Öyle bir zor soru sordun ki…
“Hollanda’ya yerleşmek istiyorum, siz ne dersiniz?”
Öyle bir zor soru soruyorsunuz ki… Yaşam kaliteniz, geliriniz yerindeyse ve Türkiye’de yaşamaktan mutluysanız, ben “hayır” derim. Gurbet, Hollanda; yeni bir başlangıçtır. Bir ağacın kökünden koparılıp sürüklenmesine, bir kenara tutunmasına ve tutunduktan sonra yeniden kök salmasına benzer gurbet.
Göre Kasabası’ndan Nevşehir’e akıp giden Göre Çayı’nda, sellerin kenara vurduğu ve kıyıda yeni bir yaşama başlayan söğüt ağaçlarına benzetirim gurbeti. Kenara tutunan bu söğüt ağaçları köklü değildir; çelimsizdir, iyi beslenemezler. Boyunları eğri, duruşları iğretidir. Yerleri ve yeni sahip oldukları dere kenarı onlara ait değildir. Her an gelecek bir selin önüne katıp götürmesi hiç de zor değildir. Genelde sahipsizdirler; yerleri, yurtları ve sahipleri yoktur.
Yeniden kök salmak, yeniden bir yaşam kurmak elbette ilmik ilmik emek ister. Bir de nerede, kiminle ve nasıl bir yaşam ortamında olacağınızı bilemem tabii.
Onu ben bilemem. Bildiklerimin yanında bilmediklerim de var. Eğer “vur patlasın, çal oynasın” bir karaktere sahipseniz, denemekte yarar var derim. Bunun yanında Hollanda, var olan imkânlarıyla zengin bir ülkedir. Güvenli, pahalı, özgür; bireysel egoların gelişmiş olduğu bir ülkedir Hollanda. Kişi başına düşen millî gelir (GSYH) 60 bin avroyu geçmiş durumdadır.
Haftanın beş günü çalışıp sadece kendi ayaklarınızın üzerinde durabilecekseniz, bencil yaşama uygun bir ülkedir. Memlekette sahip olunamayanlara belki burada sahip olmak mümkündür.
Ben kararı sizlere bırakıyorum.
Belki ben her yönüyle sizlere Hollanda diasporasını ve gurbetin getirebileceklerini anlatmaya çalışıyorum. Sizler de başka yönlerini görüyorsunuz. Evet, bizim Tümbekler’den “Sümüklü Hasan”ın Hollanda başarı hikâyesi de var.
Geçen yaz izninde BMW iX3 (üst segment) son model arabasıyla gelmişti Mustafa oğlu Ahmet. Kendisi ayrıca Kayseri Sivas Caddesi’nden 220 metrekare, üç banyolu bir daireyi 150 bin avroya satın almış. Bilinmez ama Mustafa oğlu Ahmet’in Kayseri’de asgari ücretle çalışarak bu mal varlığına sahip olması olanaksızdı. Gelin bir de ona soralım: Hollanda’da olmaktan ve yaşamaktan mutlu mu?
Uzun yıllar Hollanda’da yaşarken “bugün yarın memlekete döneriz” derken bir bakarsınız çocuklar, torunlar olmuş. Farkına varmadan, iki ya da beş yıl diye geldiğiniz Hollanda’da 60 yılınız geçmiş.
• Neden Türk yaşlıları, Hollandalı yaşıtlarına göre dört kat daha fazla demans hastası oluyor?
Bunun birden fazla nedeni olduğu kesin. En büyük neden bana göre, doğdukları topraklara geri dönememe umutlarının yok olması ve bu umudun kaybolmasıdır.
• Hollanda’da doğal sayılan en büyük sorunlardan biri; muhafazakâr ve ataerkil aile geleneklerinden kopamayan ebeveynler ile çocukların ve torunların serbest evlilik tercihleri, eş, iş, aş ve yaşam kültürü seçimleri arasındaki çatışmadır.
• Yaşantımızın bize ve 60 yıl öncesinin Anadolu’suna benzemesini istemek gibi bir beklenti bana göre hayalci ve ütopyatiktir.
