20. yüzyıla damgasını vuran bilim adamlarından Albert Einstein’ın yer çekimi ile ilgili teorisi ancak 100 yıl sonra ispatlandı. Çalışmayı yürüten bilim adamları gözlemler sırasında birbiriyle çarpışan iki kara delik tespit edildiğini belirtilirken yıllardır beklenen açıklamayı da yaptı.

AMSTERDAM / Halil Aktaş – Keşifle ilgili detaylar Amerika Birleşik Devletleri’nde yapıldı. Einstein 1916’daki tahmini olan, yer çekimi kuvvetinin dalgaları bugüne kadar hiçbir şekilde tespit edilememişti. Einstein’in teorisine göre kara delik gibi büyük kütleli cisimlerin zaman çekim kuvveti ve zamanı bükebilme yeteneği bulunuyor.

Son yüzyılın en büyük keşiflerinden biri
Einstein’ın 1916’daki teorisine göre yer çekimi, maddenin varlığı nedeniyle uzay ve zamanın bükülmesi anlamına geliyor. Ayrıca Einstein’ın savunmasına göre tüm evren yer çekimi dalgalarıyla kaplı. Bu yer çekimi dalgaları iki kara deliğin yaklaşık 1.3 milyar ışık yılı öncesinde çarpışmasıyla ortaya çıktı. Bilim adamları bu yer çekimi dalgalarını ölçmek için önce günümüzün en gelişmiş ölçüm aracını ürettiler ve daha sonra da Einstein’ın savunduğu yer çekimi dalgalarını ispatladılar. Gözlemler sırasında birbiriyle çarpışan iki kara delik tespit edildiği belirtilirken, çarpışma sesinin de kaydedildiği ifade edildi. Keşfi değerlendiren astro-fizikçiler, kara deliklerden alınan sinyalin yer çekimi dalgalarının varlığıyla ilgili hiçbir şüphe bırakmadığını ifade etti. Bilim adamları için bu çok heyecan verici ve çok önemli bir keşifti. Artık yer çekimi dalgalarını algılamamız ve gelen sinyalleri ve sinyallerin kaynaklarını araştırmamız mümkün.

Atatürk 1930’larda Einstein’ı Türkiye’ye davet etti
1933’te Einstein OSE Dünya Birliği'nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye'de devam etmelerine müsaade vermesi için Atatürk’e mektup yazarak başvuruda bulundu. Mektupunda Einstein sözü edilen profesör ve doktorların, Almanya'da o zamanın yürürlükte olan yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememekte olduklarını dile getiriyor, Ata’ya meslektaşlarının geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan kişiler olduğunu ve Türkiye’de yaşadıkları takdirde hiç bir ücret talep etmeden son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler diyordu.
Mektup dönemin başbakanı İsmet İnönü’nün önüne gelmiş ve bunun üzerine mektup Eğitim Bakanlığına havale edilmiş. Ardından da mektup üzerine “Teklif şartlara uygun değildir. Kanunlarımız müsait değildir ” notu düşülmüştür.
Peki nasıl olurda aynı tarihlerde yahudi bilim adamları Almanya’dan Türkiye’ye gelir?
Durum sonra anlaşılır. 1933’te üniversite reformu üzerinde çalışmalar yapan Gazi mektuptan haberdar olmasıyla söz konusu bilim adamları Ankara ve İstanbul üniversitelerine akın akın gelmeye başlar. İşte Einstein’a davette tam bu dönemde yollanır. Davete kendi katılmasada meslektaşlarını gönderen Einstein böylece sadece 40 Alman bilim adamının değil Türkiye’nin de kaderini bir mektupla değiştirmiş oluyordu. Bu dâhi ya gelseydi? Ya kalsaydı?
Amsterdam, 25 Mart 2016