Türkler ‘Kendi işinin patronu olmak’ istiyor!
Amway Avrupa tarafından yaptırılan 2012 Girişimcilik Araştırması sonuçlarına göre ‘Girişimcilik potansiyeli’ Avrupa’da yükselişini sürdürüyor. Bu sene Türkiye’nin de dahil olduğu 16 Avrupa ülkesinde yapılan anket sonuçlarına göre kendi işinin patronu olma, ek gelir beklentisi ve kendi fikirlerini hayata geçirme, girişimciliği destekleyen en önemli nedenlerin başında geliyor. Avrupa’da ekonomik durum ve finansal belirsizlik, Türkiye’de
ise sermaye eksikliği ve kamu desteğinin olmaması girişimciliğin önündeki en büyük engeller. Girişimcilik potansiyeli en yüksek ülkeler sıralamasında Türkiye, Yunanistan’ın ardından İsviçre ile birlikte % 48’lik oranla ikinci sırada yer alıyor. Türk erkekleri de kadınlara karşı daha cesur gözüküyor.
Amway Avrupa’nın ilkini 2010 senesinde gerçekleştirdiği ve artık geleneksel hale gelen Avrupa Girişimcilik Araştırması’nın 3. sünün sonuçları açıklandı. 12 -19 Kasım tarihleri arasındaki Dünya
Girişimcilik Haftası için Amway Avrupa tarafından dünyanın önde gelen Pazar Araştırma şirketi GFK Almanya’ya ve LMU (Münih, Ludwig-Maximilians Üniversitesi) Girişimcilik Merkezi işbirliğinde yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre ‘Girişimcilik ruhu’, Avrupa’da ve Türkiye’deki yükselişini sürdürüyor. Amway Avrupa Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michael Meissner, "Girişimciliğin Avrupa ekonomilerinde önemi gittikçe artıyor. Bu nedenle girişimcilik konusunda bir kamuoyu yaratmak ve girişimciliği güçlendirmek ekonomik büyümeye ve refaha katkı yapacaktır." diyerek üç yıldır sürdürdükleri araştırmanın önemine dikkat çekti.
Her 3 Avrupalıdan 2’si girişimciliğe olumlu bakıyor
Amway Avrupa tarafından Dünya Girişimcilik Haftası’nda duyurulan araştırmanın sonuçlarına baktığımızda girişimciliğin Avrupa’da yüksek bir itibara sahip olduğunu görülüyor. 2010 ve 2011 ile karşılaştırıldığında kendi işinin sahibi olma potansiyeli Avrupa’nın tamamında değişmiyor; araştırmaya katılan her üç kişiden biri (%38) kendi işini başlatmayı düşünebiliyor. Mayıs – Haziran 2012 tarihleri arasında Türkiye’nin de içinde bulunduğu 16 Avrupa ülkesinde (Türkiye, Avusturya, Danimarka, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya, Rusya, İsviçre, Ukrayna, Yunanistan, Macaristan, Romanya, Portekiz), 14 yaş ve üzeri kadın-erkek 17.768 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre girişimcilik, önümüzdeki 10 yıl içinde daha da önem kazanacak.
Girişimcilik potansiyelinin en yüksek olduğu ülkeler; Yunanistan, Türkiye ve İsviçre
2012’de girişimcilik potansiyelinin yüksek olduğu ülkeler arasında Yunanistan (%50), Türkiye (%48) ve İsviçre (%48) başı çekiyor. Bu ülkeleri %47 oranıyla Polonya takip ediyor. Almanlar ise geçen sene olduğu gibi kendi işini kurmaya en olumsuz yaklaşan halk.
Girişimciliğe karşı en olumlu tavrı sergileyen ülke ise %85 ile Danimarka. Onu %77 oranla Fransa ve % 76 ile İngiltere izliyor. %47 ile Macaristan, %35’erlik oranla Avusturya ve Almanya da en olumsuz bakan ülkeler sıralamasında başı çekiyor.
Şu anda girişimci olduklarını teyit eden insanların sayısının en yüksek olduğu ülkeler ise Yunanistan (%21), İtalya, İsviçre (her biri ) ve Portekiz (). Rusya ve Danimarka ise % 3’lük oranla en son sıralarda yer alıyor.
