Zenginlik İçerisinde Fakirce Bir Yaşam mı Var Hollanda’da?


  • Kayıt: 04.02.2026 19:40:25 Güncelleme: 04.02.2026 19:40:25

Zenginlik İçerisinde Fakirce Bir Yaşam mı Var Hollanda’da?

Nejat SUCU

Bilinmez ama “var” derken; fakirlik içinde yaşayan dar gelirli ilk nesil varken, gençler bol, lüks ve refah içinde bir yaşamı kendi kültürleriyle sürdürdükleri hayatlarında açık ve gizli bir fakirlik de barındırmaktadır.

Fakirlik içinde 60 yıl önce başlayan gurbet yolculuğumuz, “Hollanda diaspora yolculuğumuz” nereden nereye geldi… Fakirlik küllerinden yeni filizlerin fışkırdığı gelecek bahar çiçeklerini “Hollanda–Türk toplumu” diyerek anlatabilmek ne güzel.

Saçını ayağına yorgan eden o analar unutulmuşa benziyor. Yemeğe, eğlenceye, çocukların ve evlerin giderleri için çok kazanan ve çok euro harcayan bir nesil yetişti. Yeni nesil; darlık, yokluk, kıtlık, savaş ve fakirlik görmedi.

Türk toplumunda kriz, fakirlik ve yoksulluğun olmadığı bir Kuzey Avrupa Türk toplumu algısı oluşuyor. Hollanda ve Almanya’da çeşitli camilerin, mescitlerin ve inanç gruplarının düzenlediği kermeslerde, braderilerde ve kültür günlerinde ziyaretçilerin harcadıkları eurolar geçen yıllara göre üç kat artmışa benziyor. Bu arada gıda tüketimi ve mutfak giderlerinde yüzde yüzlere varan artışlar gözlendi.

Aslında var olan sosyal, kültürel, iktisadi ve siyasi çıkmazın içinde söylenecek tek söz: “Yerküremizde biri yerken, bir diğeri bakmaktadır.” Bir de soruyoruz; neden bu savaşlar ve bölüşüm kavgaları diye?

Geçici Enerji Destek Fonu ve İnternet Fakirliği (Digibeten)
Türk toplumunun belirli bir kısmı bilgisayar ve internet kullanımı konusunda yeterli donanıma sahip değildir (digibeten). “Oğlum, kızım, torunlarım gelecek” derken, fonda ayrılan bütçenin bitmesiyle geç başvuran hak sahipleri yardımlarını alamamaktadır.

2020 yılında başlayan pandemi krizi sonrası yüksek enerji giderleri ile yaşam maliyetlerinde ciddi artışlar gözlendi. Bu konuda her yıl bir veya iki defa ekstra fonlar dar gelirlilerin başvurusuna sunuldu.

Fakirlik, Yokluk ve Yoksulluk Edebiyatına Yeni Terimler Eklendi
Hollanda’da korona ile başlayan 1,5 metrelik toplumsal yaşam (1,5 meter samenleving), artan enflasyon ve devalüasyonla birlikte yeni terimleri de doğurdu: enerji fakirliği (energiearmoede), gıda fakirliği (voedselarmoede) ve su fakirliği (waterarmoede). Sosyal yalnızlığın verdiği ve bir ömür onarılması zor olan ruhsal fakirlik (geestelijke armoede), akıl yoksunluğu ve diaspora fakirliği (diaspora armoede) de bunlara eklenebilir. Bunun yanında insanın en büyük özlemi olan sevgi ve ilgi fakirliğini de (liefde & aandachtarmoede) sayabiliriz.

Yaşam Biçimlerinde Değişim Gerçekleşti (Mentaliteitsverandering en levensstijl)
Son 60 yılda üçüncü ve dördüncü nesil, kazancını ve giderlerini Hollanda’da değerlendirmeyi seçti. Birikimlerini Hollanda’da yatırıma yönelten gençlerin yüzde 35’i kendi konutunun sahibidir (hypotheek). Baba ve dede memleketi olan Türkiye ise onlar için daha çok bir tatil ülkesidir.

