400. Yıl Türkiye Hollanda Dostluk Etkinlikleri

400. Yıl Türkiye Hollanda Dostluk Etkinlikleri


  • Kayıt: 06.01.2013 15:37:00 Güncelleme: 07.01.2013 16:08:00

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Selçuk Öztürk

 

2012 yılı etkinliklerini ağırlıklı olarak Türkiye (Osmanlı) – Hollanda ilişkilerinin 400.yılı etkinliklerine ayıran UETD Hollanda ve partner kuruluşlarının gerçekleştirdi

ği etkinlikler hakkındaki bilgiyi Sayın Veyis Güngör'den aldık. Sayın Güngör etkinliklerin amaçlarını, hedeflerini ve düzenlenen faaliyetleri bize aktardı.

Çağımız Avrupa’sının şartlarında ortaya çıkan UETD hareketi; kendi öz kimliklerine, norm ve değerlerine yabancılaşmadan içinde yaşanılan ülkelere uyum sağlamayı, bu ülkelerde etkin bireyler ve saygın vatandaşlar olmayı, her alanda katılımı ön plana çıkaran ve böylece Avrupa’da çok kültürlülüğe katkıda bulunmaya inanan bir düşünceyi tanıtmak, yaymak, yeni nesillere aktarmak ve bu yönde ortak bir ‘Avrupa Türkleri Kimliğinin oluşumunda bu düşüncenin etkin olmasını kendisine misyon edinmiş bir oluşumdur.

 

 

UETD Hollanda olarak, Hollanda Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. Yılı münasebetiyle 2012 yılında bir dizi etkinlikler yaptınız. Bu etkinlikler başta Hollanda olmak üzere Türkiye’de de kültür, sanat ve siyaset alan

Hepimizin yakından takip ettiği üzere 2012 yılı Hollanda Türkiye ilişkilerinin yani diplomatik ilişkilerinin 400. Yılı. Bu sebeple biz de, diğer bazı kurum ve kuruluşlar gibi aylarca süren hazırlıklarımızı yaptık ve 2012 yılını Hollanda-Türkiye ilişkileri açısından en iyi bir şekilde değerlendirmeye gayret ettik. 2011 yılında, kültür, sanat ve siyaset alanında etkin olan kuruluşlarla yaklaşık altı aya varan bir ön çalışma yaptık. Neleri yapabiliriz? Hangi etkinlikleri, hangi projeleri hayata geçirebiliriz diye tartıştık. Yıl sonunda, yapılan toplantılar, görüşmeler ve hazırlıklar neticesinde kültür, sanat, eğitim, siyaset, ekonomi, kalkınma işbirliği ve yayın alanında "Eski Dostlar: Hollanda Türkiye İlişkileri Projesi" ortaya çıktı. Proje etkinlikleri Hollanda ve Türkiye’de uygulanmak üzere on sekiz ayrı bölümden oluşmuştu. Ve Ocak ayından itibaren bu etkinlikleri uygulamaya başladık.

 

UETD’nin etkin olduğu alanlar:

Siyasi Katılım ve Sorumluluk,

Ortak Çalışma, Diyalog ve Çok Amaçlı Lobi,

AB-Türkiye İlişkileri sivil vizyon,

İnsan Hakları ve Irkçılık,

Sivil Toplum ve Demokrasi

 

 

 

 

Projemizin ilk hayata geçen etkinliği Evliya Çelebi etkinliği oldu. 20 Ocak 2012 tarihinde, Amsterdam Vrij Universitesinde Türk Dil Kurumu ve SUN Öğrenci Derneği ile ortaklaşa Evliya Çelebi hakkında Hollandaca hazırlanan bir kitabın tanıtımı ve beraberinde minyatür sergisi ve konferansı gerçekleştirildi.

Hatırlanacağı üzere 2011 yılı Birleşmiş Milletler Bilim, Eğitim ve Kültür Kurumu UNESCO tarafından Evliya Çelebi yılı ilan edilmişti. Biz de bunu fırsat bilerek Amsterdam’da düzenlemiş olduğumuz bit toplantıyla, Hollandaca hazırladığımız Evliya Çelebi kitabının tanıtım programını Hollanda Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400’üncü yılı etkinlikleri çerçevesinde Amsterdam’da ilk etkinliğimizi yaptık.

