Beyinler durmuş ve gören gözler kör mü olmuş? Kimse Hollanda’nın geleceğinden ve politik yönetiminden, azınlık koalisyon yönetiminden bahsetmiyor.
Bugünkü analizimiz PVV lideri üzerine. Bilerek çok da fazla ilgi ve alaka göstermemeye çalışıyorum. Olumsuz ilgi yine ilgidir ve reklamdır. “Negatieve aandacht is ook aandacht”.
Bazılarının hoşuna gitmese de ve beklentileri gerçekleşmese de Hollanda başbakanının Türklerin ve Faslıların oyları ile belirlendiğini yazmıştım. 26 bin oy farkı ile D66, kuruluş tarihinden bu yana, 1966 yılından bugüne kadar politik arenada birinci parti olmamıştı. Rob Jetten ve D66 büyük parti olmasa başbakanlık kimde mi kalacaktı? PVV mi?
Türklerin oyları PVV’nin sonunu mu getirecek?
Bir eylem, bir diğer eylemi ve sonucu birlikte yanında getirir. D66 birinci değil de ikinci parti olarak sandıktan çıkmış olsaydı, PVV lideri göğsüne vurarak “Hollanda halkı beni ve partimi birinci parti yaptı ve ben Hollanda başbakanı olacağım” demez miydi?
Kim bilir, PVV’de çözülme ve çöküş, 7 ayrılan milletvekili sürecindeki krize girmeyecek ve hükümet kurmak ve Hollanda’yı yönetmekle bir iki yılımız da boşa giderek kaybolacaktı.
Sorunu tespit etmek ve gelecek yıllarda Hollanda’nın azınlık Rob Jetten azınlık koalisyonunun, geleneksel yeni Hollandalı Türklerin ve Faslıların hak ettikleri haklarını vereceklerinden hiç şüphemiz olmaması gerekir.
500 bin Türk toplumunu kim, kimi temsil ediyor; o konuda 342 belediye, 12 eyalet ve merkezi hükümetin görüşebileceği ve istişare yapabileceği temsili öz örgütlerin çok çeşitli olmasına dikkat etmek zorundadır. Zie dialoogmodel en samenleving. Niet alleen maar samen leven met wie?
Gelecek günlerimiz yine istişare toplumu ve kültürüyle harmanlaşmış ortak yaşam ve ortak yaşam balansı paylaşımıyla geçecek. Hollanda mutlu olmada yine emin adımlarla ilerliyor. Bu sabah yine bu güzel tespitleri yapabilmek ne güzel bir mutluluk kaynağıdır bizler için.
Güzel ve hoş kalın.