DENK Utrecht listebaşı adayı Mahmut Sungur’la özel röportaj
Röportaj: Ebubekir TURGUT
18 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimler öncesinde, Utrecht kentinde DENK Partisi’nden belediye meclisi için yeniden listebaşı adayı olan Mahmut Sungur, siyaset yolculuğunu, hedeflerini ve kente dair düşüncelerini anlattı. Sungur, hem yerel siyasette edindiği deneyimleri hem de Utrecht için öngördüğü gelecek vizyonunu okuyucularımızla paylaştı.
“Bu güven belediye binasında değil, sokakta kuruldu”
Utrecht’te adınız; çalışkanlığınız, ulaşılabilirliğiniz ve halktan kopmayan siyaset tarzınızla anılmaya başlandı. Bu güveni Utrecht halkıyla nasıl inşa ettiniz?

Mahmut Sungur: Bu güven hiçbir zaman masa başında, belediye binasındaki toplantılarda ya da kapalı kapılar ardında kurulmadı. Biz siyaseti her zaman sokakta, mahallede, pazar yerinde, cami önünde, çeşitli sofralarda, gençlerle bir bankta otururken yapmaya çalıştık. “Halktan yana siyaset” derken tam olarak bunu kastediyorum. İnsanların günlük hayatında karşılaştığı sorunları yerinde dinledik; bazen bir çay eşliğinde, bazen de bir dertleşme sırasında.
Ama asıl önemli olan dinlemekten sonra ne yaptığınızdır. Ben sorunları not edip rafa kaldırmadım. Takipçisi olmaya çalıştım, defalarca mecliste gündeme getirmeye gayret ettim, insanlarla beraber bürokratik engellerle mücadele ettim. İnsanlar şuna ikna oldu: Anlattıkları dertleri dinleyen, önemseyen ve çözülmesi yönünde samimiyetle çalışan bir siyasetçi var. Tutamayacağım sözleri vermedim. Utrecht halkı beni sadece mecliste konuşan değil, sonuç almaya çalışan bir siyasetçi olarak tanıdı.
Seçimden seçime ortaya çıkan bir siyasetçi olmadım. Zor zamanlarda da, gündem olmadığında da sahadaydım. Barınma sorunu yaşayan gencin de, sesini duyuramayan annenin de, ayrımcılığa uğrayan esnafın da yanında durdum. Güven; samimiyet, istikrar ve verilen sözlerin arkasında durmakla inşa edilir. İnsanlar, söylediklerimle yaptıklarımın örtüştüğünü gördükçe bu bağ güçlendi.
“Utrecht’te alınan kararlar Hollanda gündemine taşındı”

Belediye meclisindeki bazı girişimlerinizin ulusal düzeyde de yankı bulması dikkat çekti. Yerel siyasetten bu etkiyi yaratmayı nasıl başardınız?
Mahmut Sungur: Yerel siyaset küçümsenmemelidir. Doğru yapıldığında, ulusal siyasetin yönünü belirleyen bir güç haline gelir. Utrecht’te meclise taşıdığımız konular sadece bu şehri değil, tüm Hollanda’yı ilgilendiren temel hak ve özgürlük meseleleriydi. Biz yerel sorunlara dar bir pencereden bakmadık. Onları daha geniş bir toplumsal bağlamda ele aldık ve yerel siyasetin ülkesel siyaset üzerindeki etkisinin farkındalığıyla hareket ettik.
Türkiye’de 2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinin ardından verdiğimiz soru önergesi ile birlikte depremzedelere 362 bin avro bağışlayan Utrecht Belediyesi, yerel yönetimlerin uluslararası dayanışmada da rol oynayabileceğini gösterdi.
Kur’an yakılmasının veya yırtılmasının yasaklanmasına dair 2023 yılında sunduğumuz meclis önergesi, ifade özgürlüğü ile inanç özgürlüğü arasındaki dengeyi ülke çapında tartışmaya açtı. Yine bizlerin verdiği meclis önergesiyle birlikte zabıta memurlarının başörtüsü takabilmesi ilk defa Utrecht şehrinde mümkün oldu. Bu girişimimiz kamuda eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele açısından örnek teşkil etti. Utrecht’i bu konuda birçok belediye takip etti.
Geçtiğimiz yıl Filistin devletinin tanınmasına ve kalkınmasına yönelik kabul gören meclis önergelerimizle de birçok belediyeye örnek olduk. Şimdilerde ise kimsesiz Müslümanların Utrecht Belediyesi tarafından İslami esaslara uygun şekilde defnedilmesine yönelik meclis önergemiz, yerel ve ülkesel birçok medya kuruluşunun dikkatini çekmiş durumda.
Biz sembolik siyaset yapmıyoruz. Gerçek, somut ve insanların hayatına ve vicdanına dokunan meseleler için mücadele ediyoruz. Bu yüzden sesimiz Utrecht’in sınırlarını aştı.
“Barınma krizi, gençler ve park ücretleri önceliğimiz oldu”