Etkinliğimize daha önce Mevlana, Yunus Emre, Ahi Ervan, Nasrettin Hoca gibi tanınmış düşünürlerle ilgili eserler de kaleme alan Abulwahid van Bommel ve araştırmacı yazar Mehmet Tütüncü katıldılar. Konuşmacılar şu iki noktaya dikkat çektiler: "Aralarında Evliya Çelebi’nin de bulunduğu ünlü Müslüman düşünürlerin görüşlerinin günümüz dünyası sorunlarının çözümüne katkı sunduğunu da ifade eden Abulwahid van Bommel, "Tek reçete değil, ama bütün reçeteler içinde yer alıyor. On reçete varsa bunlardan biri de bu diyebiliriz" dedi, Evliya Çelebi hakkında. Sempozyuma katılan araştırmacı yazar Mehmet Tütüncü de, Evliya Çelebi’nin hayatı ve gezdiği yerler hakkında bilgi verdi. Tütüncü, yedi iklim, 18 padişahlık gezen ve ömrünün 50 yılını seyahatlerde geçiren Evliya Çelebi’nin başından geçenleri ve gördüklerini kendine has yalın bir dile kaleme aldığını kaydetti.

 

 

Aynı günlerde Den Haag’da bir sergi yapıldı herhalde, TÜRKOY Resim Sergisi…

Evet. UETD Hollanda ile Hollanda Türk Müzesi öncülüğü ve EkoAvrasya destekleriyle TÜRKSOY Resim Sergisi Den Haag’da sanatseverlerin beğenisine sunulmuştu. Sergide 20 farklı ülkeden 40 sanatçının eserleri yer aldı. Bunlar Türk Dünyasının ressamlarının eserlerinden oluşmaktaydı. Açılışa AK Parti İstanbul Milletvekili Dr. İsmail Safi’nin yanı sıra Hollanda milletvekili Fatma Kaya Koşer, Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Jan Paul Dirkse, Kazakistan Brüksel Büyükelçisi Erik Utembayev, Kazakistan Lahey Büyükelçiliği Müsteşarı Marat Esenbayev, Azerbaycan Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Elhan Alaskerov, TÜRKSOY Genel Sekreteri Prof. Düsen Kaseinov, Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği Başkanı Hikmet Eren ve Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kürşad Zorlu katıldılar. Sergi açılışında Türk ve Hollanda sivil toplum kuruluşları temsilcileri, sanat severler, Hollandalı dostlarımız, Türk ve Hollandalı siyasetçiler ve seçkin Hollanda Türk medya temsilcileri bizi yalnız bırakmadılar, onlar da hazır bulundular.

Açılışta Türkçe konuşan ülkelerin Unesko’su olarak bilinen TÜRKSOY teşkilatının genel sekreteri Prof. Dusen Kaseinov bir konuşma yaptı. Konuşmasında, TÜRKSOY kuruluşu olarak, Türk kültür ve sanatının tanıtılması ve kültürler arası diyaloğun geliştirilmesi için çalışmalar yaptıklarını ve bu çalışmalardan birisinin de bugün burada sanatseverlerin beğenisine sunulan resim sergisi olduğunu söyledi. Kaseinov, 20 farklı ülkeden 40 sanatçının eserlerinden oluşan bu serginin Türk kültür dünyasının zenginliğinin hem TÜRKSOY’a üye devletlerde hem farklı ülkelerde kültürümüzün tanıtılmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

Türkiye ile Hollanda arasındaki resmi ilişkilerin 400. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde açılan bu serginin son derece önemli olduğunu belirten AK Parti Milletvekili Dr. İsmail Safi, 400 yıldır iki ülke arasında dostane ilişkilerin hakim olduğunu söyledi. İki ülkede sembol olarak kullanılan lalenin ticareti sayesinde Hollanda’nın refah seviyesinde artış yaşandığına işaret eden Dr. Safi, lalenin aynı zamanda dostluk, barış ve birlikteliği sembolize ettiğini ifade etti. Hollanda da yaşayan 400 bine yakın Türk kökenli insanların yaklaşık 300 binin Hollanda vatandaşlığına sahip olduğuna da vurgu yapan Safi, toplumun her alanında etkin olan bu insanların bu sergi örneğinde olduğu üzere iki ülke ilişkilerine olumlu katkıda bulunduğunu anlattı.

