Hollanda’nın yüzde 58’inin belirli bir dine ya da inanç grubuna bağlı olmadığını beyan ettiği ifade edilmektedir.


  • Kayıt: 19.04.2026 12:17:59 Güncelleme: 19.04.2026 12:18:46

Hollanda’nın yüzde 58’inin belirli bir dine ya da inanç grubuna bağlı olmadığını beyan ettiği ifade edilmektedir.

Nejat SUCU

Hollanda’da din, inanç, Hristiyanlık ve kiliseye bağlılık; 1849 ile 2022 yılları arasında, aydınlanma (verlichting/emancipatie) süreciyle birlikte önemli değişimler göstermiştir. Sosyal devletin toplumun açlık, kıtlık ve yoksulluk sorunlarına çözüm üretmesiyle birlikte, 1849 yılında Hollanda toplumunun neredeyse yüzde 100’ü bir dine bağlıydı.

Günümüzde ise Hollanda’nın yüzde 16’sı Katolik, yüzde 16’sı Protestan, yüzde 6’sı Müslüman ve yüzde 7’si Ortodoks, diğer Hristiyan ve Musevi inanç gruplarına mensuptur. Buna rağmen yüzde 58’lik kesimin tamamının inançsız ya da ateist (ketter/goddeloos) olduğunu söylemek doğru değildir.

Bugün bazıları Hollanda nüfusunun yüzde 58’inin dinsiz olduğunu iddia etse de, her kiliseye veya camiye gitmeyeni “dinsiz” olarak nitelendirmek doğru değildir. 19 Nisan 2026 verilerine göre 18 milyon 148 bin 137 nüfusa sahip Hollanda’da, son 100 yılda eski sömürgelerden gelenler ve 1960 sonrası iş gücü göçü ile toplum daha çok kültürlü ve çok inançlı bir yapıya kavuşmuştur.

Bir Hollandalı, kiliseye ya da camiye gitmeden de iyi bir vatandaş, iyi bir Müslüman veya iyi bir Hristiyan olabilir. Nitekim kendisini herhangi bir ruhani lidere ya da din adamına bağlı hissetmeyen Hristiyanlar ve Müslümanlar da bulunmaktadır. Hollanda’da din ve inanç özgürlüğü, yasalar ve anayasa ile güvence altına alınmıştır.

Hristiyanlıkta gerileme ve kiliselerin boşalması

Son yıllarda Hristiyanlık inancına bağlılıkta ve kilise üyeliğinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. 2025 yılı itibarıyla Hollanda’da yaşayanların yaklaşık yüzde 16’sı Katolik, yüzde 23’ü ise Protestan kiliselerine bağlıdır. Diğer inanç grupları içinde Müslümanlar yaklaşık yüzde 6’lık oranla, yani yaklaşık 825 bin kişi ile önemli bir yer tutmaktadır.

1960’lı yıllarda başlayan iş gücü göçü ile Hollanda’ya yerleşen göçmenlerin sayısı 1 milyon 200 bini aşmıştır. 2024 yılında nüfusun yüzde 7’si kendini Müslüman olarak tanımlarken, bu oran 2025’te yüzde 6’ya düşmüştür.

Kiliselerin toplumu Hristiyanlık etrafında tutmak için kullandığı aforoz ve endüljans gibi uygulamalar etkisini yitirmiştir. Bu nedenle farklı mezhepler, aralarındaki görüş ayrılıklarına rağmen birleşerek varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır.

Aforoz, bir kişinin dini topluluktan dışlanması anlamına gelen bir yaptırımdır. Katolik kilisesindeki “excommunicatie” uygulaması, geçmişte dinden uzaklaştırma ve cezalandırma amacıyla da kullanılmıştır.

1970’lerden itibaren kilise üyeliklerinde yaşanan düşüş nedeniyle birçok kilise ekonomik sıkıntıya girmiş ve Hollanda genelinde 2000’den fazla kilise binası satılmış ya da farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Enschede, Arnhem, Amsterdam, Rotterdam ve Groningen gibi şehirlerde bazı kiliselerin camiye dönüştürüldüğü görülmektedir. Bu durum bazı kesimler tarafından olumlu karşılanırken, bazıları tarafından eleştirilmektedir.

Hollanda’da İslam ve Müslümanlar

Hollanda’ya yerleşen Suriyeli, Afgan, Bosnalı, İranlı ve Iraklı göçmenlerin büyük çoğunluğu Müslümandır. Ayrıca Endonezya, Surinam ve Moluk Adaları kökenli Müslüman topluluklar da ülkede yaşamaktadır.

Hollanda’da 450’yi aşkın cami, mescit, vakıf ve dernek bulunmaktadır. Bununla birlikte her Müslümanın düzenli olarak bir camiye üyeliği bulunmamaktadır. Uzun süre ibadet etmeyen bir kişinin dinden çıktığı söylenemez; kişi dilediğinde yeniden ibadet hayatına dönebilir.

İslam’da kimsenin bir başkasını dinden çıkarma yetkisi yoktur. İnanç, birey ile Allah arasında bir meseledir.

Pandeminin etkisi

2020-2022 yılları arasındaki pandemi döneminde, toplumun evde kalmaya yönelmesiyle birlikte kilise ve cami ziyaretlerinde yüzde 25’e varan düşüşler yaşanmıştır. Bu süreç, ibadethanelerin ziyaretçi olmadan sürdürülebilirliğinin zor olduğunu da göstermiştir.

Toplumsal değişim ve yeni nesiller

Hollanda’da son yarım yüzyılda ekonomik refahın artmasıyla birlikte insanların inanç yerine daha çok ekonomik ve bireysel değerleri ön plana çıkardığı gözlemlenmektedir. Evlilikler artık daha çok bireysel tercihlere dayanmaktadır.

Geçmişte Katolik ve Protestanlar arasında evlilikler ciddi şekilde sınırlıyken, günümüzde bu ayrımlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Çok kültürlü yapı içinde karma evlilikler artmakta ve bu durum yeni bir toplumsal yapı oluşturmaktadır.

Sonuç

Hollanda toplumu giderek daha çok kültürlü, çok kimlikli ve farklı inançların bir arada yaşadığı bir yapıya dönüşmektedir.

İnsanlar aynı inancı paylaşmak zorunda değildir; ancak birbirlerinin inançlarına saygı göstermek demokratik toplumun temelidir. İnanç özgürlüğünün korunması, hem inananlar hem de inanmayanlar için büyük önem taşımaktadır.


Saygılarımla.