En cesur üniversite mezunu gençler
30 yaş altı gençlerin %78’i girişimciliğe olumlu bakıyor. Bu yaş grubundaki her iki katılımcıdan neredeyse biri (%48) kendi işini kurmayı düşünebiliyor. Erkeklerin (%71) ise kadınlara (%67) oranla girişimciliğe biraz daha olumlu yaklaştığı görülüyor. Ankette üniversite mezunlarının da girişimcilik konusunda daha cesur oldukları ortaya çıkıyor. Üniversite mezunlarının bu yaklaşımının en büyük sebebi ise kişisel
tatmin, kendi fikirlerini hayata geçirme imkânı.
Kendi işinin patronu olma kendi işini yapmak istemenin en büyük sebebi
Avrupalıların kendi işlerini yapmak istemelerinin en büyük sebebi, geçen sene olduğu gibi % 45 oranla kendi işinin patronu olma isteği. Bunu kişisel tatmin ve kendi fikirlerini hayata geçirme olasılığı (%39)
ve ek gelir beklentisi (%33) izliyor. Ek gelir beklentisi ise geçen seneye göre % 5’lik oranla diğer sebeplere göre en büyük artışı gösteriyor. Romanya, Yunanistan ve Danimarka ek gelir beklentisine ortalamanın üzerinde değer veriliyor.
Ekonomik durum ve finansal belirsizlik Avrupa’daki girişimciliğin büyümesini etkiliyor
% 57 ile sermaye eksikliği, % 44’le ekonomik durumdaki belirsizlik ve % 35 oranla başarısızlık korkusu Avrupa’da girişimciliğin önündeki en büyük engeller. Sermaye eksikliğini en büyük engel olarak gören ülkeler arasında % 74 oranla Yunanistan başı çekerken onu % 69 ile Almanya ve %67 ile Romanya izliyor. Sermaye konusunu en az endişe edenler ise İngilizler.
Yaşanan ekonomik kriz de Avrupalıların girişimciliğe yönelik tavırlarını etkileyen bir başka önemli etken. Yunanlıların %79’u, Danimarkalıların %64’ü ve İspanyolların %59’u belirsiz ekonomik durumun serbest meslek sahibi olmalarının önünde bir engel olduğunu söylüyor. Türkiye () ile Rusya ise () ekonomik durumdan en az endişe duyan gruplardan.
Girişimcilik önümüzdeki 10 yılda daha da önem kazanacak
Avrupa’da ankete katılan her dört kişiden üçü girişimciliğin gelecek 10 yılda daha fazla önem kazanacağını düşünüyor. Özellikle Danimarka (%94), Avusturya, İtalya (her biri %86) ile İngiltere ve İspanya (her biri %85) önümüzdeki yıllarda girişimciliğin öneminde ortalamanın üzerinde bir artış bekleyen ülkelerden. Bununla birlikte Fransa (%23), Yunanistan (%22) ve Polonya () ise modern çalışma dünyasında girişimciliğin önem yitireceğini düşünenlerden.
Girişimcileri çalışanlardan ayıran en önemli özellik
Avrupalılar, girişimcilerin çalışmak istedikleri yere karar vermekte daha bağımsız olduğuna (%45), yeni yollar çizme cesaretine sahip olduğuna (%44) ve zamanlarını daha esnek şekilde yönetebildiğine (%41) katılıyor. Ülkeleri finansal krizden etkileniyor olsun ya da olmasın, Avrupa genelindeki insanlar, bu becerileri girişimciler için önemli nitelikler olarak algılıyor. Yunanistan (%70), Almanya ve Avusturya (her biri %59) girişimcilerin nerede çalışacaklarına karar vermekte bağımsız olmaları"nın girişimcileri
çalışanlardan ayıran en önemli özellik olduğunu düşünürken Danimarka (%80), Almanya (%75) ve Yunanistan (%66) "Girişimcilerin yeni yollar çizme cesaretine sahip olması" diyor.
Türkiye’de girişimcilik potansiyeli büyük ancak…
Türkiye, (İsviçre ile beraber) %48 ile en yüksek ikinci serbest meslek sahipliği potansiyeline sahip ülke. Ancak Türkiye’deki girişimcilik potansiyeli ile hâlihazırdaki gerçek serbest meslek sahiplik oranı arasındaki fark (%29) da Polonya’dan sonra Avrupa’daki en yüksek fark olarak dikkat çekiyor.
Türkiye’nin girişimcileri 15–29 yaş arasından çıkacak!