 

 

 

 

400. yıl etkinliklerinde Ahilik çalışmalarının önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Nedir bu Ahilik projesi ve etkinlikleri?

Ahilik etkinlikleri, Eski Dostlar projemizin en önemli etkinliklerinden birisini oluşturmakta. Aslında 2011 yılında ilkini Amsterdam’da gerçekleştirdiğimiz Ahilik çalıştayı, 2012 yılında da süreli hale getirilerek devam ettirildi. Bu çerçevede Den Haag, Rotterdam, Deventer ve Leiden’de dört ayrı etkinlik yapıldı. Bunlardan bir tanesi her yıl Türkiye’nin değişik yerlerinde kutlanan Ahilik haftasının bu yıl ik defa Hollanda’da da kutlanmasıydı. Bu çerçevede UETD Hollanda ve HOTİAD işbirliĝi ile "Başlangıcından Günümüzde Ahilik Felsefesi" konulu bir toplantı yapıldı.

Ahilik etkinlikleriyle Hollanda’daki amacımız kısaca şöyle özetlenebilir: Yaklaşık 800 yıl önce Selçuklu ve Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarın örgütlenme ve işletme modeli ve tabiiki ortaya konulan ahlak kurallarının günümüz yaşanılan ekonomik krizle ortaya çıkan ahlak sorununa bir cevap oluşturmasıdır. Ahiliği Hollanda konseptinde güncelleştirerek yeniden yorumlayan Abdülwahid van Bommel, hazırlamış olduğu Hollandaca Ahilik kitabıyla günümüzdeki ekonomik krizin finansal değil, varoluşculukla ilgili olduĝu tezine vurgu yaparak Ahiliğin aradan geçen asırlara rağmen kapsam ve potansiyel olarak uygulanabilir sosyal adalet düzeni olduğunu belirtmekte. Hollanda Türk Müzesi başta olmak üzere, Hollanda’n

ın en büyük sendikalarından FNV, girişimci kuruluşu MVO ile ortaklaşa, Deventer Belediyesi ve Leiden’deki Burini Türk Öğrenci Derneği ve Tover işadamları dernekleriyle dört ayrı etkinlik yapılarak Ahilik düşüncesinin Hollanda’da tanıtımına katkıda bulunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

Örneğin Deventer Belediyesinde yapılan Ahilik etkinliğinde bir konuşma yapan ve iki bin işverenin üye olduğu Hollanda Sosyal Sorumlu Girişimcilik kurumu temsilcisi Martine Breedveld, devletin her şeyi üstlenmemesi gerektiğini söyleyerek, günümüz bireyinin dominant sistem tarafından bencil ve materyalist bir hal aldığını, bireyin manevi ve sosyal
yönünün ihmal edildiğini belirtti. Breedveld, Sosyal Sorumlu Girişimciliğin bu ikisi arasında
bir ahenk kurmak istediğini, devletin bazı işlerini girişimcilerin gönüllü olarak devralmalarına
dikkat çekti. Ahilik sitemi ile Sosyal Sorumlu Girişimcilik arasında bir bağ kurmak gerektiğini
söyleyen Breedveld, örneğin uzun süre işsiz kalanların girişimciler tarafından tekrar iş dünyasına, topluma kazandırılması gerektiğini söyledi. Ahilik ve Sosyal Sorumlu Girişimciliğin aslında dünyaya bir bakış açısı olduğuna dikkat çeken Martine Breedveld, Ahilik sisteminin Hollanda’da tanıtılması, yaygınlaştırılması gerektiğini önerdi.

 

 

Türkiye’de de bazı etkinlikleriniz oldu 400. Yılı kutlamaları çerçevesinde. Biraz da bu etkinliklerden bahseder misiniz?