Utrecht özelinde toplumu yakından ilgilendiren hangi çalışmalara öncelik verdiniz?
Mahmut Sungur: Utrecht’te özellikle barınma krizi, gençlerin geleceği, yoksulluk ve ayrımcılık konularını merkezimize aldık. Sosyal konutlara erişimde yaşanan adaletsizlikleri defalarca meclis gündemine taşıdık ve Utrecht’li gençlerin öncelik hakkı edinmesine yönelik başarıyla mücadele ettik.
MBO öğrencilerinin ve gençlerin sesinin yeterince duyulmadığını gördük. Bu nedenle onların sorunlarını görünür kılmak için mecliste sürekli baskı kurduk. Staj ayrımcılığı, iş bulma zorlukları ve gelecek kaygısı yaşayan gençlerin yalnız olmadığını hissettirmek istedik.
Yüksek park ücretleri, şehrimizin en yakıcı sorunlarından biri. Bu sorunu ısrarla gündeme taşırken, tüm şehri park ücretine tabi tutma planına karşı da kararlılıkla mücadele ediyoruz.
Bizim için Utrecht sadece şehir merkezinden ibaret değil. Geride kalmış mahalleler de bu şehrin eşit bir parçasıdır. Adalet ve refah, şehrin her sokağına eşit ulaşmalıdır. Bunun için çalışıyoruz.
“Artık sadece temsil değil, yönetimde söz istiyoruz”
Yaklaşan seçimlerde DENK’in Utrecht’te listebaşı adayı olarak yarışıyorsunuz. Bu seçime hangi vizyonla giriyorsunuz?
Mahmut Sungur: Geçtiğimiz dönemlerde Utrecht’te kök saldık. Yaptığımız çalışmalarla sadece kendi seçmenimizin değil, farklı siyasi görüşlerden insanların da saygısını kazandık. DENK’in bu şehirde geçici bir hareket değil, kalıcı bir siyasi güç olduğunu gösterdik.
Şimdi hedefimiz daha ileri gitmek. Artık sadece temsil etmek istemiyoruz; 18 Mart 2026 seçimlerinden sonra Utrecht’i yönetenler arasında yer almak istiyoruz. DENK’e oy veren insanların karar alma süreçlerinde gerçek anlamda söz sahibi olduğu bir Utrecht için yola çıkıyoruz. Bu özgüven, yıllardır sahada verilen emeğin, kurulan ilişkilerin ve kazanılan güvenin bir sonucudur. Biz yönetmeye hazırız çünkü sorunları biliyoruz, insanları tanıyoruz ve çözüm üretme iradesine sahibiz.
“Kimsenin dışlanmadığı bir Utrecht mümkün”

18 Mart 2026’dan sonra nasıl bir Utrecht hayal ediyorsunuz?
Mahmut Sungur: Benim hayal ettiğim Utrecht; kimliğinden, inancından ya da kökeninden dolayı kimsenin dışlanmadığı bir şehir. Herkesin kendini güvende ve değerli hissettiği bir Utrecht. Gençlerin umutla geleceğe baktığı, özel gereksinimli çocukların ötekileştirilmediği ve korunup desteklendiği, yaşlıların yalnızlığa terk edilmediği, çalışan insanların geçim derdiyle boğulmadığı bir şehir.
18 Mart 2026’dan sonra daha adil, daha kapsayıcı ve daha cesur bir belediye yönetimi görmek istiyoruz. Sorunları görmezden gelen veya erteleyen değil, çözmekten korkmayan bir yönetim arzuluyoruz. Utrecht’in gücü çeşitliliğindedir. Bu çeşitliliği bir tehdit değil, bir zenginlik olarak gören bir anlayış için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biz Utrecht’i birlikte yönetmek istiyoruz.
“Umudu büyütmekten vazgeçmeyin”
Okuyucularımıza son olarak ne söylemek istersiniz?
Mahmut Sungur: Değişim, halkın söz sahibi olduğu yerde başlar. Gençlerin, emekçilerin, yaşlıların ve görmezden gelinen herkesin sesi olmaya devam edeceğiz. Utrecht’te adalet ve eşitlik için birlikte mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Okuyucularımızdan tek isteğimiz; umudu büyütmeleri ve bu güzel ülkenin bütün şehirlerinde bu değişimin bir parçası olmaları. Bu yolda her koşulda yanımda olan, emeği ve desteğiyle bana güç veren eşime de yürekten teşekkür ediyorum.