Geçmişte birikimlerin büyük kısmı işçi şirketlerine ve yüksek faizsiz kazanç vaat eden holdinglere yatırılırken, artık gençler kazançlarını kendileri ve aileleri için harcamayı tercih etmektedir.

İstanbul: Karşıtlıklar Şehri
İstanbul’da bol para kazanan, Boğaz’da lüks villalara ve saraylara sahip bir kesim olduğu gibi; fakir ile zengin arasındaki korkunç uçurumu çıplak gözle görmek de mümkündür. Yaşamın 2017’ye göre iki kat pahalı olduğu İstanbul, fiyat standartları bakımından neredeyse Hollanda ile yarışmaktadır. “Sanki bütün Almelo oradaydı” dedirten yoğun ziyaretler yaşanmaktadır.

Bir kilo baklavanın 50 euro olduğu bir şehir… Zenginin fakirle aynı mekânda yiyip içmesinin zor olduğu bir şehir… 12 yaşında kendisine 500 bin euroya yat alınan çocuklar varken, 16 yaşında İstanbul’u ilk kez görebilen gençler de vardır. İstanbul, karşıtlıklar ve farklılıklar şehri olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Hollanda’da Sosyal Güvenlik
1980 yılından itibaren Hollanda’yı tanıyan biri olarak sosyal devlet yapısındaki gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. 45 yıl önce de kurallar vardı; ancak ihtiyaç sahiplerine önyargısız yardım edilebiliyordu.

Kişi başına düşen millî gelirin 2025 yılında 60 bin euroyu geçtiği bir ülkede, zorunlu giderlerden sonra çocuklarına yiyecek ekmek ve içecek süt bulamayan annelere tanık olmaya başladık. Her yıl yaklaşık 220–230 bin kişi, şehirlerde bulunan 500’den fazla gıda bankasından haftalık gıda paketi almaktadır. Bu hak sahipleri arasında göçmenlerin oranı oldukça yüksektir.

Manevi Yalnızlık ve Fakirlik
Yalnızlık ve manevi fakirlik, bireyden bireye ve toplumsal ilişkilere göre değiştiği için ölçümü kolay değildir. İnsan, kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiği gibi, tek başına yaşayıp mutlu da olabilir. Değer yargılarımızla yaptığımız değerlendirmeler her zaman gerçeği yansıtmayabilir.

Eğitim seviyesi düşük, fiziksel ve ruhsal açıdan yoğun tempolu çalışmaya uygun olmayan bireyler kapitalizmin 24 saatlik ekonomisine ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Bu durum bazen fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte göçmen ailelerin çocukları arasında doktor, avukat ve uzman meslek sahibi olan çok sayıda başarılı örnek de vardır.

21. Yüzyılın Hastalığı: Yalnızlık
Hollanda’da yapılan araştırmalara göre halkın yaklaşık yüzde 15’i yalnızlık çekmektedir. 2000’li yıllarda yüzde 5 civarında olan yalnızlık oranı bugün yüzde 17 seviyelerine ulaşmıştır.

Eğitim ve Sosyal Destekler
Dar gelirli ailelerin çocukları için yüzlerce okulda ücretsiz yemek uygulamaları devam etmektedir. Dijitalleşme ise özellikle yaşlı göçmenler için başvuru süreçlerini zorlaştırmakta; enerji desteklerinden yararlanamayan birçok kişi bulunmaktadır.

Sonuç
Milyarlarca euroluk destek paketlerine rağmen fakirlik ve yalnızlık tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bunun temel nedenlerinden biri, bireylerin yaşam alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanmalarıdır. Ancak iş gücü ihtiyacının arttığı, eğitimli gençlere fırsatların çoğaldığı bir Hollanda gerçeği de vardır. Sağlık sektörü başta olmak üzere birçok alanda yeni nesil göçmen gençler için önemli imkânlar doğmaktadır.

Güzeli görebilmek, hissedebilmek ve yazabilmek belki de en büyük kazançtır.