Eski Dostlar Projemizin hedef gruplarından bir tanesi de Türkiye kamuoyu idi. Bu çerçevede, bir sivil toplum kuruluşunun gücü doğrultusunda, Türkiye’deki partnerimizle ortaklaşa Mayıs ayının başında Konya’da, Haziran ayının başında Ankara’da, Aralık ayının başında Karaman’da ve devamla Kayseri ve Yozgat’ta Resim Sergilerimiz sanatseverlerin va halkın beğenisine sunuldu.
Eski Dostlar Resim Sergisinin yapıldığı kentlerle Hollanda arasında özel ilişkiler var. Bu kentler 50 yıl önce Hollanda’ya göç vermiş. Bir çok insanımız bu kentlerden Hollanda’nın değişik şehirlerine gelerek hayatlarını sürdürmüşler ve Hollanda Türkiye arasında adeta bir köprü oluşturmuşlar. 400. Yıl vesilesiyle bu dostluk ilişkilerinin bir tezahürü olarak, adeta bu kentlere bir teşekkür mahiyetinde söz konusu sergi etkinliklerimiz yapılmıştır.
Sergideki otuz üç ayrı eserde ortaya konulan kompozisyon

1612 yılında Hollanda Osmanlı arasında başlayan ve tarih içerisinde gelişen ilişkiler hakkında ilgi duyanlara bir fikir vermektedir. Sergide yer alan resimler ilişkilerin bilinmeyen ve az konuşulan yönlerini ortaya çıkarmaktadır. Örneğin ilk Hollanda Büyükelçisi Cornelis Hage’nın Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerini ziyareti gibi. Resimlerde, daha çok tarihsel olaylarla manevi şahsiyetler arasında ilişkilere yer verilmiştir. Sergideki resimleri büyük bir itina ve özveriyle hazırlayan Muhammed El-Fers, uzun yıllar Hollanda’da Türk kültürü ve Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunmaktadır. Bu çerçevede hazırladığı Mevlana, Yağlı Güreşler, Mehter Hollanda’da, Kur’an’da Hz. Meryem DVD belgeselleri ilk akla gelen çalışmalarıdır.
Konya’da Kule Sitede, Ankara’da Estergon Türk Kültür Merkezinde, Karaman Belediyesi ve diğer kentlerde sergilenen bu sergiler Hollanda’da akrabaları olanlar tarafından merakla ziyaret edilmiş, Türkiye ile Hollanda arasında duygusal bir bağ kurulmasına katkıda bulunulmuştur.


Resim sergilerinin açılışına siyasiler, belediye başkanları ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de ilgi göstermişlerdir. Örneğin Ankara’daki serginin açılışına Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, AK Parti İstanbul milletvekili ve KEİPA Türk Grup Başkanı Dr. İsmail Safi, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün, Sayıştay 2. Başkanı Fehmi Başaran, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği genel sekreteri Salih Altınışık, EkoAvrasya Başkanı Hikmet Eren, Ankara Akörenliler Derneği Başkanı Ekrem Kayhan katılmışlardır.

Hengelo ve Rotterdam’da Lale belgeseli ve devamında konferanslar oldu. Lale Türkiye’nin mi? Hollanda’nın mı sembolüdür?

Lale, her şeyden önce tarih içerisinde Hollanda Türkiye dostluğunun sembolü olmuştur. Dolayısıyla Lale hem Türkiye’nin hem Hollanda’nın sembolü olmuştur. Her iki ülke ve toplum Lale’ye sahiplenmişlerdir. Ancak Lale, Orta Asya’dan Türklerle birlikte Anadolu'ya, Anadolu'dan da Avrupa’ya adeta Hollandalılar tarafından gelmiştir. Lale aslında Türkler gibi göçmen bir çiçektir. İstanbul’dan Viyana’ya, oradan Leiden’e gelmiştir. Ama son yıllarda "İstanbul Lalesiyle Buluşuyor" projesiyle Lale tekrar İstanbul’a geri dönmüştür. Lale’nin tarihi Türklerin tarihine biraz benzer. Sürekli göç yaşamıştır Lale, Türkler gibi. İşte biz bu ki ülkenin sembolü olan Lale’yi bu yıl daha geniş kitlelere tanıtmak için organize ettiğimiz etkinliklerle ulaştırmayı amaçladık. Cengiz Özdemir ve Ton Okkerse tarafından hazırlanan ve 50 dakika süren Lale belgeseli Türkiye Hollanda ilişkilerinin önemli bir boyutunu anlatmaktadır. Bu gerçeğin altının çizilmesi gerekmektedir. Biz buna sadece vesile olduk. Lale dostluğunun ve kardeşliğinin tarihe geçmesi için yeni bir belgesel hazırlamaktayız.