Türkiye’de 15 yaş üzeri kadın – erkek 1474 kişi ile yüz yüze gerçekleştirilen araştırmada en çok 15 – 29 yaş arasındakilerin kendi işini yapmaya cesareti olduğu görülüyor. Bu yaş grubundaki her 2 kişiden 1’i de bunu yapabileceğine inanıyor. Çoğu ülkede olduğu gibi, Türk erkekleri, serbest meslek sahipliğine karşı Türk kadınlarına kıyasla daha olumlu bir tavır sergilerken üniversite mezunu ve çocuksuz olanların girişimcilik konusunda daha cesur oldukları görülüyor.
Marmara, Doğu Anadolu ve Ege en girişimciliğe en olumlu bakan bölgeler
Bölgelere göre baktığımızda ise Marmara Bölgesi, kendi işini yapma konusuna en olumlu bakan bölge olarak öne çıkıyor. Ege ve Doğu Anadolu ise hem olumlu bakıyor hem de ‘yaparım’ diyor. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu ise alt sıralarda yer alan bölgeler…
Neden girişimci olmak istiyoruz?
Türkiye’de her üç katılımcıdan biri ek gelir ve kendi işinin patronu olma imkânlarını girişimci olmanın en önemli sebepleri olarak görüyor. Kadınlar ve üniversite mezunları ise kendi işini yapmanın en önemli
sebebi olarak kişisel tatmin ve kendi fikirlerini hayata geçirme olasılığı diyor. İç Anadolu’da kendi işinin patronu olma fikri öne çıkarken, Marmara’da kendi fikirlerini uygulayabilme imkanı, Karadeniz ve Akdeniz’de ek gelir beklentisi girişimciliğe olumlu bakmanın başlıca sebepleri.
Sermaye eksikliği Türklerin önündeki en büyük engel
Ankete katılanların %44’ü sermaye eksikliğini girişimciliğin önündeki en büyük engel olarak görürken bunu %30’luk oranla kamu desteğinin olmaması izliyor. Marmara’da ekonomik belirsizlik en büyük engel olarak görülürken Doğu Anadolu ve Karadeniz’de sermaye eksikliği sebebi başı çekiyor. Bunlarla birlikte her biri Avrupa Birliği veya Euro Bölgesi içinde yer alan ülkelerin aksine, Türkler mevcut ekonomik durumdaki belirsizliği de bir sorun olarak görmüyor! (Türkiye:; Avrupa ortalaması %44).
10 yıl sonra ne olacak?
Türk katılımcıların üçte ikisi (%70), önümüzdeki 10 yılda girişimciliğin daha fazla önem kazanacağına inanıyor. Katılımcılar gençleştikçe, girişimciliğin modern dünyadaki yeri konusundaki algılamalarının
daha olumlu hale geldiği görülüyor. 30 yaşın altındaki katılımcıların %47’si girişimciliğin önemine dair olumlu bir gelişme olacağını öngörürken, bu oran 30 ila 59 yaş arasında %38, 60 yaş üzeride ise sadece %25 düzeyinde kalıyor.
"Parasal konularda daha iyi olma" önemli!
Girişimcilerin hangi yönlerden çalışanlardan farklılaştıkları konusunda ise ‘parasal konularda daha iyi olma’ %30 oranla ilk sırada yer alıyor. (Avrupa ortalaması: %26). Onu %27 ile ‘zamanı daha esnek şekilde yönetebilme’ (Avrupa Ortalaması: %40), %26 ile ‘çalışacakları yere karar vermekte daha bağımsız olma’ (Avrupa ortalaması: %45) ve kendilerine ‘yeni bir yol çizme cesaretine sahip olma’ özellikleri takip ediyor (Avrupa ortalaması:%45). Bölgesel olarak baktığımızda ise Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz’de ‘parasal konularda daha iyi olma’, Marmara’da ‘daha iyi organize olma’, Ege’de ise ‘yeni
bir yol çizme cesareti’, girişimciliği çalışanlardan farklılaştıran başlıca özellikler.
