. Bu gönül mücadelesi, hâlâ sürmekte.

Gönülden gönüle bir yol vardır…

Gönül olgunluğu, gönül yorgunluğu, gönül erdemi ve gönül zenginliği; tüm bunlar yaşamın sosyal, felsefi, ruhani, fiziksel ve ilahi katmanlarında bize eşlik eder. Belki de gönül, beşikten mezara kadar süren bir hayat yolculuğunun iç sesi ve rehberidir.

Bazen “İyi ki olmadı” demek gerekir. O anki gönül kırıklıkları, geçim ya da sağlık sorunlarıyla alınan yanlış kararlar, sonradan telafi edilemez izler bırakabilir. Ancak sabırla geçirdiğimiz 1 yıl, 5 yıl, hatta 10 yıl sonunda, o taşlaşmış gönüllerin dostluğa dönüşebildiğini görmek mümkün. Bu da bize gönül yolculuğunun aslında ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.

Gönülden gönüle başka bir yol yoktur.

İnanın ki gönlümüz ne kadar temiz, ne kadar içtensiz ise, Yüce Rabbimiz de o gönle göre güzellikler ve sevinçler nasip edecektir. Ne eksik, ne fazla… Her şey gönlümüze göredir.

Gönlünüz hoş ve güzel olsun. Eğer sizi kırdıysam, affınıza sığınırım. Tüm gönül güzellikleri sizinle olsun. Hoşça kalın.