Konferanslara gelince araştırmacı yazar Mehmet Tütüncü bey vermiş olduğu konferanslarda Türkiye Hollanda ilişkilerini 1612 den daha ileriye götürmekte. Halen Güney Hollanda'nın şirin bir kasabası olan Sluis’de belediye binasında asılı bir tablo tasviri ile yola çıkan Tütüncü, 1600`lı yılların başında her iki ülkenin de siyasi ve ekonomik konumları hakkında genel bilgi veriyor. Gösterdiği tabloda tasvir edilen İspanya’nın elinde esir düşmüş Kuzey Afrika kökenli Osmanlı leventlerinin Hollanda tarafından bir baskın sonucu tesadüfen kurtarılmaları ile dönemin dünya devleti Oslanlı imparatorluğu ile ilişkiye geçmek, bir jest gösterisinde bulunmak için Hollanda’nın bir fırsat yakaladığını anlatan Tütüncü, 1548-1648 yılları arasında süren ve 80 yıllık savaşlar olarak bilinen koyu Katolik İspanya direnişinde Hollanda’nın Osmanlı’dan çok destek aldığını belirtiyor. O günkü Osmanlı coğrafyasının bugünkü 46 ülkeye tekabül ettiğini belirtilen Tütüncü, Osmanlı’nın Hollanda’yı muhatap almasının kendi bağımsızlıklarının tanınması açışından önemli bir prestij kaynağı olduğunu vurguladı. Tütüncü Hollanda’nın ilk elçisi olan Haga’nın ilk ziyaretindeki bazı az bilinen detaylara değindi. Dönemin dirayetli deniz komutanı Kayserili Halil Paşan’nın üstün zekası ile ilk elçi Cornelis Haga’nın masraflarını karşılaması için cebinden borç vererek ve Sultan Ahmet’in kabul etmesinde etkin olabilmesi için padişahın manevi hocası Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerini ziyaret ettirmesini anlattı. Uzun zahmetler sonucu Osmanlı Sultanı tarafından kabul edilen ve 55 maddelik ahitnameyi imzalayan Haga’nın bu sayede altın çağını yaşayan Hollanda’nın Akdeniz’de rahat ticaret yapabildiğini belirtti.

Söz Lale'ye gelmişken, proje etkinlikleri arasında bir de Lale Kardeşliği Belgeseli var herhalde. Neyi içeriyor bu belgesel?

İnsanlar gibi milletlerin kaderinin değiştiği anlar vardır. Türk milletinin kaderi Kurtuluş Savaşı ile değişmiştir. Tam bitti sanılan anda bir millet, binlerce yıllık devlet geleneğini sürdürmüş, dünyaya meydan okuyarak ayakta kalmayı başarmıştır. Kurtuluş Savaşı boyunca İstanbul’da açık kalan tek elçilik, Hollanda elçiliğidir. Ve o elçilik, yüzlerce yıl önce İstanbul’da açılan ilk elçiliktir. Hollanda’nın kaderi "O" elçinin Osmanlı gibi bir İmparatorluk’tan aldığı imtiyazlarla değişmiştir. Cornelis Haga’nın Sultan I. Ahmet ile kurduğu dostluk, gün gelecek Hollanda’nın İspanya’ya karşı bağımsızlık mücadelesini başlatacaktır.

