Babam Ahmet Sucu, Hollanda’ya gitmek için İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvuran ilk nesillerden biriydi. Hollanda’ya çıkışı, Ankara Esenboğa ve Nevşehir otogarından başlayan uzun bir yolculukla gerçekleşti. Türk Hava Yolları uçağı TC-SEC ile Schiphol Havalimanı’na indikten sonra Hengelo, Overijssel’deki Stork Ketens BV’de başlayan üç yıllık çalışma yaşamı; özlem, yalnızlık ve büyük fedakârlıklarla doluydu. Babam, 1967 yılında geri dönmek üzere Hollanda’ya gitmişti.
Dedem Mustafa Sucu’nun Moçuoğlu Sarıdayı’ndaki arazisi yaklaşık 300 dönüm, çoğunluğu kıraç ve verimsiz topraklardan oluşuyordu. Geçim, yılın sekiz ayında gündüz ve gece çalışmakla sağlanıyordu. Traktör sahibi olmak ise o dönemin büyük lükslerinden biriydi.
Hollanda’ya Göç Şartları
Babam, Hollanda’ya gitmek için Ankara’daki Hollanda İrtibat Bürosu (Wervingsbureau Nederland) tarafından uygulanan Türkçe okuma ve yazma testini başarıyla geçti. Ayrıca sağlık raporu alması gerekiyordu. Toplu çalışma izni alan firmalar, Türkiye’ye gelerek kendi seçtikleri işçileri alıyorlardı. Genellikle kırsal kesimden, güçlü, kalifiye ve mesleki tecrübeye sahip işçiler tercih ediliyordu.
Gelderland eyaletindeki Doesburg şehrine gelen Türk işçiler, Almelo ve Twente bölgesindeki fabrikalarda fiziksel güçleriyle öne çıkıyorlardı. İşçi alımları genellikle sağcı ve muhafazakâr Hollanda koalisyon hükümetleri döneminde gerçekleşiyordu.
Günlük Yaşam ve Zorluklar
Kadınlar tarlada ve bahçede çalışırken naylondan üretilen ayakkabılar giyiyordu. Nevşehir’e gitmek, evliliklerde gelin pazarlığı veya hamam ziyaretleri için uzun yolculuklar gerekiyordu. Kadınlar, komşularından ödünç ayakkabı almak gibi pratik çözümlerle bu zorlukların üstesinden geliyordu.
Göre Kasabası, 1969’da kasaba olma hakkını kazandı. O dönemde Süleyman Demirel’in ziyareti sırasında, boş okul binasında açılan Ortaokul, çocuklara eğitim imkânı sağladı. Babamın ifadesiyle, yaz aylarında 18 saate varan çalışmalara rağmen elde edilen gelir yetersizdi.
Hengelo ve İş Hayatı
Hengelo Zuid’daki Philips Holland (bugünkü Thales Nederland) ve Stork Ketens BV, babamın ve akrabalarının çalıştığı fabrikalardı. Babamın anlattığına göre, hafta sonları akraba ve arkadaşlar bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendiriyordu.
Ancak Hollanda, o dönemde aile yaşamı ve çocuk eğitimi için uygun bir yer değildi. Ataerkil ve muhafazakâr Anadolu değerleri ile modern Hollanda yaşamı arasında ciddi bir kültürel uyumsuzluk vardı. Babam, “Hollanda aile ve çocuk eğitimi için uygun değildi” derdi.
Eğitim ve Gelecek
Benim için önemli adreslerden biri, “Jan Tooropstraat 39, Hengelo (OV), Hollanda” oldu. 8 Ağustos 1980’de Hollanda’ya katılımımız gerçekleşti. Hollanda’da geçirdiğim ilk yıllar, Felemenkçe dilini öğrenmekle geçti. 1984-1988 yılları arasında Hengelo’daki Sosyal Akademi (Sociaal Werk / HBO) eğitimi, babamın izinden gittiğim gurbet yaşamının önemli bir parçası oldu.
Babamın ve ailemin fedakârlıkları sayesinde, bizler Hollanda’da güven içinde büyüyüp, eğitim imkânlarına eriştik. Hengelo’da başlayan bu hikaye, 45 yıldır süren bir yaşam öyküsüne dönüştü.
Anlamlı Bir Minnet
Bütün bu süreçte annem Feyhan Sucu, hem annelik hem babalık rolünü üstlenerek bizlere rehberlik etti. Feyhan Sucu, kadim Anadolu kadınlarının özverisini temsil ediyor. Kendisine sevgi ve özlemle teşekkür ediyor, bütün annelerin ve babaların mekanlarının cennet olmasını diliyorum.