Hollanda’da Mülteci ve Kaçak İşçi Dosyası Güncellemesi’nde Yasal Gelişmeler Var mı?
Önsöz / Voorwoord
Kuzey-Batı Avrupa’da siz de bir kaçak işçi, göçmen ya da modern köle olabilirdiniz. Ne yazarsak yazalım, ne yaparsak yapalım, neye ve kime karşı olursak olalım; insanlığın göç, göçmenlik, kaçaklık ve kölelik tarihini değiştirmek çoğu zaman kolay değildir.
Bugün bile dünyamızda yaklaşık 60 milyon insan kölelik koşullarında yaşamını sürdürmektedir. Hâlâ kadının adı, sanı ve varlığının yok sayıldığı toplumlar bulunmaktadır. Kadın, ataerkil ve feodal yapıların içinde çoğu zaman yalnızca bir “üreme aracı” ya da kullanılan bir meta olarak görülmekte; eşit yaşam ve mutlu olma hakkından mahrum bırakılmaktadır.
Kimse dile getirmese de savaşlarda en büyük kaybı yaşayan, fiziksel ve ruhsal şiddete en çok maruz kalanlar yine kadınlar, yaşlılar ve hayvanlardır. Silahlanmaya harcanan milyarlarca euro; kadınların, çocukların ve yaşlıların temel ihtiyaçlarından kesilerek karşılanmaktadır.
Hollanda’da yeni yaşam hakkı ve demokraside olumlu gelişmeler var mı?
Hollanda demokrasisinde, zararın neresinden dönülse bu bir kazanımdır. Hollanda’ya yakışmadığı düşünülen Acil Mülteciler Yasası (De Asielnoodmaatregelenwet) reddedildi.
21 Nisan 2026 tarihinde Hollanda Senatosu (Eerste Kamer der Staten-Generaal), 75 üyeden 38’inin oyuyla bu yasayı kabul etmedi. Önceki kabinede yer alan PVV’nin göç karşıtı politikalarıyla bilinen Göç Bakanı Faber’in önerdiği yasa, parti tarafından dahi yeterince sert bulunmamış; PVV, mülteci akışının tamamen durdurulmasını savunmuştur.
Hollanda’da belgesiz ve ikamet izni olmayanların da yaşam ve destek hakları var mı?
Hollanda’da, resmi belgeleri ve oturum izni olmadan yaşayan bir kesim de çeşitli desteklerden yararlanmaktadır. Ülke genelinde faaliyet gösteren “Het Landelijk Ongedocumenteerden Steunpunt” vakfı, bu kişilerin barınma, ödenek, eğitim, çocuk bakımı, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim hakları olduğunu belirtmektedir.
Ayrıca, geri dönüş şartına bağlı olarak Hollanda’da kalabilen bu kişiler için “Basisrechten van ongedocumenteerden” (belgesizlerin temel hakları) çerçevesi uygulanmaktadır.
Beş belediye, “Landelijke Vreemdelingenvoorziening (LVV)” kapsamında barınma ve destek sağlamaktadır. Bunun yanında “bed-bad-brood” (yatak-banyo-yemek) uygulaması yürütülmektedir.
Her ne kadar 2025 yılında merkezi hükümet bu desteklere ayrılan bütçeyi kesmiş olsa da Amsterdam, Utrecht, Eindhoven ve Groningen belediyeleri kendi imkânlarıyla bu yardımları sürdürmektedir.
Bu yazıyı kaleme alırken düşündüm: Bugün sosyal haklardan yararlanan herhangi birimiz de bir zamanlar kaçak göçmen olabilirdik.
Hollanda’da sayıları 30 bin ile 50 bin arasında değiştiği tahmin edilen kaçak göçmen işçilerin ve mültecilerin sorunlarına dikkat çekerek, bu konunun yeniden gündeme gelmesine katkı sunmak istiyorum. Bu noktada hem Hollandalıların hem de göçmen sivil toplum kuruluşlarının desteği büyük önem taşımaktadır.
Türk kökenli kaçak işçilerin sayısı ise resmi olarak bilinmemektedir. Ancak “Koppelingswet” (bilgi paylaşım yasası) sonrasında kaçak çalışmanın zorlaşmasıyla bu sayının azaldığı ifade edilmektedir.
Tarihsel arka plan
Son yüzyılda Hollanda’ya yerleşen göçmenlerin büyük bölümü eski sömürgelerden ve yasal yollarla gelmiştir. Bunun yanında kaçak yollarla gelip sonradan oturum izni alarak topluma dahil olanlar da vardır.
Örneğin, 1562’de Fransa’da başlayan mezhep savaşları sonrası Hollanda’ya göç eden Protestan Huguenotlar buna örnek gösterilebilir.
Türk kaçak işçilerin tarihi ise 1960’lara kadar uzanır. O dönemde birçok kişi, herhangi bir diplomaya ya da mesleğe sahip olmadan Avrupa’ya kaçak yollarla giderek şansını denemiştir. 1975’e kadar süren iş gücü ihtiyacı, bu kişilerin zamanla yasal statü kazanmasına da zemin hazırlamıştır.
Aynı yıl çıkarılan “Genel İşçi Affı” (Generaal Pardon) ile birçok kişi yasal statü elde etmiştir. Daha sonraki yıllarda da benzer düzenlemeler yapılmış, bazı göçmenlere çalışma ve oturum izni verilmiştir.
Son 25 yılda neler değişti?
1 Nisan 2003’e kadar kaçak işçiler, belediyelere kayıt yaptırarak vergi numarası alabiliyor ve yasal olarak çalışabiliyordu. Sosyal yardımlardan yararlanabiliyor, çocuklarını okula gönderebiliyor ve sağlık hizmeti alabiliyorlardı.
Ancak 1 Nisan 2003’te yürürlüğe giren “Koppelingswet” ile kurumlar arası veri paylaşımı sağlandı ve bu haklara erişim büyük ölçüde kısıtlandı. Bu durum, birçok kişinin Hollanda’yı terk etmesine yol açtı.
Günümüzde kaçak göçmenler, çoğu zaman ağır ve güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır. 1980’lerden 2000’lere kadar özellikle tekstil atölyelerinde uzun saatler çalışmak yaygın bir durumdu.
Sonuç ve değerlendirme
Kaçak göçmenlerin sorunlarına çözüm üretmek, evrensel bir insanlık sorumluluğudur.
2007 yılında çıkarılan ve 26 bin mülteciye oturum izni sağlayan “Pardon Regeling” bu grubu kapsam dışı bırakmıştır. Oysa bu kişiler de uzun yıllar Hollanda ekonomisine katkı sağlamış, uyumlu ve çalışkan bireylerdir.
Bugün hâlâ çözüm bekleyen bu mesele, yalnızca geçici önlemlerle değil; kalıcı ve kapsayıcı politikalarla ele alınmalıdır.