Hollanda’da ilk lale 1594 yılında yetiştirilir. Cornelis Haga’ya İstanbul’da hediye edilen lale soğanları, 400 yıldır kesintisiz süren bir dostluğun simgesi olacaktır. Bir önceki soruya verdiğim cevapta da ifade ettim. Lale, hem Hollanda hem de Türkiye tarihinde çok önemli yere sahiptir. İstanbul’da estetik, mimari ve edebiyatın zirve yaptığı dönemin adı "Lale Devri"dir. Amsterdam’da ise borsada ulaştığı zirve "Lale Çılgınlığı" olarak anılır. Her iki dönemin de sonu hazindir. Biri halk isyanıyla biter, diğeri borsadaki büyük çöküşü izleyen intiharlarla… Bugün Hollanda’nın en önemli gelir kaynağı lale üretimidir. Bugün İstanbul’un en güzel mevsimi, lale mevsimidir. Orta Asya dağlarının ömrü kısa, vefası uzun çiçeği, birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan iki milletin tarih sahnesinde iniş çıkışlarla dolu geçmişinde olduğunda gibi, geleceğinde de sembol olmaya devam edecektir. Türkiye ile Hollanda Lale Kardeşliği ile birbirine bağlanmıştır… Türkiye ile Hollanda arasında 400 yıllık ilişkinin anlatıldığı "LALE KARDEŞLİĞİ" belgeselinde iki ülke arasında ilk kez yayınlanacak olan yazışmaların yanı sıra, konunun uzmanı akademisyen ve siyasetçilerin görüş ve değerlendirmelerine yer verilmektedir. Belgesel, uluslararası standartlarda "High Definition" olarak 16/9 boyutundadır.

Bir de yakın çağ tarihindeki ilişkiler var projenizde. Son 50 yılda yaşanan göç hikayesinin de belgeselini hazırlamaktasınız. Nedir bu belgeselin içeriği?

Evet. 400 yıllık ilişkinin son elli yılı oldukça farklı ve bir o kadar da hareketli Hollanda Türkiye ilişkileri açısından. Bir iş gücü göçü neticesinde Hollanda’ya gelen insanımız burada hayatını devam ettirmektedir. İki yıl sonra tam 50 yıl olacak Türklerin Hollanda’ya gelişleri.

Bilindiği gibi g

 

öçler dünya insanlarını birbirine teyelleyen ilmektir. Bir iki yıl sonra ellinci yılını idrak etmekte olacağımız göç Hollanda ve Türk toplumunu tarihte hiç olmadığı kadar bir araya getirmiş, dostluk ve kültürel sentez köprüleri kurmuştur. İşte biz de buradan hareketle ve tabii ki 400 yıl vesilesiyle "Göçün 50. yılının şarkısı" adlı bir belgesel yapalım dedik.
Bu belgeselde, Hollanda’da bizler adına mevcut olan her şeyin temelini atan birinci nesil olmak üzere, yıllar içinde siyasette, girişimcilikte, sanatta, kültürde, medyada, sivil toplumda kök salanları temsil edenlerle yapılan söyleşilere yer verilmekte. Birinci nesil göçmenler bugün Hollanda’da bizler adına mevcut olan her şeyin temelini attı. Yetmişli yıllarda Türkiye yetmiş sente muhtaçken ülkeyi dövizleriyle ayakta tuttu. Ülke içi yatırımı teşvik etti. Canlandırdı. İşçilerin çocukları yüksek öğrenim görmeye başladı. Hollanda’daki girişimcilerimizin sayısı toplam Türk göçmen nüfusla karşılaştırıldığında bayağı yüksektir. Türkçe merkezli medya da yine sayımızla orantılı ele alındığında bayağı çeşitlilik ve nicel çokluk göstermektedir. Keza aynı övgüyü sivil toplum örgütlerimize de yöneltebiliriz. Yazarlarımız, sanatçılarımız, müzisyenlerimiz de bu tabloda mutena bir yere sahiptir.
İşte 50. yıl ve Göçün Şarkısı adlı belgeselimiz bu eşsiz insanlık deneyimine ışık tutmayı hedeflemiş olan mutena bir çalışmadır. Bu belgeseli oluştururken Gazeteci İlhan Karaçay, Yazar ve Sivil Toplum Organizatörü İsmail Polat, İOT(Türkler İçin Danışma kurumu) eski başkanı Emin Ateş, Meram Restoranlar Zinciri hissedarlarından/sahibi Erdoğan Yüce, HTIB (Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği) başkanı Mustafa Ayrancı, Yazar Sadık Yemni, Klasik Besteci Meliha Doğuduyal, PvdA’dan (İşçi Partisi) Milletvekili Tunahan Kuzu, Eski Milletvekili Fadime Örgü, Eski IOT Başkanı Sabri Kenan Bağcı, sivil toplum kurucularından Ali Sarı, girişimcilerimizden KOÇ sucukları sahibi Hikmet Gürcüoğlu, gençlik liderlerinden Mahmut Sungur ile söyleşiler yaptık.

