Arkada Kalanlar, Koşar Adımlarla “Asimilasyon Treni”nin Son Durağına mı?


  • Kayıt: 28.12.2025 11:05:18 Güncelleme: 28.12.2025 11:05:18

Arkada Kalanlar, Koşar Adımlarla “Asimilasyon Treni”nin Son Durağına mı?

Nejat SUCU

Gıcır gıcır, taze mi taze, rengârenk ve güllük gülistanlık bir Asimilasyon Treni… Son durağa yaklaşırken bir heyecan… Ama o da ne? Bazı arkadaşlar “Türk kalmaya” karar vermişti. Şimdi onlar ve onlarla birlikte olanlar, trenin arkasından binmeye çalışıyor.

Son durağa yaklaşırken, Hollandalı olma yolunda son şans, son durak… Kimseye görünmeden, kimse kimseyi görmeden, gizlice asimilasyon trenine binme çabası… Tren ilerliyor, herkes bir yerlere yetişme telaşında.

1997 yılına kadar “çifte vatandaş olmam”, “Ben Türk kalacağım” diyenler vardı. Bir gün bakıldı ki, bu “Türk kalacağız” diyen komşular, Hollanda seçim sandıklarında görevli. Gözlerine inanamadılar. Meğer yıllar içinde, opsiyon uygulamasıyla çoğu Hollandalı olmuştu.

Bir kere sütten dili yanan, yoğurdu üfleyerek yiyor. Asimilasyon Treni’ne bu kez daha emin adımlarla ilerliyorlar.

Hollandalılara Benzemeye Başladık Bile

57 yaşında, yalnız yaşayan bir Türk, evinde ölü bulundu. Uzun yıllardır Amsterdam’da yaşayan Avni’nin, yaklaşık iki hafta önce hayatını kaybettiği, bu süre içinde kendisini arayan kimsenin olmadığı öğrenildi.

Türk aile yapısına ve geleneklerine uygun bir yaşam sürmeyen, akraba ilişkileri zayıf olan Avni, büyük ihtimalle Amsterdam Belediyesi tarafından, kimsesizler için ayrılan mezarlıkta, Müslümanlara tahsis edilen bölümde defnedildi. Cenazede Amsterdam Fatih Camii’nden bir din görevlisi ve üç cemaat üyesi hazır bulundu.

Yunus Emre’nin 700 yıl önce söylediği gibi:

“Bir garip öldü diyeler

Üç gün sonra duyalar

Soğuk suyla yuyalar

Ölme garip, ölme…”

Amsterdam Belediyesi’nde olduğu gibi Hollanda’daki 342 belediyede, cenaze ve kremasyon masrafları sosyal yardım kasası (Bijstand) tarafından karşılanabiliyor. Avni Efendi kimseye zararı olmayan, saygılı ve sevimli bir insandı. Tek zararı, kendisine ait bağımlılıklarıydı

Toplumsal Katmanlar

Her etnik grubun kendi içinde katmanları vardır. Türk toplumunun Hollanda’daki 60 yıllık geçmişi de, aslında bir etnik grubun var olma ve kurumsallaşma mücadelesidir. Türk toplumu, tüm asimilasyon politikalarına rağmen, olumlu ve olumsuz yönleriyle var olma mücadelesini sürdürmektedir.

Bugün Hollanda’da yeni süreç şudur: Entegrasyon yok, asimilasyon var.

Hollanda’da yaşayan yaklaşık 500 bin Türk’ün uyum sorunu yoktur. Sorun, belirleyici (dominant) toplumun kabul etmeme veya kabullenememe sorunudur. Bu noktada “tam vatandaşlığa giden yol” olarak sunulan politikalar, entegrasyonu aşarak asimilasyona giden bir süreci dayatmaktadır:

Op weg naar het volwaardige burgerschap…

Ahlaki Değerler ve Edep Standartlarımız

Hollanda’daki camilerden birinde görev yapan bir din görevlisi, haftalık sohbetinde Müslüman-Türk olmanın ahlaki değerlerini ve edep ölçülerini anlatıyor. Katılımcıların çoğu, kendilerini dindar ve inançlı Müslümanlar olarak tanımlayan erkekler.

Sorular sorgulayıcı değil, daha çok tasdik edici ve onaylayıcı. Sanki daha önce öğrenilmiş bir yöntem: Düşündüğünü değil, duyulmak isteneni söylemek… Bir tür alışılmış fırsatçılık.

Sözle onaylamak güzel; ama bir de nasıl yaşandığına bakmak gerekiyor. Katılımcılara göz gezdiriyorum… Neredeyse hepsi, anlatılan İslami ahlak ve edep standartlarının zaten üzerinde yaşadığını düşünüyor. Oysa yaşamları, gönülleri ve eylemleri; evrensel değerler, Hollanda kimliği ve Hollanda’da yaşamak bağlamında başlı başına sorgulanması gereken bir araştırma konusu.

Ben yazmak istediklerimi yazdım.

2026 yılını daha bilinçli, daha farkında yaşayabilmemiz dileğiyle…

Selamlar, hoşça kalın.