Amway Avrupa, üç yıldır düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘Girişimcilik Anketi’ çalışmasını önümüzdeki yıllarda da sürdürecek ve Avrupa’daki "Girişimcilik Ruhu"nun gelişimini izlemeye devam edecek…
Bakalım konu ile ilgili dernekler neler söylemiş:
Vecih Er (HOGIAF İkinci Başkanı)
Risk almayı seven bir toplumuz
Öncelikle yayınlanan rapor şu an ki mevcut durumu güzel özetlemiş. Tabiki burada ülkelerden yola çıkıldığı için avrupada yaşayan avrupalı Türkler hakkında veriler yok. Ancak kültürel değerlerden yola çıkarsak olayı şu şekilde değerlendirebiliriz: Girişimcilik ruhu millet olarak bizlerin genlerine kadar işlemiş durumda. Her birimizin bilinçaltında mutlaka ticaret ile ilgili mutlaka bir plan yatmaktadır ya da hayal olarak kalmıştır. Ama % 90'imiz itibarı ile bu düşünce var. Bunlara etken nedenlerin başında kendi işinin patron olma isteği önemli rol oynamakta. Çünkü genel olarak emir almaktan hoşlanan bir toplum olmadığımızdan dolayı küçük de olsa kendi işimizin başında olalım duygusu hakim. İkinci bir etken işe ticari hayatın içindeki maddi imkanların genişliği. Daha geniş maddi imkanlara sahip olma isteği de önemli rol oynamakta. Bir diğer etken ise risk almayı seven bir topluluğuz. Ayrıca inanca bağlı olarak dinin de ticareti teşvik etmesi burada önemli rol oynamakta.
Gelecekte, Hollandalı Türk girişimcilerin daha aktif olacağı kanaatindeyim
Burada yaşayan girişimcilerimiz çoğunluğu itibari ile ticarete sonradan atıldığından dolayı ticareti işin içerisinde öğrenmişlerdir. Bu da tabi ki daha pahalıya mal olmuştur maddi açıdan. Esnaflık alt yapısı olmadan kendi işinin patronu olma düşüncesiyle yola çıktığınızda etrafınızda başarılı olan ticarethaneler insanların dikkatini çekmektedir. Dışarıdan güzel işleyen bir müessese gibi görününce de ''Neden ben de yapamayım ki !'' düşüncesi hakim olmakta ve böylelikle farklı mahalle ya da semtlerde aynı ticarethaneleri görmek mümkün olmaktadır. İkinci mesele farklı alanlara girmede yine temel teorik bilgilerin olmayısı ve bu konuda profesyonel yardım alınmayışı farklı alanlara yönelmeyi de geciktirmiştir.
Meselenin ikinci aşamasına bakacak olursak; Şu an itibari ile ticarethanelere bakıldığında 3. neslin iş başında olduğunu müşahede etmekteyiz. En azından bir meslek lisesinden (MBO) ama geneli itibari ile bir meslek eğitim fakültesinden (HBO) mezun girişimcilerin olduğunu görüyoruz. Değişen dünyada trendi yakalama pazardaki boşluğu görme bu dönemin girişimcilerinde daha da belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Ben gelecekte daha hiç duymadığımız alanlarda da Hollandalı Türk girişimcilerin aktif olacağı kanaatindeyim.
2300 iş yeri ticari hayatını sonlandırmak durumunda kalmıştır
Son üç yılda kriz kendini iyice belli etti. Avrupanın genelinde yaşanan bir sorun. Tabi ki bunun da Hollanda'ya etkisi olmuştur. Gectiğimiz ocak ve şubat aylarında Hollanda'da maalesef 2300 iş yeri ticari hayatını sonlandırmak durumunda kalmıştır. Bu miktar geçtigimiz Eylül 2013'te 700 iken bugün kaba bir hesapla %60 artmıştır. Bu durum tabi ki endişe verici. Krizden çıkmak için ticari alanda kemer daraltma politikası yanlıştır. Biz HOGIAF olarakta siyasi partlerle yaptığımız görüşmelerde bunu sürekli dile getirdik. Girişimciliği destekleyici yeni tedbirlerin alınması ve bankaların daha esnek davranması konusunu hep gündeme taşıdık.
Kriz bugün bile sona erse yani ekonomik büyümede çıtanın yönü yukarıya dönse bile en az 3 yıla ihtiyaç var ki mali yönden sağlıklı işletmeler olabilsin. Ancak kriz ortamları ticari açıdan şansın en bol olduğu zamandır. Hiçbir ticari müessesenin kapanmasını arzulamayız ancak yukarıda verdiğim 2300 iş yerinin geçen ocak ve şubatta kapanmış olmasına ticari bir gözle baktığımızda aslında piyasadan 2300 iş yerinin çekilmesi ile mevcutların pazar alanı genişlemiştir. Meseleye bu gözle bakabilirsek kriz girişimci için sona ermiş demektir. Bu zamanda piyasadaki yerini güçlendirebilirse daha da büyük bir girişimci olacaktır. Krizden çıkmanın bir diğer yolu da dünyadaki değişik pazarlara açılmadır. Hogiaf olarak her ay düzenlediğimiz "’Elçiler girişimcilerle buluşuyor. "’ proğramlarında girişimcilerin gündemlerine uluslararası ticareti sokmayı hedefliyoruz. Yine proğram yaptığımız ülkelere ticari geziler düzenleyerek oradaki ticari hayatı yerinde görmelerini sağlıyoruz. Unutulmamali ki gezmek ve aramak hayati önem taşıyor. Mevcut yönetimlerin bir şey yapmasını beklemektense kendimiz insiyatif almalıyız. Girişimcilik bunu gerektirmektedir.