Herhalde bir de çok sesli senfoni çalışması var…


Evet, Hollanda’daki genç sanatçılarımızdan Murat Ay’ın büyük bir titizlikle hazırladığı `1612 Çok sesli Türkiye Hollanda ilişkileri senfonisi‘ çalışması yer almakta etkinliklerimiz içinde.

06.30 dakika süren 1612 Senfonisi, 1612 yılında Oranje Hanedanlığından Büyükelçi Cornelis Haga'nın bir kafile ile Hollanda‘dan yola çıkıp Osmanlı topraklarına ulaşmasını, Topkapı Sarayı'na varışlarını, Topkapı Sarayı'nın kapısı Bab-ı Hümayun'a doğru ilerlemelerini, Babüsselam'a varılmasını, Mehter Takımı'nın kafileyi karşılamasını, yeniçerilerin gösterisini, Osmanlı Padişahı l. Ahmet'in huzuruna çıkışını anlatmaktadır. İki ülke arasında imzalanan ilk sözleşme, iki kültür ve ekonominin birleşerek daha güçlü ve çok kültürlü oluşunu, o dönemde mistik akımların modasını anlatmaktadır.

 

"Eski Dostlar: Hollanda Türkiye İlişkileri Projesi"nin genel anlamda amacı neydi ve amaç grubunu kimler oluşturmaktaydı?

Efendim. 2012 bizim için, yani Sivil Toplum Kuruluşu için çok önemli bir fırsattı. Bu fırsatı en etkin bir şekilde kullanmalıydık. 400 yılda gelen bir fırsattı bu. Heba edilmemeliydi. İşte bu motivasyonla, projemizde yer alan etkinliklerle kendi insanımıza ve gençlerimize ve içinde yaşadığımız ülke insanına Türk kültür değerlerinin ve Türkiye’nin tanıtılması, diğer taraftan Türkiye’de de Hollanda ve iki toplum ilişkilerinin tanıtılması amaçlanmaktaydı. Bununla birlikte proje etkinliklerimizin bazılarında iki ülke arasında son elli yılda yaşanan göç olgusuyla Hollanda’da oluşan Türk toplumunun çok yönlü konumuna da dikkat çekmeyi amaçladık. Böylece bir taraftan Hollanda’da Türklerin ve Türkiye’nin imajının iyileştirilmesine katkıda bulunmak yani bir kamu diplomasisi örneği vermek diğer taraftan Türkiye-Hollanda ilişkilerinde Hollandalı Türklerin olumlu bir rol oynamanı sağlamak hedeflenen noktaydı. Dolayısıyla projemizdeki etkinliklerin hedef grubunu genel anlamda öncelikle iki ülke halkı oluşturmaktaydı. Özelde ise, gençler, öğrenciler, sanatseverler, yazarlar, siyasetçiler hedef grubumuzdu. ında gerçekleşti. Proje nasıl ortaya çıktı?kleşen 400. Yıl etkinlikleri çerçevesinde; iki ülkede eğitim ve bilgilendirici sergiler, farklı kültürel ve sektörel toplantılar, kalkınma işbirliği ve ticaret ile ilgili toplantılar, oryantasyon programları, belgesel çekimi ve tanıtım programları, konserler ve sunumlar gibi aktivitelerin yapılmıştır.

 

 

 

 

İlk 400 yıl kutlamaları etkinliğiz ne oldu? Nasıl ve Nerede gerçekleşti?

