Hollanda’daki sanayi ve hizmet sektörlerinde ciddi bir büyüme yaşanıyor. Devlet destekleri, banka kredileri ve girişimci cesaretiyle ülke genelinde yeni yatırımlar art arda geliyor. Bunun için resmi istatistikleri incelemeye bile gerek yok; yalnızca ülkenin kuzeyinden güneyine, 385 kilometrelik bir yolculuk yaparak bile bu gelişmeyi çıplak gözle görmek mümkün.
2040’ta 2 Milyon Sağlık Çalışanı Gerekecek
Hollanda Sosyal-Ekonomik Konseyi (SER), 2020 yılında hükümete sunduğu raporda, 2040’a kadar ülkenin sağlık sektöründe en az 2 milyon çalışana ihtiyaç duyacağını belirtmişti. Artan yaşlı nüfus ve sağlık hizmetlerine olan talep, bu öngörüyü her geçen gün daha da doğruluyor.
Göçmenlerin Sağlık Sektöründeki Yükselişi
Son 15 yılda göçmen kökenli ikinci ve üçüncü nesillerin sağlık alanındaki istihdamı dikkat çekici biçimde arttı. Özellikle Amsterdam ve Rotterdam gibi büyük şehirlerde, hem hizmet veren hem de hizmet alan kesimin yarısından fazlasını göçmenler oluşturuyor. Bu trendin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği tahmin ediliyor.
Başlangıçta geçici iş büroları aracılığıyla sektöre giren bu çalışanlar, zamanla kalıcı pozisyonlara geçiyor. Nüfus yapısındaki değişim ve göç dalgaları göz önüne alındığında, sağlık sektöründe göçmen çalışanların oranı artmaya devam edecek gibi görünüyor. Aslında, bu artık Hollanda için bir tercih değil, zorunluluk hâline geldi.
Afganistan’dan Yeni Bir Göç Dalgası
Afgan halkı yine umut yolculuğuna çıktı. On yıllardır süren savaşlar, fakirlik ve istikrarsızlık nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kalan binlerce insan Batı Avrupa’ya yöneliyor. Bu göçün doğal duraklarından biri de yine Hollanda.
Bu insanlar güvenli bir gelecek, barınma, iş ve insan onuruna yakışır bir yaşam arıyorlar. Hollanda, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkeleri hâlâ bu umutların merkezinde yer alıyor.
Bilgi Göçü ve Seçici İstihdam
Göç yalnızca zorunlu ve trajik biçimlerde gerçekleşmiyor. Hollanda aynı zamanda bilgi ve yetenek göçüne de kapı aralıyor. Eğitimli ve nitelikli göçmenler, özellikle teknik alanlarda ülkenin en büyük ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip. “Kennismigranten” (bilgi göçmeni) olarak tanımlanan bu grup, gelecekte ülkenin istihdam dengesini sağlamada kritik rol oynayacak.
2040 İçin Ciddi Bir İş Gücü Açığı Var
Ekonomik büyüme, daha fazla üretim ve daha çok çalışan demek. Hollanda’nın 2040 yılına kadar sosyal devlet hizmetlerini sürdürebilmesi için en az 13,5 milyon çalışan nüfusa ihtiyacı var. Bugün bu sayı 10 milyon civarında. Bu açığın kapatılması için göçmen iş gücüne olan ihtiyaç gün geçtikçe daha da büyüyor.
Sadece 2024 yılında ülkede 71 bin kişi hayatını kaybederken, doğan bebek sayısı 65 bin ile sınırlı kaldı. Bu demografik gidişat, Hollanda’nın kendi iç dinamikleriyle iş gücü ihtiyacını karşılayamayacağını açıkça gösteriyor.
Sosyal Devletin Sürdürülebilirliği Göçle Mümkün
Göçmenler ve mülteciler olmadan Hollanda’nın emeklilik, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerini finanse etmesi neredeyse imkânsız. Bugün bile emekli maaşlarının %50’sinden fazlası devlet bütçesinden ödeniyor. Gelecekte bu yükün daha da artacağı kesin.
Bu nedenle, 29 Ekim 2025’te yapılacak erken genel seçimlerde, sosyal devleti korumayı ve gelecek kuşaklara güvence sunmayı hedefleyen siyasi partilerin güç kazanması hayati önemde. Hollanda’nın başka bir çıkış yolu yok.
Geride Kalanlar İçin Zor Bir Gelecek
Filistin, Suriye, Yemen ve Afganistan gibi ülkelerdeki insani krizlerin yakın gelecekte de süreceği anlaşılıyor. Batı’da yaşanan refahın bedelini ise bu ülkelerdeki insanlar ödemeye devam edecek. Belki de bizler, sadece yılda bir kez kurban bağışlayarak iç huzurumuzu sağladığımızı zannedeceğiz. Oysa gerçek sorumluluk, daha derin, daha kalıcı çözümlerle mümkün olabilir.
Dipnot:
Gelecek için umut, ancak gerçekçi planlamayla mümkün olur. Göçmenleri sadece kriz anlarında hatırlamak yerine, onları toplumun asli unsurları olarak görmenin zamanı çoktan geldi.