Hollanda Yaşantımızı Anlamak ve Anlamlandırmakta Ne Kadar Başarılıyız?


  • Kayıt: 18.01.2026 22:21:56 Güncelleme: 18.01.2026 22:26:46

Hollanda Yaşantımızı Anlamak ve Anlamlandırmakta Ne Kadar Başarılıyız?

Mustafa Nejat Sucu

Türk göçmenleri Hollanda’daki yaşamı ne kadar mutlu kılabiliyoruz?

Hollanda’da var olan yaşamı sosyal medyadan anlayabilmek ve anlatabilmek bir sanattır; yazmak ve yazabilmek güzel meziyetlerdendir. Ne yazık ki Hollanda’da olumlu gelişmeleri, güzellikleri ve güzel insanları anlatanlara neredeyse hiç rastlamıyorum; bir sosyal gezginci olarak bunu üzülerek gözlemliyorum.

Bugün, 17 Ocak 2026 tarihinde Hollanda’nın Gelderland, Overijssel ve Drenthe bölgelerinde karşılaştığım De Stentor (DS) gazetesine göz atmak istedim. Bilmem, belki de insan beyninin doluluğu ve olgun düşünceyle ilgilidir yaşamın güzelliklerini görebilmek ve onları başkalarına aktarabilmek.

Bir günde, tek bir Hollanda gazetesinde bu kadar olumlu habercilikle daha önce hiç karşılaşmamıştım. Oysa basından öğrendiğimiz genel kabul şudur:

“İyi haber, haber değildir.” (Goed nieuws is geen nieuws)

Peki, Hollanda hakkında gözüme çarpan bu üç olumlu haber neydi?

  1. Hollanda siyaseti yıllardır işlevini tam olarak yerine getiremiyor. Kabineler, var olan sorunları çözemeden görevden ayrılıyor. Ancak 2026 yılı bir değişim yılı olabilir. Şafağın ilk ışıkları görünmeye başladı. Yeni Hollanda azınlık hükümetinin başbakan adayı Rob Jetten’in resmi ve onunla ilgili olumlu haberler dikkat çekiyor.
    De Nederlandse politiek is al jaren wankel. Kabinetten vallen om de haverklap en hardnekkige problemen worden maar niet opgelost. Toch zou 2026 weleens een kanteljaar kunnen betekenen. De eerste lichtpuntjes zijn er al.
  2. Hollanda, Dünya Mutluluk Endeksi’nde 6’ncı sırada yer alıyor.
    Nederland is zesde in de gelukindex van de wereld.
  3. Dünya adeta yangın yeri iken, Hollanda ekonomisi güller gibi gelişiyor ve büyüyor.
    De wereld staat in brand, maar onze economie floreert.

Büyük bir heyecanla şunu fark ettim: 60 yıldır bizler kendimizi ve kendi kültürümüzü anlatmaya çalıştık; belli ki Hollandalıların bizi dinlemeye ve anlamaya pek niyetleri yoktu. Ancak buna rağmen, 60 yıl içinde Hollanda’yı anlamaya ve anlatmaya yönelik çalışmaların çok az ve kısır kaldığını da kabul etmeliyiz.

Sanki bazılarımız, Hollanda’nın yaşanabilir bir ülke olduğunu ve 500 bin kişilik Türk toplumuna kaliteli bir yaşam sunduğunu düşünmekten, anlatmaktan ve yazmaktan korkuyor. Belli ki hâlâ “Hollandalılaşmak” korkusu yaşayanlar var; bunu ruhsal, kültürel ve yaşam biçimi olarak kabullenememe gerçeğiyle karşı karşıyayız. Buna rağmen evlerinde çocuklarıyla Hollandaca konuşarak onların eğitimini ve Hollanda toplumuna uyum sağlamalarını istiyorlar.

Geçen yaz Nevşehir’in Kozaklı Kaplıcaları’nda Almanya’dan emekli Hacı Avşar’la yaptığım bir sohbeti hatırlıyorum. Hollanda ve Almanya’daki yaşam üzerine, bizler için yaşanmış bazı deneyimleri anlatırken şaşkınlığını gizleyememişti ve şöyle demişti:

“Allah Allah, ilk defa Hollanda’yı olumlu, iyi ve güzel anlatan biriyle karşılaşıyorum.”

Her şeyi bildiğimiz hâlde; toplumsal mahalle baskısı, sosyal medya etkisi, inanç, Pan-İslamizm, Türklük ve Pan-Türkizm adına bilinçli ya da bilinçsiz şekilde, Hollandaca’da hypocrietisme, opportunisme, schijnheilige olarak adlandırılan bir tutum sergileniyor. Yerli yerine oturmamış “yeni Hollanda Müslüman-Türk kimliği”, belirsizlikler ve ruhsal mutsuzluklarla dolu bir Hollanda diasporasında gurbet yaşamı sürüyor.

Sağlıcakla ve mutlulukla kalın.