Efendim bir de çalıştaylar var proje etkinlikleri arasında. Örneğin Kasım ayının son haftası Amsterdam’da organize edilen bir çalış tayda Kalkınma İşbirliği üzerinde duruldu. Konu neydi?

Çok ilginç bir konuydu o çalıştayda konuştuğumuz. Hollanda Türkiye ilişkilerinin farklı bir yönünü ortay koyduk. Hollanda’nın Türklerken, yani Kayserili Halil Paşa’dan 1612 yılında borç para aldıklarını öğrendik. Toplantıya UETD Hollanda yanısıra Hollanda merkezli Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (Cordaid), Ortak Çalışan Müslüman Yardım Kuruluşları Birliği (SMHO), yardım kuruluşu Wilde Ganzen kuruluşundan konuşmacılar katıldı. Wilde Ganzen 1957 yılında Hollanda’da topladığı ilk yardım parasını, o yıllarda Türkiye’de meyadana gelen bir deprem için kullanmış ve bu kampanya ile Wilde Ganzen resmen kurulmuş. Şimdi tüm dünyaya yardım ediyorlar. Toplantıda iki ülke arasındaki yardımlaşmaya dikkat çekilirken, artık Hollandalı Türklerin Afrika ülkeleri başta olmak üzere yardımlarını dünyanın en fakir ve ihtiyaç sahibi olan ülkelere gönderdiklerinin tespiti yapıldı. Türkiye’nin eskisi gibi yardım alan bir ülke olmayıp, yardım eden bir ülke olduğu üzerinde duruldu.
Devamla 400 yıl önce İstanbul’a giden Hollanda’nın ilk büyükelçisi Cornelis Haga’nın dönemin padişahı 1. Ahmet’in huzuruna çıkmayı beklerken parasının bittiğini ve kendisine rehberi Kayserili Halil Paşa’nın 3.000 Florin verdiğini büyükelçi Cornelis Hage’nın hatıratlarında yer aldığı belirtildi.

Bir yıl boyunca hem Hollanda’da hem Türkiye’de kayda değer etkinlikler yapılmış. Değinmediğimiz etkinlik kaldı mı?

Etkinliklerimizin Aralık ayı takvimi var elbette. Aralık ayında oldukça kalabalık bir program bizi bekliyor. Bunlardan bazıları şöyle: 3 Aralık’ta Leiden Üniversitesinde Biruni Öğrenci Derneği ve TOVER işadamları derneği ile ortaklaşa Ahilik kitabının tanıtım29 Aralık Cumartesi akşamı Amsterdam’da organize edilecek ve İstanbul’dan Reha Sağbaş ve sanatçı arkadaşlarının katılacağı bu etkinlik Eski Dostlar Projesinin bu alanda son etkinliği olacaktır. Vrije Üniversitesi Anatolia Türk Öğrenci Derneği ile ortaklaşa yaptığımız bu Osmanlı Gecesi programı Kanal Avrupa tarafından da canlı olarak yayınlanacak. Tüm okurlarımız ve halkımız davetlidir.

Vermiş olduğunuz cevaplar için teşekkürler..

Derginizde etkinliklerimize yer verdiğiniz için ben de teşekkür ederim. Bu söyleşiyle birlikte Hollanda Türk tarihine bir imza atmış olduk.

 
toplantısı, 4 Aralık’ta TURKISH LEADERSHIP SOCIETY ile ortaklaşa Siyasi ve Diplomatik İlişkiler Çalış tayı, 19 Aralık’ta Avrupa İslam Üniversitesinde sanatçı Yasemin Sözer ve Hollandalı keramik sanatçısı Francine Bisscheroux tarafından hazırlanan 400 yıllık dost portreler, ilk Hollanda büyükelçisinin 1612 yılında Schiedam İstanbul arasındaki takip ettiği güzargahı anlatan harita, çeşitli madalyonlar üzerinde durmadığımız, değinmediğimiz etkinlikler arasında sayılabilir. Ancak 2012 yılının sivil alanda yapılan etkinlerin finali, kapanışı olarak gördüğümüz Osmanlı Müzik Akşamı programını burada hassaten ifade etmekte yarar görüyorum.