İnşaat sektörü, bir ülkedeki ekonomik hareketliliğin göstergesidir
Türklerde olduğu gibi birçok inşaat şirketi ticari hayatını sonlandırmıştır. İnşaat sektörü bir ülkedeki ekonomik hareketliliğin göstergesidir. Ne kadar çok inşaat varsa o kadar ekomi canlı demektir. Maalesef bu, Hollanda'da son yıllarda özellikle azalmıştır. Koca koca inşaat şirketleri elemanlarını işten çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu şirketlere baktığımızda, bunlar da dünyann farklı bölgelerine girme ile alakalı çalışma yürütmektedirler. Özellikle Türkiye'deki büyük inşaat şirketlerini de yanlarına alarak Afrika pazarına açılmak istemektedirler.
İflasın eşiğine kolay gelmenin nedenlerinden biri firmalarımızın maalesef ana sermayelerinin az olmasıdır. Genellikle banka ile çalışıldığından dolayı bankadan para alınamayınca işler durma noktasına gelmekte. Kaldı ki müşteriler de aynı durumu yaşamaktalar. İnşaatı veren de bankadan istediği parayı alamayınca karşı tarafın ödemelerini yapamamkta, bu da ticari zorlukları beraberinde getirmektedir. Üçüncü bir mesele de, taşeron şirket olarak başka firmalardan iş almaları. Büyük firmalarda özellikle doğu bloğu ülkelerinden gelen düşük maliyetli inşaat firmalarını tercih ettiklerinden, firmalar zor duruma düşmektedirler. Yapılması gereken bu tur firmaların bir araya gelerek konsensus oluşturmaları ve büyük ihalelere girmeleridir. Maalesef büyük ihalelerin şartlarına haiz çok az Hollandalı Türk firma bulunmaktadır.
Yapılması gereken şey; Krizi şansa çevirmenin yollarına kafa yoralım. Dünyaya açılıp yeni pazarlar arayalım. Şirketlerimizi daha sağlıklı işletebilmek için gerekli olan teknik donanıma daha da fazla yatırımda bulunalım.
Rahmi Gemril (Arnhem Türk İşverenler Derneği Başkanı)
Hollanda'da yaşanan ekonomik kriz bir facia !
Türkler işyeri sahibi olma konusunda ya da iş yapma yeteneği olarak fazla bir kapasiteye sahip değil ama hemen hemen hepimizde bir patronluk sevdası vardır. Patron olma isteği insanımıza güç ve cesaret veriyor, bir de bakıyorsunuz kendi işyerimizi kurmuşuz. İşin içine girince ya işi öğrenip gece gündüz çalışıp büyüyoruz ya da biraz para kazanınca tamam patron olduk deyip yangelip yatıyoruz. Boyumuzdan büyük işlere kalkışmak ise, işyerlerimizin hemen batmasına neden oluyor. İşten anlamadığı halde o yapıyorsa ben de yaparım mantığı ile hareket edip, yakınımızda gördüğümüz kişilerin işlerini kopyalıyoruz ya da daha önce çalıştığımız iş yerinden ayrılıp başka bir yere aynı işyerinden açıyoruz. Bunun sonucunda altyapısı sağlam olmayan şirketler oluşuyor. Kaldı ki insanımızın çoğu hala Türkiye endeksli yaşıyor.Hollanda'da yaşanan kriz hakkında sürekli söylenen sözleri tekrarlamak istemiyorum. Benim görüşüm tek kelime ile bir ''facia'' yaşandı. Hepmizin bildiği Hollanda Atasözü derki '' 7 güzel yıl 7 kötü yıl'' Eğer bu atasözü doğru ise, daha 3 senemiz var. Ama benim şahsi fikrimi soracak olursanız; İnsanlar bu kriz yalanını ne zaman beyninden silerse, kriz o zaman biter. Ne iş yaparsanız yapın eğitim almak şart. Ya bir eğitim alacaksınız ya da kendinizi eğiteceksiniz. Ben eğitim almış gençlerimizde gelecek görüyorum ve ticarette çok başarılı olacaklarına inanıyorum.