• Ben kendi yaşantımı kolay ve mutlu kılmaya karar verdim; ancak başkaları senin yaşantını zorlaştırmaya karar vermiş olabilir. Senin ya da benim ne istediğim önemli değil; genç neslin nasıl ve kimle yaşamak istediği önemlidir. Bu nedenle çocukların ve torunların Hollanda’daki yaşam tarzı, birinci neslin hayatını zor ve mutsuz kılmaktadır.
“Umutsuz ve mutsuz insanımız demans olmasın da ne olsun?”
Bir yere yerleştiniz mi, gurbet bağımlılığı içinize girdi mi, doğduğunuz memlekette de mutlu olamazsınız. Evet, gurbet aynı zamanda içimizde bir bakteri, bir çeşit virüstür.
Ama neden Türkiye’nin zenginleri Malta vatandaşlığını satın alıyor?
Bizde “zenginin malı züğürdün çenesini yorar” derler.
Geçen yıllarda Hollanda basınında Malta vatandaşlığının satıldığını okudum. Bu konu Hollanda Temsilciler Meclisi’nde de gündeme gelmişti. Yaptığım kısa bir araştırmada, toplam 850 bin avroluk bir yatırımla Malta vatandaşlığına sahip olunabildiğini öğrendim. Malta Devleti Resmî Gazetesi verilerine göre, parasını ödeyip Malta vatandaşlığı (pasaportu) alan Türk sayısı 78. Malta vatandaşlığı, 27 AB ülkesinde eğitim, iş, istihdam, ticaret ve girişimcilik olanağı sağlıyor.
Bazıları bir AB ülkesinin vatandaşlığını ayrıcalık ve gelecek garantisi olarak görürken, bugün Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan büyük bir kesim kendini Hollanda’nın, Almanya’nın, Belçika’nın ya da Fransa’nın bir parçası olarak hissetmiyor. Yaşam her zaman siyah ve beyaz değildir; bazen gri de olabilir.
Geri dönmek, dönülen vatan ve yeniden bulunan yaşam bizi mutlu ve huzurlu kılmayabilir. Geri dönen bir aile, umduğunu bulamayarak; ilgi ve samimiyetin kalmadığından yakınmış, 60 yıl önce bıraktıkları Kayseri’nin artık aynı Kayseri olmadığını söyleyerek Hollanda’ya geri dönmüştü.
Gelelim olumlu yönüne…
Gurbeti ilk anda bir eğitim ve meslek fırsatı olarak düşündük. Daha sonra sahip olunan kalifiye, nitelikli bilgi ve beceriyle toplumsal önderlik ve politik öncülük (pionier) olanakları da ortaya çıktı. Fiziksel, maddesel ve dünyevi imkânlara sahip olmak var; ama Hollanda yaşamında ruhsal bir eziklik, kopukluk ve kalabalıklar içinde bir yalnızlık da var.
Tabii ki “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”
Gurbet; bol kazanç, geçim, çocuklara eğitim, iş ve istihdam demektir. Gurbet insana kaliteli yürümeyi, giyinmeyi ve yaşamayı öğretir. Gurbet insanı olgunlaştırır ve geliştirir. Biz yine olumlu yönden, var olan imkânlara bakalım derim.
Yıllar önce şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları şiirinde gurbeti ne güzel anlatmıştır. Her ne kadar hüzünlü olsa da bana göre gurbeti anlatan en güzel dörtlüktür:
“On yıl var ayrıyım Kınadağı’ndan
Baba ocağından, yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben”
Yollar kısaldı, ulaşım kolaylaştı. (Nederland–Türkiye arası pendel)
Emeklisiniz; dört saat içinde Kayseri’deki evinizdesiniz. Can nereyi isterse, ne zaman isterse… Artık bir değil, iki vatan var: Hollanda – Türkiye. Gel, git; bir 60 yıl. Nerede yaşamak istersen orada. Bu da bir varsıllık ve bolluk hâlidir.
Siz Hollanda’yı en azından gelip görebilir, sonra karar verebilirsiniz. Kolay gelsin. Güzel ve olumlu umutlarla başlamazsanız, pişman olursunuz.
Saygılarımla,